Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
25 Haziran 2014 Çarşamba 16:22
HANGİ İSLAM

Dinin sahibi sadece Allah’tır. Bu nedenle Allah Teâlâ peygamberlerine bile kendi adına karar verme yetkisi tanımamıştır. Dini ortaya koymada usul hatası yaptıklarında ise, onları anında uyarmıştır. Allah resulü zamanında öyle hassasiyet gösteriliyordu ki, sahabeler bir konuda konuşmak için peygamberin söylediği sözün, Allah’ın bir emri olmadığını anladıktan sonra, ancak kendi görüşlerini ifade edebiliyorlardı.

 

   Peygamberimizin vefatından bir müddet sonra, insanlar Allah ve resulünün istemediği işleri yapmaya ve yaptıkları birçok işlerde ise, Allah ve resulünün adını kullanmaya başladılar. Din adına yaptıkları işlerin ticaretinden ve siyasetinden öteye giderek, Allah ve peygamber adına birbirlerinin kanını dökmeye başladılar.

 

  Oysa İslam’ın anlamı sulh, yani barıştı. Şayet savaş gerekliyse bu da asla kan dökmek, toprak kazanmak, ganimet elde etmek ya da iktidarı ele geçirmek için yapılmazdı. Çünkü bu konuda İslami tek bir emir bulmak mümkün değildir. Zaten Allah resulünün uygulamalarına baktığımızda her zaman barışa önem verdiğini görürüz. O’nun yaptığı bir Hudeybiye anlaşması vardı ki, tek bir kılıç çekilmeden sonunda zafer elde edilmiştir.

 

   Allah resulünün en büyük fethi ise, kendisine her türlü kötülüğü yapmalarına rağmen Mekke’yi kan dökmeden teslim almasıdır. Çünkü O,  fethi insanlara şefkat göstermek suretiyle onların kalbine girerek yapıyordu. Kendisinin katılmadığı savaşlarda orduya tayin ettiği komutanlara verdiği emirlerde, çocukların, kadınların ve din adamlarının öldürülmesini,   ekili arazilerin ve meskenlerin harap edilmesini yasaklamıştır.

 

  On senelik Medine döneminde yirmiden fazla savaşa katılan Hz. Peygamber, vefat ettiğinde Arap Yarımadası tamamen İslam Devleti’nin hâkimiyeti altındaydı. Bu savaşlarda düşman tarafından ölen insanların sayısı yaklaşık olarak 250, Müslümanların şehit olanlarının sayısı ise, 150 civarındadır. Bu durum gösteriyor ki, O’nun fethi her şeyden önce yürek fethiydi.

 

 Kaynakların bildirdiğine göre Hz. Peygamber, Uhud Savaşı esnasında Ubey b.Halef adında birinin kendisini öldürmeye teşebbüs etmesinden dolayı mızrakla onu yaralamış, bu şahısta Mekke’ye dönerken yolda ölmüştür. İşte Allah resulünün katıldığı savaşlarda öldürdüğü tek kişi bu adamdır.

 

 Allah resulü hayatında barış ve insan hayatına bu kadar önem vermesine rağmen kendisinden sonra, Hz. Osman(ra) döneminde Müslümanların kendi aralarındaki hak arama mücadelesinde kan akıtılmaya başlanmıştır. Hz. Ali (ra) dönemine gelindiğinde ilk fitne savaşı olan Cemal Savaşı’nda karşılıklı ölen Müslüman sayısı 10 binin üzerindedir. Sıffın Savaşında ise,  70 bin Müslüman bir diğer din kardeşinin elinde can vermiştir. İslam tarihinde ne yazık ki bu acıların başka örnekleri de vardır.

 

  Yaşadığımız çağa gelindiğinde şunu sormak gerekirse; Bu gün İslam Coğrafyasında haçlı seferlerinin bir devamı olan katliamlar bir tarafa, Müslümanların kendi dindaşlarına yaptığı zulümleri nasıl izah edeceğiz. Bu yapılanlara hangi isim verilirse verilsin, peygamberimizin ortaya koyduğu İslam örneği varken, onca yapılanların adı nasıl İslami olabilir? İçinde yaşadığımız şu an, Müslümanların birbirlerine reva gördükleri bu zulümleri haklı gösterecek delil ve ya fetva arayanlar ise, sadece yapılan bunca eziyetlere sadece kılıf uydurmuş olurlar.

  

Bu yazı toplam 11791 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0100
Güneydoğu Haber