Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
09 Temmuz 2012 Pazartesi
Bizim memleketin Ramazanı

   Adamın biri, köyünden yabancı bir yere gider. Buradaki insanlardan hiç kimse bir şey yiyip içmemektedir. Merak edip insanlara sorduğun da, hep aynı cevabı almaktadır; “Ramazan geldi senin haberin yok mu?”Adam burada kaldığı sürece bu ramazanın ne olduğunu bir türlü anlayamaz. Memleketine döndüğünde, ona geldiği yerden sorarlar. Adam cevap olarak; “Köyümüzün kıymetini bilin. Gittiğim yere Ramazan diye biri gelmiş, insanlara yeme ve içmeyi yasak etmiş,” der.

 

  Yazıma bu mizahsen örnekle başlamamın nedeni, son yıllarda ülkemizde Ramazan ayının, adamın köylülerine anlattığı gibi yasakların değil her türlü serbestliğin olduğu bir aya dönüşmüş olmasından dolayıdır. Evet, ne yazık ki bizim memlekette Ramazan"ın adı da tadı da kaçmaya başladı. Bu mübarek ayın yaza dönmesiyle birlikte, oruç tutan insan sayısında hızlı bir düşüş yaşanmaktadır. Elbette bir takım mazeretlerden dolayı bu ibadet zamanında eda edilemeyebilir. Bu hususta oruç tutamamanın hangi gerekçelere bağlı olduğu çok net olarak ifade edilmesine rağmen, insanların keyfi bir takım dini ve tıbbi gerekçeler üretmeleri, niyetleri en iyi bilen Allah"ın rızasını göz ardı etmeleri anlamına gelmektedir.

 

  Bu ayda oruç tutmamayı havanın sıcaklığına, günlerin uzunluğuna ve meşru bir dayanağı olmaksızın, çalışma şartları ve bir takım sağlık problemlerine bağlamak, bu ibadeti amacından ve hedefinden uzaklaştırmaktadır. Böyle olunca da ibadet boyutunun yanında, toplumsal yönden de ciddi örselenmelere neden olmaktadır.

  Oruç tutmak, elbette kul ile Allah arasındaki bir rabıtadır. Bu konuda kanaat oluşturmaya veya samimiyet boyutunu sorgulamaya kimsenin hakkı olamaz. Ama bunu yanın da oruç ibadetini yerine getirenlerin de, bu ibadetlerine saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Ne yazık ki bu saygı beklentisi toplumda tek taraflı olarak algılanmaktadır. Çünkü Oruç tutmayanlar (tutamayanlar değil), oruçlu insanlardan kendilerine saygı göstermelerini isterken, kendileri bu konuda alabildiğine duyarsız davranmaktadırlar.

 

  Örneğin eskiden hazır yiyecek satan yerlerin camlarına, içerisi görülmesin diye perdeleme yapılırdı. Ve insanlar da açıktan bir şey yiyip içmezlerdi. Ama bu tavrı maalesef son yıllarda göremiyoruz. Allah resulü oruç tutan kişiye, kendisine gösterilen olumsuz davranışlara karşı sabrederek,”Ben oruçluyum” diye cevap vermesini tavsiye ederken, bu ibadeti yapmayanların oruçsuzluğunu perdeleyecek hiç bir şey yapmaması birçok insanı incitmektedir. En önemlisi da Ramazan ayının sadece havanın durumuna, günlerin uzunluğuna, yemeye-içmeye, yapılan işin niteliğine ve basit sağlık problemlerine sabitlenmesi oruç ibadetinin ruhunu bazılarının anlamadığını göstermektedir. Ramazan ayının yaklaştığı bu günlerde eğer tereddüt ettiğimiz bir husus varsa mutlaka cevabını bulmalı ve bu ayı olması gerektiği şekilde değerlendirmeliyiz. Çünkü bir sonraki Ramazan ayını, içimizden birçok insan bir daha göremeyebilir.

Bu yazı toplam 17281 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0133
Güneydoğu Haber