Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
01 Şubat 2012 Çarşamba
Eğitim de kaybettiklerimiz

Bu gün ülkemiz de en çok konuşulan konuların başın da eğitim sistemimiz gelmektedir. Bütün bu konuşmalarının temelini ise, insanların memnuniyeti değil, ne yazık ki, mevcut yapıdan kaynaklanan şikâyetleri oluşturmaktadır. Bunların neler olduğu ile ilgili, öğretmen ve idareci olarak çalışan meslektaşlarımızın bir dokunsanız bin ah işitecek boyutta olan sıkıntılarından bir kaçını, onlardan biri olarak sizinle paylaşmak istiyorum. Hayatlarının en kıymetli varlığı olan evlatlarını bize teslim eden velilerimizin, bu konu da bizleri birazcık anlayacaklarını ümit ediyorum. Çünkü onların bizleri anlamalarına inanın çok ihtiyacımız var.

 

İlk önce eğitimin en büyük handikabı olan ve üç neslin karşılaştığı bir sıkıntıyla başlamak istiyorum. Günümüz de ülkemizin birçok yerinde, modern okul binaları yapılıp, tüm donanımı eksiksiz sağlanırken, bunu yanın da birçok okul idarecileri, ihtiyaçlarıkarşılayabilmek için, şikâyet ve soruşturmaların tehdidi altında görevlerini yapmaktadırlar. İlk ve orta eğitimin parasız olduğu ülkemiz de, okullarımızın para bulamayan idarecileri hizmet üretemeyince, denetimlerde bir de bunun hesabını vermek zorunda kalmaktadırlar. Böyle olunca da, yapılan her veli toplantısının, gündem maddelerinden biri mutlaka okulun ihtiyaçları için para istemek olmaktadır. Öğrencilik yıllarım da rahmetli babama, ne zaman veli toplantısından bahsetsem, “Yine odun parası isteyecekler değil mi?” der ve gitmezdi. Bu gün odun parasının sadece adı değişti diyebilirim. Velilerimiz bu yüzden ne yazık ki, okullarımızdan uzaklaşmışlardır.

 

Bir diğer önemli husus, öğretmen ve idarecilerin saygınlığının öğrenci ve veli nezdinde örselenmiş halidir. Geçmişin disiplin adına uygulanan sert ve acımasız uygulamalarının acısını öğrenciyken bizler yaşamışken, günümüzün, hoşgörü anlayışının acısını yine bizler öğretmen ve idareci olarak yaşamaktayız. Bizim zamanımız da abartılan öğrenciye uygulanan katı tutum bazıları tarafından öylesine benimsenmişti ki, öğretmenliğe yeni başlayanlara, öğrencilere kendisini kabul ettirebilmesi için, ilk derste bir bahane bulup, birini dövmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gün ise tam tersi olmaktadır. Göreve yeni başlayacak öğretmenlere, “Sakın, kimseye kızma, kötü söz söyleme, başına iş alırsın.” Denmekte ve öğretmenimiz bu endişeyle göreve başlamaktadır. Bu durum ise, maalesef birçok öğrenci ve veli tarafından istismar edilmekte, bu da öğretmenlerimize ve okul idaresine bir eziyete dönüşmektedir. Bir zamanlar okulda azar işiten öğrenci bunu velisinin duymasından endişe ederken, zamanımız da öğrencinin şikâyetini duyan veli, okula hesap sormaya gelebilmektedir. İfrat ve tefrit denen bu iki anlayışın eğitimde ki sevgi ve saygıyı nasıl yok ettiğinin örneklerini sanırım çoğumuz görmüşüzdür.

 

Gelelim eğitimdeki sıkıntıların bir başka boyutuna. İhtilal anayasalarının ideolojik tahakkümünden bir türlü kurtulamayan eğitim sisteminin, ortaya koyduğu uygulamalar sonucunda, yüz binlerce çocuğumuzun okulsuz, üniversite kapıların da umutsuz, bin bir güçlükle bitirenleri de diplomalı işsizler olarak ortada bıraktığını hepimiz biliyoruz. Bu ülkenin çocuklarına milletinin değerlerini öğretmeyi engelleyenlerin, neslimizi nasıl bir tehlikenin içine attıklarının birkaç örneğini geçen haftaki yazımda bahsetmiştim. Ülkemizin gerçeklerinden uzak, sadece tabelası değiştirilen, fakat fiziki ve eğitim altyapısı oluşturulamayan okullarımızda, uzun yıllar eğitim adına,”Böyle olmadı bir de şöyle deneyelim.”Denen eğitim dayatması uygulanmıştır. Yetişen neslimizin iyi bir eğitim alması için, öncelliklerinin ne olduğunun tespitinin ve uygulamasının önemini bu gün birçok eğitim uzmanı ifade etmektedirler.

 

Ülkemizin birçok konuda revizyona ihtiyacı olduğunun yüksek sesle konuşulmaya başladığı bu zamanda, öncelikli değişimin eğitim sitemimizde olmasının, yetişmekte olan genç neslimiz ve geleceğimiz için, önemini bilmem uzun uzadıya anlatmaya gerek var mı?

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 13456 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0099
Güneydoğu Haber