Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
16 Temmuz 2014 Çarşamba 09:02
Bu Sertlik Niye

  Gülümsemeyi sadaka kabul eden ve “Kendisine yumuşaklık verilen kimseye, dünya ve ahret iyilikleri verilmiştir” buyuran Allah resulü, bu anlayışı insanlara öğretebilmek için kaba, hoşgörüsüz ve bedevi ruhlu bir toplumda uzun ve sabırlı bir süreç yaşamıştır. Öyle insanlarla karşılaşmıştır ki, bir defasında kendisinin bulunduğu ortamda bir adam mescide küçük abdestini bozmuş, herkes adama tepki gösterirken peygamberimiz, ”Oraya bir kova su dökün, temizlenir” buyurarak, insanların yanlışlarını düzeltme konusunda öfke ve sertliğe gerek olmadığını anlatmak istemiştir.

 

   Peygamberimizin yanında on yıl kalan Enes b. Malik “Bu süre zarfında bana bir defa “öf” bile demedi. Yaptığım bir iş hakkında hiçbir zaman, “Niçin böyle yaptın? Yapmadığım iş hakkında ise, “Şöyle yapsaydın ya” dediğini duymadım. Yaptığım hatalardan dolayı bana vurmak bir yana, hiçbir zaman surat asmadı, bana kızmadı ve beni kınamadı” demiştir.

 

  Bir Uhud Savaşı vardır ki, Allah resulünün emrine uyulmadığı için, Müslümanlar ağır bir yenilgi almış ve kendisi de yaralanmıştı. O’nun savaş sonrası tavrını Allah Teâlâ Ali İmran Suresi 159. Ayette şöyle ifade ediyor; ”Allah’ın rahmetinden dolayı sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, etrafından dağılıp giderlerdi…..”

 

  Bu örneklerden şunu anlıyoruz ki, özellikle günümüzde İslam’ı öğretme ya da ona hizmet etme iddiasında bulunan bazı kişilerin, orta koydukları eğitimden aile hayatına ve her türlü sosyal ilişkilere kadar kaba, sert, hoşgörüsüz ve asık suratlı insan görüntüsü İslam’ın kendisinde asla yoktur. Bunlar yetmez gibi bir de insanlara şiddet uygulayanları gördükçe emin olun, bu dine ancak bu kadar kötülük yapılır diye düşünmekten edemiyorsunuz.

 

   Peygamberi çok iyi anlayan Şems-i Tebrizi “Tebessüm bedavadır. Alanı memnun eder, vereni üzmez” derken bu sözüyle her şeyden önce iyi bir insan olmanın, ancak insanlara gösterilecek güler yüz ve nezaketten geçtiğini hatırlatmaktadır. Oysa günümüzde pek çok insan asık bir surat, aşırı ciddiyet ve sosyal ilişkilerde kuralcı davranmayı iyi bir Müslüman olmanın gereği olarak görmektedirler.

 

   Bir de ilim sahibi olup da insanların karşısına çıkanların tarzlarına ne demeli. Cami minberlerinden vaaz kürsülerine, konferanslardan ekranlardaki sohbet programlarına kadar hitabet dili sert, üslubu yargılayıcı, yorumları insanları iğneleyici pek çok konuşmacıyı dinleyince peygamberin İslam’ı tebliğinden ne kadar uzak olduklarını anlıyorsunuz. Bu tür dili ortak bir anlayış haline getirenler ise, farklı düşünen insanlara karşı bir ön yargı ve hoş görgüsüzlük algısı oluşturarak, İslam’ın yumuşak yüzünü yok etmektedirler.

 

   Böyle ortamlarda yetişen insanlarla karşılaştığınızda söz ve davranışlarındaki katı ve sert üslubu hemen hissediyorsunuz. Bu insanlarda tek bir mantık vardır. O da kendileri doğrudur, yanlış düşünen başkalarıdır. Sanırım, bunlara Belçika da önce kendisi Müslüman olan, sonra da bin kişiyi Müslüman yapan bayan kardeşimizi iyi anlatmak gerekir. Sahi bizimkiler bu tarz ve üslupla orada olsalardı acaba kaç kişiyi Müslüman yapabilirlerdi? Heyhat! Ne mümkün.

Bu yazı toplam 12787 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0124
Güneydoğu Haber