Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
13 Mayıs 2013 Pazartesi
KÖFTE SİNEMA

Bizim zamanımızda yazlık, kışlık, ayrıca fazla olmasa da havuzlu sinemalar vardı. İnsanlar aileleriyle bu sinemalarda yaş sınırlaması olmadan ve sansüre ihtiyaç duymadan rahatlıkla film izlerlerdi. Bu günlerde hiç de hoş olmayan bir olayın gündeme gelmesiyle “Köfte Sinema” ismini de öğrenmiş olduk.   

 

   Sivas ilimiz de 30 kadar erkeğin cinsel birliktelik için bir araya gelmelerinin haberi kamuoyunun gündeminde daha tazeliğini korurken, İstanbul"un Şişli ve Beyoğlu semtlerinde bazı sinemalarda aynı amaçla insanların toplandığı ve 60 kadar erkeğin de ihbar sonucu yakalandığı haberiyle bir kez daha dehşete düştük. Bu olayın müsebbiplerinden iki kişinin ifadeleri ise,” Bu kadarına pes doğrusu” dedirtecek sözlerden olsa gerek. Onlardan biri diyor ki,” Dünyanın her yerinde köfte sineması var, ama sinema basma sadece Türkiye"ye özgü bir durum.” Bir diğeri ise,” Sinemada yapma, gezi parkında yapma, sokakta yapma, ee peki biz nerede yapıcaz?

 

  Birçok insan bu tür haberleri ilk defa duymuş olabilir. Çünkü tüm sosyal hayatını aynı tür ortamlarda geçiren, bilgi kaynaklarına ulaşırken, aynı tür kitapları, gazete ve dergileri okuyan ve aynı televizyon kanallarını izleyen insanların ülkemizde neler olduğu konusunda toplumun genel anlamda nabzını tutma şansı zaten olmayacak ve bu haberler onlar için sanki yeni oluyormuş gibi algılanacaktır. Bunu neden özellikle yazıyorum.

 

  Çünkü ülkemizde eş değiştirme kulüplerinin varlığını öğrenmemin üzerinden otuz yıl geçti ve buna benzer sapmaların duyulmamış olanları hala da devam etmektedir. Kısa bir süre önce konuştuğum bir arkadaşım, bildiklerimi, duyduklarımı yazamamaktan ve konuşamamaktan dolayı artık yeşil reçeteli ilaçlar kullanmaya başladım demişti.

 

  Ülkemizin Doğu"sunda ve Batı"sında birbirine benzer iki olayın aynı tarihlerde gündeme gelmesinin üzerinde ciddi anlamda düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Biliyorsunuz daha önce de Erzurum da fuhuş yapan bir kadının AIDS'li olduğu anlaşılıp 1500 erkekle birlikte olduğunu söyleyince, o ilde adeta sekiz şiddetinde toplumsal bir deprem etkisi yapmıştı. Bu kadınla birlikte olan erkeklerde büyük bir endişe başlamış, çoğunun gizlice başka illere giderek test yaptırdıkları haberi yine basına yansımıştı. AİDS hastalığı cinsel yollarla bir başkasına geçebildiğine göre, bu kadınla birlikte olan evli erkekler eğer bu hastalığı almışlarsa, eşlerinin suçu günahı ne ki, onlarda belki aynı hastalık mikrobuna maruz bırakıldılar. Sahi bize ne oluyor? Aile kavramı, dürüstlük, sadakat, verilen sözler, yapılan yeminler, inandıklarımız ve asla vazgeçemeyeceklerimiz hani nerede?

 

  Lutilik fiilini işleyen bu Lut Kavmi artıklarının siz bir de kafa yapısına bakar mısınız? “Böyle sinema baskını bizden başka hiçbir ülkede yok” muş. Sen hangi ülkede yaşadığının ve bu toplumun hangi değerlerle inşa edildiğinin farkında değil misin? Başka ülkelerde olan tüm ahlaksız ve utanmazlıkların, iğrençliklerin, insan şeref ve haysiyetini, kısaca onun insan olma değerini ortadan kaldıran her şeyin ülkemizde olması mı gerekiyor?

 

  Bütün bunları duydukça asıl benim zoruma giden ne biliyor musunuz? Ülkemiz de gay"ı,  eşcinseli ve homoseksüeli düşüncelerini çekinmeden ifade edip, yaşam tarzını savunurken, inandığı gibi yaşamak isteyen insanlarımız, hala olması gerektiği şekilde ne rahatça konuşabiliyor ne de inandığı hayat tarzını istediği her yerde ortaya koyabiliyor.

 

Bu yazı toplam 16145 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0104
Güneydoğu Haber