Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
05 Şubat 2014 Çarşamba 08:47
YAŞANMAMIŞ HAYATLAR

  “Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kötüdür.” (Nahl Suresi,58-59) “Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda, hangi günahtan dolayı öldürüldü? Diye” (Tekvir Suresi,8-9)

 

  Allah Teâlâ’nın insana verdiği en büyük hakkın yaşam hakkı olduğu, bu hakkı her hangi bir kişiden mahrum etmeyi ya da yok etmeyi hiç kimseye vermediği gibi, insanları idare edenlerin de bunu garanti altına almasının önceliği olduğunu biliyoruz. Fakat insan bu konudaki sınavında ne yazık ki başarılı olamamıştır.

 

  Özellikle, tarihe Cahiliye Dönemi diye kötü bir not düşülen,  bilgisizlikten ziyade Allah’a şirk ve isyanın zirve yaptığı bir dönem var ki, yukarıda yazdığım iki ayet bu dönemi en çarpıcı şekilde ifade etmektedir. Dikkat edilirse bu ayetler insanların yaşam hakkına karar vermede hem bir ayrımcılığı, hem de hayatı daha tanımamış masum insanları kapsamaktadır.

 

   Nahl suresindeki ayetlerden kız çocuğu haberini alınca insanların ruh halinin ne olduğunu, bunun en kötü neticesini de Tekvir Suresindeki ayetlerin ifadesinden anlamaktayız. Yaşanmış en çarpıcı örneği ise, Hz. Ömer’in kız çocuğunu bizzat eliyle kuma diri diri gömerek öldürmesidir ki, Müslüman olduktan sonra, “Hayatım boyunca ne zaman hatırlasam hep üzülmüşümdür”diye pişmanlığını ifade etmiştir.

 

  Babaların kız çocuklarına karşı oluşturduğu bu olumsuz algı, maalesef bizim ülkemizde de genel bir anlayış biçimi haline getirilmişti. Kız çocuğu müjdesi verildiğinde bazılarının ortaya koyduğu ruh halini, o çocuğu ve eşine bakış açısını, insanlar içinde ona sahiplenme algısını burada yazmaya gerek görmüyorum. Çünkü bu konuda yazılı ve görsel o kadar örnek var ki, her kesin yeterince bilgisi olduğu kanaatindeyim.

 

   İnsanlarımızın kötü bir miras olarak taşıdığı bu toplumsal anlayış, son yıllarda kaybolmaya başlamıştır. Bu algının değişmesinde hem toplumun bilinçlenmesinin yanında, özellikle de doğan pek çok çocukta sağlık problemi yaşanmasının etkisi de vardır. Günümüzde artık anneler kadar babalarda doğacak çocuğun cinsiyetinden ziyade,  sağlıklı bir şekilde doğmasını temenni etmektedirler.

 

   Şu an ülkemizde, bir şekilde zihinsel ve bedensel sağlık problemi yaşayan 8,5 milyon “Engelli” diye genel bir tabir kullanılan insanımız bulunmaktadır. Bunlar içinde dünyaya sağlık problemiyle gelen olduğu gibi, hayatının her hangi bir döneminde bununla karşılaşan ve bunda sonraki yaşamını bu şekilde sürdürecek insanlarımızda bulunmaktadır.

 

  Ve bir gün, her hangi birimiz ya da ailemizden biri,  bu insanların arasına katılabilir. Onlar mı? Bizden sadece yaşamlarının kalitesini arttıracak, fedakârlıklar istiyorlar. Öyleyse, bu özel insanlarımızın hayatlarını lütfen yaşanır hale getirmek için bir şeyler yapalım. 

Bu yazı toplam 14675 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0098
Güneydoğu Haber