Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
16 Eylül 2014 Salı 12:52
Bu Gidiş Nereye?

   Yaşadıkları toplumun en değersiz insanıydılar. Karın tokluğuna efendilerine hizmet eder, gözden düştükleri ya da iyi bir alıcı çıkarsa bir eşya gibi pazarlık konusu yapılırlardı. Çaresiz ve kimsesizlerdi. Velhasıl kimse onları adam yerine koymazdı.

 

   Allah, onlara şefkat ve merhamet gösterecek bir peygamber göndermişti de, onlara “hepimiz kardeşiz” diyordu. O güne kadar kimseden görmedikleri ilgi ve sevgiyi O’ndan görmeye başlamışlardı. Kendilerine ne mal ne de makam, sadece tek bir şey vaat ediyordu,”Cennet”. Belki hayatlarında bu kavramı çoğu ilk defa duymuşlardı. Ona kavuşmak için, ölümü bile tebessümle karşılıyorlardı.

 

  Gördükleri zulüm dayanılmaz olunca yaşadıkları şehri terk ettiler, gizli ve sessice. Yürümüşlerdi tehlikelerle dolu çöle, ”bu gidiş nereye” demeden. Bir davaya, bir lidere inanmanın ve teslim olmanın böyle bir örneğini hiç kimse duymamıştı o güne kadar ve ondan sonra da görmedi. Gittikleri yerde kendilerini “hoş geldin kardeşim” diyen insanlar karşıladılar. Onları misafir değil, evlerinin, bahçelerinin ve iş yerlerinin ortağı yaptılar. Bu toplumsal dönüşümü ve bir medeniyetin inşa edilmesini herkes şaşkın ve hayretle izliyordu.

 

  Ve bir gün, her insan gibi Allah resulünün de vefat haberi yüreklere bir ateş gibi düşmüştü. Henüz naaşı toprağa teslim edilmediği saatlerde, insanlar toplanmış bir yerde, baş olma telaşına düşmelerdi. İlk iki halife de sükûnet, üçüncüsünde hesap ve menfaat, dördüncüsünde tartışma ve kavgalar derin bir kaosa dönüştü, birbirine kardeşim diyen insanların arasında. Cemal ve Sıffin Savaşlarında ashabın değerli zatlarının da aralarında bulunduğu binlerce insan öldürüldü, bir zamanlar aynı lokmayı paylaştıkları kişiler tarafından.  

 

   O süreçten sonra kardeşlik anlayışını darmadağın eden hesaplaşmalar kabile, aşiret, ırk ve mezhep taassubuyla başlayıp, günümüze kadar geldi, yeni kavramları da beraberinde üreterek. İnsanlar birbirlerine öylesine kinlendiler ki, mezardan muhaliflerinin kemiklerini çıkarıp infaz edenler bile oldu. Kendilerini istemeyen halka katliam yapıp, bunu meşru göstermeyen âlimleri zindanlarda çürüttüler. Devletin bekası için, kardeş katline şer-i deliller ürettiler. Bunların hepsi iktidar olma ya da makam ve şeref elde etmek için yapılıyordu.  

 

  Bu gün geldiğimiz ahvalimiz pek de iç acıcı değil ne yazık ki. Gün geçmiyor ki dünya coğrafyasının bir yerinden Müslümanların kendi aralarındaki çekişmenin acı haberleri gelmemiş olsun. Etrafımız adeta bir ateş çemberi iken, kendi toplumsal barışımızı da henüz istenilen seviyeye getiremedik. İslam coğrafyasında ki on dört asırlık hesaplaşma bitmediği gibi, kendi ülkemizde de son yüz yılın hesaplaşmasını henüz bitiremedik.

 

  Ürettiğimiz bir takım çağdaş kavramlarla ötelediğimiz, tecrit ettiğimiz insanlarla aramızdaki mesafeleri sürekli açarken, birlikte hareket ederek bir takım kazanımlar elde edenlerimiz de, mevcut durumun nimetlerinden faydalanma heyecanına kapıldı. Sonuç olarak, maalesef pek çok değerlerimizi sen ben tartışmalarıyla kaybetmeye başladık. Sahi sizce bu gidiş nereye?

Bu yazı toplam 13806 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0123
Güneydoğu Haber