Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
18 Kasım 2014 Salı 10:53
SU-İ ZAN

  Allah resulü ashabıyla birlikte çıktığı Ben-i Mustalik seferinden dönüyorlardı. Sefer dönüşü ordu geceleyin bir yerde konakladı. Herkesin dinlendiği bir vakitte peygamberimizin eşi Hz. Aişe ihtiyacı için ordugâhın dışına çıktı. Döndüğü zaman, boynundaki gerdanlığının düşmüş olduğunu gördü.

 

  Hz. Aişe gerdanlığı aramak için tekrar aynı yere gitti. Onu bulup döndüğünde ise, kendisini devesi üzerindeki mahfelinde olduğunu düşünülerek, ordunun oradan ayrılıp gitmiş olduğunu gördü. Kendisinin yokluğunu fark ettiklerinde almaya geleceklerini bildiğinden, orada oturup beklerken olduğu yerde uyuyakaldı.

 

  Adet üzere ordunun konakladığı yeri kontrol için gelen Safvan b. Muattal, Hz. Aişe’yi görerek, devesine bindirdi ve yularını çekerek orduya yetiştirdi. Ordunun içinde bulunan ve bu tür fırsatları bekleyen münafıklar, bu hadiseyi önce kendi aralarında konuşmaya daha sonra ise, insanlar arasında dedikodusunu yaymaya başladılar.

 

    Peygamberimizi çok üzen ve İslam Tarihi’ne” İfk Hadisesi” olarak geçen bu olay hakkında Allah Teâlâ Nur Suresi 11-20. Ayetlerini göndererek Hz.Aişe’nin masumiyetini ve Müslümanlara düşen tavrın ne olduğunu bildirdi.

 

   Allah resulünün yaşadığı zor imtihanlardan biri olan bu örneği, sosyal bir vakıa açısından değerlendirecek olursak, sanırım günümüzde farklı boyutta yaşanabilecek pek çok örneğini de görmemiz mümkündür. Bu tür olaylar kalbinde kötülük taşıyanlar için, önce su-i zanla başlayıp, sonra insanlara iftiraya dönüşen ve akabinde de yalan haberle de yayılarak, istenmeyen çok kötü neticeler doğurabilmektedir.

 

  Bu gün sosyal hayatın geldiği nokta da, pek çok aktiviteler, ortak iş ve mekân paylaşımları, zorunlu ya da istemeden yapılan iş veya işlemler, insanlarda farklı algı ortamı oluşturabilmektedir. Bu konuda bazı insanların olumsuz düşünme ya da sürekli hata ve kusur arama algısının en yaygını ise, su-i zan olarak neredeyse her gün yaşanmaktadır.

 

  Bu konuyla alakalı şahit olduğum bir algı örneğini yeri gelmişken sizlerle paylaşmak istedim. Üniversitede okurken,  ders esnasında hocamız bu konuda bizim düşüncelerimizi öğrenmek için şöyle bir soru sormuştu. “Sizden biri camide abdest alırken, bir kişinin tuvalete girdiğini sonrada buradan çıkarak, sizinle birlikte namaz kıldığın görseydi, acaba ne düşünürdü?” 

 

 Sınıftakilerin tamamı bu kişinin “abdestsiz namaz“ kıldığını düşüneceklerini söylediler. Bu cevaptan sonra hocamız , “Peki bu kişi camiye abdestli olarak gelmiş, sonra vücudunda bulan bir yaradan şüphe duyarak onun kanayıp kanamadığına bakmış, yarasının kanamadığını görünce de abdestinin bozulmadığını görerek namazını kılmış olamaz mı? Diyerek, insanların ne kadar kolay su-i zan duyabildiklerini bize anlatmak istemişti.

 

 Netice olarak, insanlar arasında oldukça yaygın olan su-i zandan kaçınmak için, sanırım güvenilir bilgiye ulaşmadan asla bir yargıya varmamak en doğrusu olsa gerek.

Bu yazı toplam 11419 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0107
Güneydoğu Haber