Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
03 Kasım 2014 Pazartesi 22:06
İŞİ EHLİNE VERMEK

Mekke’nin fethinden önce Kâbe’nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Fetih günü peygamberimiz içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı alır ve içeri girerler. Bu esna da Osman Bin Talha Müslüman değildir. Peygamberimizin amcası Hz. Abbas Kâbe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamberimiz de onun isteğini geri çevirmeyerek anahtarı amcasına verir. O esna da Allah Teâlâ Nisa Suresi’nin 58. Ayetini göndererek, “ Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder…” emri ile resulünü uyarır.

 

  Bunun üzerine peygamberimiz hem henüz Müslüman olmayan Osman Bin Talha’yı yanına çağırarak, “Ey Osman! İşte Kâbe’nin anahtarı! Bu gün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vazifeyi layıkıyla yaptın.İnanıyorum ki şimdi daha güzel şekilde yaparsın..” buyurdular ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim ettiler.

 

   Daha sonraki zamanlarda O’nun çevresinden bir yere istekli olan ya da idarecilik yapma konusunda kendisinden talepte bulunanlar olmuştur.  Fakat Allah resulü bu hassasiyetini her zaman korumuş ve bir görev vereceği zaman mutlaka ona layık olanı tercih etmiştir. 

 

  Bir defasında sahabeden Ebu Zer (ra) peygamberimize, “ Ey Allah’ın resulü beni bir yere idareci olarak ayin etmez misin?” der. Bunun üzerine peygamberimiz elini onun omzuna koyar ve ”Ebu Zer, sen zayıf bir adamsın, idarecilik bir emanettir. Şüphesiz hakkı verilmediğinde bu emanet kıyamet gününde hüsran ve perişanlık getirir. Ancak onu hakkıyla alan ve bu hususta üzerine düşeni yapan müstesnadır” buyurmuş ve Ebu Zer gibi bir sahabeyi böyle bir yükün altına sokmak istememiştir.

 

  Bütün bu açıklamalardan sonra günümüze gelecek olursak, insanları bir yerlere görevlendirme yetkisi bulunanların, halkın bütün işlerini bir emanet olarak görüp, bu emaneti taşıyabilecek olanları iyi seçmek gibi bir sorumluluklarının olduğunu bilmeleri gerekir. Çünkü hadislerde işin ehline verilmemesi, kıyamet alameti olarak ifade edilmektedir. Bunun anlamı ise, insanlar arasında dürüstlüğün, adaletin, hakkına razı olma duygusunun kalmaması, kimsenin kimseye güvenemez hale gelmesi demektir.  

 

  Birilerine halkın emanetini vermek durumunda olan kimselerin hassasiyet göstermelerinin yanında, görev talebinde bulunan kimseler de yapamayacakları bir görevi istememeleri, verilse bile kabul etmemeleri gerekir. Çünkü aldıkları görevi gereğince yerine getirmemeleri halinde hem kul hakkını ihlal ettikleri gibi, hem de bulundukları yerde bir takım huzursuzluklara neden olarak, insanlar arasında ihtilafların oluşmasına neden olurlar.

 

  Bütün bu olumsuzlukları önlemek için sanırım yapılması gereken, insanlara görev verirken işleri kendi adamımıza değil, işin adamını bularak vermek en doğru hareket tarzı olsa gerek.

 

   

Bu yazı toplam 13695 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0123
Güneydoğu Haber