Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
11 Aralık 2012 Salı
ÜMİDE ÇAĞRI

Ümitsizlik ve karamsarlık insan hayatının her hangi bir evresinde ortaya çıkabilecek manevi engellerden birisidir. Bireysel olmasının yanında bir de toplumsal boyutu vardır ki, ihmal edilmeden, acil olarak çözümler üretilmesi gerekmektedir. Tarih boyunca tüm peygamberler, topluma yön veren kanaat önderleri ya da savaşta ordusunu yönetenler ümitsizlik düşüncesini insanlardan uzaklaştırmak için, kendilerine mahsus çok özel yöntemler kullanmışlardır. Bunlardan bir kısmı ise,  günümüz insanına yol haritası olacak kadar değer taşımaktadır.

 

  İşte insanın bu zaafını bilen Rabbi ona karşı ümit ve rahmetini hep öne çıkarmış, her ne surette olursa olsun, yaşadığı hayattan ve kendisinden asla ümit kesmemesini tavsiye etmiştir. Allah resulünün sahih kaynaklarda geçen ve ashabına anlattığı geçmiş ümmetlerin birinde doksan dokuz adam öldürdükten sonra hatasını anlayan ve bütün bunlara rağmen bağışlanma ümidiyle bir arayışa giren ve sonunda da bunu elde eden kişinin hikâyesini anlatması, insanın dünyevi ve uhrevi anlamda ümidini hiçbir zaman kaybetmemesine yönelik güzel bir örnektir.

 

  Ashabını bu örneklerle eğiten peygamberimiz, aynı zamanda onların en sıkıntılı anlarında öyle ümit verici sözler söylüyordu ki, yıllar sonra insanlar bunlara şahitlik ediyorlardı. Örneğin Ahzap Savaşı esnasında hendek kazılırken, O eline aldığı bir balyozla kırılamayan bir kayaya her vuruşunda bir parçasını koparıyor ve açlıklarını bastırmak için midelerinin üzerine taş bağlayan insanlara o günün süper devletleri İran ve Bizans"sın fethedileceği müjdesini veriyordu. Bir başka zaman, yokluktan ve çaresizlikten bunalan ashabına,”Bir gün gelecek sofralarınıza yemek olarak haşlanmış etler gelecek ve bu günleri bir daha asla yaşamayacaksınız.” Buyuruyordu.  Gerçekten de birçok insan o günlere erişmiş, bazıları ülke yönetiminde ciddi görevlere getirilmişlerdir.

 

  Günümüz insanı bütün bu referanslardan uzaklaşınca, modern ilmin getirdiği yöntem ve yaşam anlayışında bir türlü kalbi sükûnete kavuşamamaktadır. Bunun yanında din adına ortaya konan yanlış algılar sonucu da bazı insanlar, samimiyet, ihlâs ve takva adına gülerken bile, ”Acaba hata mı yapıyorum?” diye tereddütler yaşayabilmektedir. Çünkü Allah resulünün;” Benim bildiğimi siz bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz,”hadisini onun zihninde iz bıraktıranlar, bu hadisin devamında, Allah Teâlâ"nın peygamberine kullarını ümitsizliğe düşürmemesi konusundaki uyarısını,  hep es geçmişlerdir.

 

  Elbette insan olmanın gereği hepimiz bazen ümitsizlik ve karamsarlık yaşayabiliriz. Fakat bütün yukarıda açıklamaya çalıştığım hususlar çerçevesinde, çağdaş yaşamın bize dayattığı bir takım söylem ve eylemlere ve bunun sonucunda ortaya çıkan olumsuzluklara karşı direnen dirayetli insanlar mutlaka olmalıdır. Çünkü bu gün gençlik ümitsizdir. O aradığı, özlediği rol model alarak göreceği, yaşayan ideal örnek bulamamakta, hayatın olumsuzluklarıyla yüz yüze gelince, hayalleri yıkılmakta ve geleceğe ümitle bakamamaktadır. Eğitimci ümitsiz. O da öğrencisinden beklediği saygı ve vefayı görememektedir. Anne ve baba ümitsizdir. Çocuklarından görmek istediği hürmet ve hizmeti bulamamaktadır.

 

  Netice de hayatın her alanında; eğitim, ekonomi, medya, siyaset, ticaret, sağlık olmak üzere özel ve kamu sektöründe çalışan pek çok kimsede ümitsizlik ve karamsarlık durumu yaşanmaktadır. Bütün bunlara inat, bitkinlik, yılgınlık ve çaresizlik göstermeden, uzlete çekilmeden, insanlara küsmeden ilkeli bir şekilde yaşayamaya devam etmeliyiz. Belki zordur, ama bize ümit bağlayanlar adına bunu yapmaya mecburuz.

Bu yazı toplam 16442 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0106
Güneydoğu Haber