Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
29 Ekim 2013 Salı 13:00
DİL YARASI

Konuşurken bazen istemeden de olsa yanlış bir kelime çıkar ağzımızdan. Aslında muhatabımızın anladığını söylemek istememişizdir çoğu zaman. Ama geri dönüşü yoktur artık söylenen sözün. Hele bir de kırmış isek karşımızdakinin kalbini. İşte o zaman yazık olmuştur hem üzmek istemediğimize hem de kendimize. O sözün söylenmiş olmasına pişman oluruz, fakat kırılan kalbi geri getirmek pek de kolay olmaz artık.

 

  Bazen olur ki, masum bir söz, hiç art niyet taşımadan kurulan sıradan bir cümle, muhatabımızın gönül dünyasını bir anda alt üst edebilir. Biz farkında bile olmadan çok değer verdiğimiz birini kırmışızdır artık. Söylediğimiz basit bir söz, kurduğumuz hesapsız bir cümle, ya da ağzımızdan çıkıveren bir ifade hiç tahmin etmediğimiz manalar yüklenerek

 sevdiğimizin yüreğinde fırtınalar koparır da bundan haberimiz bile olmaz çoğu zaman, ta ki o konuşana kadar.

 

  Bazen de olur ki, insan ummadığı birinden hiç beklemediği bir söz işitir. Böyle bir karşılığa maruz kalan bir insanın gönül dünyası altüst oluverir bir anda. Çünkü her insanın kalbi, onun gönül evidir. İşte kalp kırmak, bütün duygu ve hislerin merkezini derin sarsıntılarla baş başa bırakmaktır. Hiç şüphesiz bilmeden, istemeden, kast etmeden, hedef belirlemeden söylenen bir sözün vücudun merkezindeki sarsıntılarını anladığımız da artık iş işten geçmiştir.

 

  Kalp kırılmalarının, küskünlük, dargınlık ve kırgınlıkların çoğunun yanlış anlaşılmadan kaynaklandığı da bir gerçektir. En iyi dostlarımızı ve en sevdiğimiz insanları bir yanlış anlaşılmaya kurban verebiliyoruz bazen. Hassasiyetler,  özellikle dostlar ve aralarında sevgi bağı olan kişiler arasında çok daha fazladır. Bu nedenle konuşmalarımızda, davranışlarımızda ve üslubumuzda muhatabımızı dikkate almamız gerekmektedir. Bazen söylememiz gereken bir sözü ya da yapmamız gereken bir davranışı muhatabımızın hassasiyetlerini ve kırılabileceği ihtimalini düşünerek ertelemek veya tamamen vazgeçmek sanırım en doğrusu olsa gerek.

 

 Bazen de kendi kalbimizin kırılmasını ve gururumuzun rencide olmasını, muhatabımızın kalbini kırmaya ve gururunu incitmeye tercih etmeliyiz. Bazı şeylere karşılık vermeden susmayı bilmek, sevdiğinizin hatırı için onu olduğu gibi kabullenmek ve hassasiyetlerine dokunmamak için onu tanımaya çalışmak, emin olun uzun süreli sarsılmaz dostlukların ve kopmaz sevgi bağlarının oluşmasına zemin hazırlayacaktır.

 

 Bu nedenle” İnsan, sözünü yağmur gibi yumuşak indirmeli kulaklara, kırıp dökmemeli, ince ince sevmeli” diyen ne güzel söylemiş. Her şeye rağmen değer verdiğimiz insanları tamamen kaybetmemek için kırgınlıkları fazla uzatmamak gerektiğine inanıyorum. Yazımı Nicanur Parra’nın şu sözüyle bitirmek istiyorum.” Toprak, bir gün yağmurun kıymetini anlayacak, fakat o gün yağmur yağmayacak”.

Bu yazı toplam 15928 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0185
Güneydoğu Haber