Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
01 Mayıs 2012 Salı
Umudunuzu asla kaybetmeyin

Dört yanan mum konmuştu bir odaya. Yavaşça yanan mumların sessizliği kaplamıştı ortamı. Bir müddet sonra birinin sitem dolu sesiyle bozulmuştu bu sessizlik.

 “Ben barışım!

Kimse benim yanık kalmamı istemiyor, bu gidişle sanırım söneceğim” dedi. Alevi hızla azaldı ve tamamen söndü.

 

İkincisi konuştu, aynı hayal kırıklığını ifade eden bir ifadeyle:

“Ben İnancım!

 Herkes benim lüzumsuz olduğumu düşünüyor. Bu nedenle daha fazla yanmama gerek olmadığına inanıyorum.” Konuşması bittiğinde, hafif bir rüzgâr esti ve onu söndürdü. 

 

 Üçüncü mum konuştu, yılların verdiği ihmal edilmişlikle:

 “Ben sevgiyim!

Yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve ne kadar önemli olduğumu anlayamadı. Kendilerine en yakın olanları bile terk edip, onları sevmeyi unuttular.”  O da diğerleri gibi son sözünden sonra üzüntülü bir şekilde söndü.

 

 Telaşla bir çocuk girdi odaya ve üç mumum yanmadığını görünce:

“Neden yanmıyorsunuz, sizin hiç sönmemeniz gerek?” Diye acı dolu bir sesle seslendi onlara. Sonra oturdu ve ağlamaya başladı, hüzün dolu hıçkırıklarla.

Dördüncü mum seslendi bulunduğu yerden:“Korkma ben hala yanıyorum ve diğer mumları tekrar yakabiliriz.”

                             “Çünkü ben umudum.”

    Yaşam bu dört mumun aydınlığın da devam ediyor değil mi? Ve her şikâyet eden bunların eksikliğini dile getiriyor. Herkes de bir memnuniyetsizlik ve karamsarlık hâkim. Öyle ki bu gün gelinen nokta birçok insanı haklı çıkaracak durumda. Çünkü yaşamın temel dinamiklerini oluşturan bu mumlardan biri sönünce ne kadar sarsıldığımızı, onun varlığını ne çok aradığımızı bilmeyenimiz yoktur. Barış duygusunu kaybedenlerin kendisiyle, ailesiyle ve yaşadığı toplumla ne kavgalar yaşadığının örneklerini çoğumuz görmüşüzdür. Günümüzde kendisine herkesi düşman sanan, düşmanca tavırlarla çevresini örseleyen, ardında bir sürü acı ve gözyaşı bırakan ne çok insan var değil mi?

 

  Ya inancımız bitmişse, işte o zaman ne huzura, ne de sevgiye hayatınız da yer kalmamış demektir. Her şey anlamsızlaşmış, gelecek meçhul, hayaller boştur bundan sonra. Çalışmak, başarmak, insanın kendine hedef koyması kolay değildir artık. Güçlü ol, inancını kaybetme, çok çabuk pes etme sözleri tesir etmez olur.  Hatta bazen bu temenniler itici gelmeye de başlar insana. Ve en kötüsü, eğer kendine değer vermiyorsa bir insan, başkasına değer vermesini beklemek iyi niyetten öteye gitmez her halde.

 

   Sevgiye ne dersiniz. Onu bizde görmek isteyenlerin her gün biraz daha tükenişlerini hiç anlamaya çalıştık mı? Tatlı bir tebessümün, sıcacık bir bakışın, yumuşak bir sözün yerine neler koyduğumuzu. Mutsuz olduğunu söyleyen sevdiklerimize,”Neyin eksik, daha ne istiyorsun?” derken,  hiç düşündük mü, bizden ne istediklerini?

 

 Geriye ne mi kaldı. Kaldıysa bir umut kaldı. İnsanlarla huzur içinde yaşamaya, inanarak başarmaya, sevgiyle her şeyi paylaşmaya bir umut yeter. Kaybettiklerimizi kazanmak, kırdıklarımızı düzeltmek için, umudumuzu asla kaybetmeyelim. Emin olun her şey onunla başlar. Haydi, var mısınız söndürdüğümüz tüm mumları tekrar yakmaya?

Bu yazı toplam 14494 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0156
Güneydoğu Haber