Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
21 Aralık 2012 Cuma
Eşek ve Kul Hakkı

Birkaç gün önce Balıkesir de yaşlı bir kadının eşeğine gösterdiği ilgiyi televizyon ekranında izleyenlerimiz sanırım çok farklı duygular yaşamıştır. Biçare hayvan, yılların yıprattığı bedenini yorgun ayakları artık taşıyamaz olmalı ki,  kalakalmıştı yolun ortasında. Sahibinin merhamet ve şefkat dolu sözleri de onu tekrar ayağa kaldırmaya yetmemişti. Bu tabloyu seyredenlerin kendi yaşam felsefelerine göre bir yorumu elbette olmuştur. Benim dikkatimi çeken ve sizinle paylaşmak istediğim boyutu, yaşlı kadının eşeğinden helâllik istemesidir. Bu sevimli ninemizin hepimize dağıtsa yetecek kadar büyük olan, yüreğindeki insani değerleri bundan daha iyi hangi sözü ifade edebilir ki? Allah Teâlâ"nın sakın benim huzuruma kul hakkıyla gelmeyin uyarısına rağmen, kalplerimizde sadece kırıntıları, dillerimizde mırıltıları kalmış bir yaşam felsefesini, bizlere bir hayvanla hatırlattığın için sana minnettarım sevgili ninem. Ellerinden öpüyorum. Senin eşeğine gösterdiğin bu vefayı, insanlar artık bir birine göstermez oldu.

 

 

  Hadi bu konuda toplumun birbirine yabancılaştığını var sayalım. Ya en çok değer vermemiz gereken anne babaların hakları ne olacak?  Ne acıdır ki, günümüzde anne babası yaşlanınca,  rahatı bozulacak, eşi istemeyecek, kendisine yük olacak diye onlarla ilgilenmeyenler, şefkat ve merhamete en çok ihtiyaçları olduğu bir zamanda onları yalnızlığa mahkûm edenler, bu yaşlı kadının eşeğine davranışını görünce ne düşündüler doğrusu merak ediyorum. Akıbeti toprak olacak bir hayvandan helallik istenirken, anne babasını dövenler, sövenler işte o gün gelince emin olun, ”Keşke ben de toprak olsaydım.” (Nebe/40) diyeceklerdir.  Bu konuyla ilgili çocukluk yıllarımda ihtiyar babasını küfeye koyarak evden uzaklaştıran, sonrada bir tarlaya atan evladın hikâyesi beni çok etkilemişti. Sanırım günümüz de değişen sadece küfe oldu. Çünkü zamanımızın anne babaları yaşlanınca sahipsiz kalmaktan artık endişe etmeye başladı.

 

 

   Benim bu konuyla ilgili naçizane bir önerim olacak.  İnsanların bir başkasına hakaret etmek için söylediği bir hayvandan, helallik isteyen ülkemin güzel insanının bu görüntüsünü bu işin uzmanları alsınlar ve tüm eğitim kurumlarında ders olarak okutsunlar. Kul hakkı konusunda nasıl yerlerde süründüğümüzün acısını yüreğinde hissedenlerin bu tablodan alacakları ve insanlara verecekleri emin olun o kadar çok şey var ki.  Bu gün toplum olarak geldiğimiz nokta bir defa daha göstermektedir ki, kendi medeniyetimizin köklerine dönmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.  Öyle bir medeniyetti ki, ırmağın suyuna kapılmış giden bir meyveyi alıp bir defa ısırdıktan sonra, bunun bir sahibinin olduğunu düşünerek onu arayıp bulan, fakat bahçe sahibinin meyveyi helal etmesi için yıllarca yanında çalışan insanların hassasiyetiyle inşa edilmişti. Misafirlikte izinsiz meyveye batırılan bir iğnenin suyunu çocuğunun huyunda arayan insanlardan, evlatlarının arsızlığını ve hırsızlığını yanlış yerlerde arayan insanlara nasıl geldiğimizin cevabı mutlaka bu kul hakkında aranmalıdır.

 

 

    Bu konuda yazacak o kadar çok şey var ama en üzüntü vereni, Allah Teâlâ"nın bağışlamadığı bir günah olan ve şirkle aynı gördüğü kul hakkının, insanların uyanıklığın, maharetin ve pratik zekânın bir neticesi olarak algılamaya başlamış olmalarıdır.  Bunları yazmak elbette hoşuma gitmiyor. Fakat bu toplumda her tedbire rağmen hırsızlığın artmasını, kaza yapan insanlara yardım etmeyip mallarının yağmalanmasını, çalışanın hakkının gasp edilmesini, en ufak hatada insanın fırçalanmasını, insanlara atılan iftiraları, dedikoduları, su-i zanları, fırsatçıları, kamu malına verilen zararları, kul hakkı dışında ifade edebilecek başka bir kavram da yoktur.

Bu yazı toplam 19068 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0104
Güneydoğu Haber