Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
06 Ağustos 2012 Pazartesi
Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Son günlerde içeride ve dışarıda çok önemli konuları millet olarak öfke, endişe ve merak içinde takip etmekteyiz. Ülkemizin gündeminde olan her konunun, insanlarımızın bir takım hassasiyetlerini de harekete geçirdiği hepimizin malumudur. Hal böyle iken, kamu vicdanını yaralayan birçok meselede, bunu yapanlara karşı ortak bir tavır almak yerine, bunun siyasi ve politik bir yaklaşımla istismar edilmeye çalışılması da,  bize özgü bir zihin yapısı olsa gerek diye düşünüyorum. Bu nedenle kişilerin ortaya koyduğu ve hiç kimsenin sahiplenmek istemediği söz ve davranışları illaki birileriyle özleştirmek ve bu kişiler üzerinden adres göstererek birilerine vurmak, bizim dört elle sarıldığımız fırsatlar olarak görülmüştür. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, bu gün eleştirilen her konunun geçmişteki yansımalarına baktığımız da bunu eleştiren insanların çoğunun hiçte de öyle masum olmadığı görülecektir. Çünkü güç ve otoriteyi zamanında ele geçirenler, yazımıza başlık olan bir çarpık anlayışı, muhataplarına karşı bir tehdit ve santaj aracı olarak kullanarak, bu ülkenin insanlarını nasıl sindirmeye çalıştığı gerçeği zihinlerde hala tazeliğini korumaktadır.

Evet, son olarak yaşanan polisleri sıraya dizip teşhis etme olayı, takip etmeye çalıştığım kadarıyla, farklı yerlere çekilse de, elbette kamu vicdanını yaralamıştır. Bu olayın bir benzerini yaşamamış olsak da, burada ortaya konan bir anlayışın farklı örnekleriyle çoğumuz karşılaşmıştır. Ya öğrenciyken öğretmeninden görmüştür. Veya bir devlet kurumuna işi için gittiğinde oradaki memurdan azar işitmiş, işinin olmayacağı endişe ile de susmak zorunda kalmıştır. Veyahut ta hastaneye gittiğin de oranın personelinden fırça yemiş, sesini çıkaramamıştır. Yeri gelmiş toplu taşıma aracında şoförün hışmına uğramış, yine susmuştur. Şöyle bir düşünelim, hangimiz bunları hiç görmedim veya duymadım diyebilir?

Bu ülkenin gerçeğine baktığımız da biraz güç, otorite, makam ve etiket sahibi olan bazı insanların, onların çocuklarının, hatta yedi göbek öteden yakınlarının, hak ve adalet anlayışının hiçbir yerine koyamadığımız, emredici, alaycı ve tehdit edici tavırlarını kimler sineye çekmedi ki. Yeri geldi haksız hukuksuz talepleri karşılanmayanlar, birilerinin önüne Türkiye haritası koyarak yer beğenmesini istediler. Öyle ki, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” tehdidiyle olmayacak nice işler yaptırıldı. İşte bu son olay, bizim yıllardır sinemizde kangren olmuş bir konunun, kamu vicdanına servis edilmiş bir örneğiydi. Kamuoyunun tepkisi ise, yaşanmış haksızlıkların ve birikmiş bir öfkenin hep birlikte ortaya konduğu toplumsal bir refleksiydi.

  Son yıllarda, geçmişte yaşadığımız tüm olumsuzluklardan kurtulmak için, millet olarak bir bilinç oluşturulmaya çalışılmaktadır. Özgüvenini kazanmış insanlarımız ise, artık karşılaştığı bu tür davranışlara karşı gereken tavrı ortaya koymaya çalışmaktadır. Zorda olsa, elbette bunlardan kurtulacağız. Bir zamanlar, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Diyenleri, bu millet kim olduklarını öğrenme sürecine girmiştir. Evet, kim olduğumuzu bu millete öğreteceksek, öyle tehdit edici sözlerle değil, yaptığımız hizmetle ve ortaya koyduğumuz eserle tanıtmalıyız. Emin olun bu ülkenin insanları her kesin kim olduğunu bu gün çok daha iyi biliyor.

 

Bu yazı toplam 13932 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0109
Güneydoğu Haber