Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
31 Ekim 2012 Çarşamba
İnkâr Etme Özgürlüğü

Bilindiği üzere ilk inkârcılık şeytanla birlikte başlamıştır. Fakat onun inkârı Allah"ın zatına değil, O"nun emrine karşı olmuştu. Temelinde ise, aklı esas alan bir mukayese mantığı yatıyordu. Yoksa Allah"ın her şeyin yaratıcısı ve hâkimi olması hususunda asla bir itirazı olmamıştı. Zaten kıyamete kadar kendisine yaşam hakkı istemesi,  O"nun mutlak gücünü kabullenmesinin bir ifadesiydi. Evet, Allah onun bu isteğini kabul etmiş ve inkârını sürdürme özgürlüğü tanımıştı. Şeytan bu konuda iddialıydı ve kendisi gibi inanan pek çok insanı da peşine takmayı başardı, ta bu güne kadar. Ona tabii olanlar inkârlarının ötesinde kendilerine gönderilen peygamberlerini dahi katlettiler. Öyleki şeytanı şaşkınlığa düşürecek kadar sapıttılar ve ifsat tohumları ektiler insanların arasına, yaratıldıkları günden beri.

 

 

  İnkârcılığın tarihi sürecine baktığımızda bunun temelinde bilgisizliğin aksine şuurlu, bireysellikten öte toplumsal, başıboşluktan çok organizeli bir reddediş olduğunu göreceğiz. Çünkü ferdiyetçi inkârcıların çoğu ya reddettikleri şeyleri sonunda kabullenmiş ya da çok fazla ısrarcı olmamıştır. Bunun nedeni ise, onların diğerlerinden farklı olarak, sorgulama, düşünme ve özgürce karar verme şansına sahip olmalarıydı. Özellikle inkârcılığı bir saltanata, dünyevi nemalanmaya veya ideolojik yapılanmaya dönüştürenler bu anlayışlarından hiç vazgeçmediler.  Çağdaş inkârcılar ise bilimi putlaştırdıklarından, onunla ispat edemedikleri her şeyi reddettiler.

 

 

  Bizim içimizde yaşayan inkârcılara gelince, Allah"ı inkâr etmede aciz kalınca O"nu hatırlatan her şeye savaş açtılar. Çünkü ölüm ve hesap düşüncesi onların ağızlarının tadını kaçırmaya yetiyordu. Bu nedenle ezan Allah"ı hatırlattığı için susturmaya çalıştılar. Başörtüsü Allah"ı hatırlattığı için onu yasakladılar. Namazın o günkü insanları sıcaktan tembelleştirdiği için emredildiğini, bu gün ise yoğun çalışma hayatında gereksiz olduğunu, haccın Araplara para yedirmek, orucun modern perhiz, kurbanın hayvan katliamı olduğunu söylediler. İnkâr özgürlüklerini sınırsızca kullandılar. İnananların reflekslerini, dini hassasiyetlerini ve sabırlarını denediler. Zaman geldi çarşaf giyerek yaptıkları kışkırtmalarla inançlı insanları zan altında bırakmaya çalıştılar. En sonun da  inkâr özgürlüğünü Allah ve resulüne hakarete dönüştüren, bunu da düşünce ve fikir özgürlüğü olarak gören biri, peygamberimizle ilgili olarak;” Bundan yüzlerce yıl önce Allah"la kontak kurduğunu iddia edip, bundan siyasi, mali ve cinsel menfaat temin etmiş bir Arap lideriyle dalga geçmek nefret suçu değildir.” deme densizliğini göstermiştir. Hem de ülkemizde inançlar adına mevcut iyileştirmelere olan memnuniyetin konuşulmaya başlandığı bir zamanda

 

   

 Şeytanın inkârı kibir ve gururunun bir neticesi iken, siz çağdaş inkârcılara ne oluyor ki, şeytanı bile şaşırtacak fikir ve söylemlerle küfrünüzün sınırlarını zorluyorsunuz. O hakaret ettiğiniz Allah resulü hayatı boyunca kendisiyle mücadele ederek ölen insanların, iman etmiş çocuklarının yanında, babalarına onlar üzülmesin diye kötü söz söyletmezken, sizler bir ümmetin en çok sevdiği insana hakaret ediyorsunuz. Bu nefret ve kininiz niye? Sizin ilahlarınıza bizlerden küfreden oldu mu?   İnandığımız ve sevdiğimiz değerlere daha fazla hakaret ederek, inkârınızı sınırsızca kullanmayı, düşünce ve fikir özgürlüğü olarak kabul etmeyin. Zira zamanı gelince, ne o taptıklarınız ne de üstadınız olan şeytan size asla sahip çıkmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 16640 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0102
Güneydoğu Haber