Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
16 Aralık 2014 Salı 13:01
Göğe Merdiven Dayamak

    İnsanın verdiği her kararında kişisel tercihinin yanında, o kararı etkileyen toplumsal bir boyutu da vardır. En önemlisi ise, verilen kararların insanın o konudaki duruşunu, tarafını ve nereye ait olduğunu göstermesidir. İşte bu aidiyet anlayışını belirlerken pek çok insan, karşı olduğu konularda çoğu zaman yeterli bilgisi olmadan tavır koymakta, bazen de inadına karşı çıkmaktadırlar.

 

  Bu inadına karşı çıkışın mantığında kendinden olmayanların her türlü söylem ve eylemini reddetme algısı ön plana çıkar. Bu insanlar kendinden olmayanların yaptıkları doğru işleri kabul etmedikleri gibi, onu başkalarının nezdinde değersizleştirmek için de her türlü gayreti gösterirler. Bu değersizleştirme anlayışı siyasetten diyanete, ticari ilişkilerden kişinin ait olduğu cemaate kadar her alanda görmek mümkündür.

 

  İnsanların inadına reddedişlerinin en üst boyutu peygamberlerin davetlerine olmuştur ki, bunu en çarpıcı örneğini Allah resulü (sav) nün hayatında görmek mümkündür. Mekkeli müşrikler O’nu çok iyi tanımlarına, bazen de yalnız kaldıklarında bunu itiraf etmelerine rağmen sırf inatlarından, kibirlerinden, kınanma endişelerinden ve mevcut statülerini kaybetme korkusundan peygamberimizin bütün doğrularına karşı çıkıyorlardı. Sonunda onlardan biri “ Ey Muhammed ne yaparsan yap, ne söylersen söyle, hatta yanımızda göğe bir merdiven dayayıp, sonrada ona tırmanarak gökte kaybolsan”, yine de sana inanmayacağız” demişti.

 

  İşte günümüzde pek çok insanda bu anlayış hâkim olduğundan, başkaları ne yaparsa yapsın onu asla kabul etmezler. Bu insanlar aynı zamanda kendilerinden olanların yanlışlarını ya görmezden gelirler ya da örtbas etmeye çalışırlar.  Bizden olmayanların söylediği her söz, aldığı her karar ve yaptığı her iş yanlış algısı, kurumsal bir algı olarak benimsendiğinde, bu yerlerde bulunan herkes de aynı kurumsal anlayışı benimsemek zorunda bırakılmaktadır.

 

  İnsanların bütün bu yanlışları bilmelerine rağmen, mevki ve makam hırsı, gelecek kaygısı, mahalle baskısı adına her türlü yanlışa sessiz kalma ve teslimiyetçilik anlayışı, pek çok yapılan güzel işlerin inkârını da beraberinde getirmektedir. Son okuduğum kitaplardan birinde, ülkemizin son on yılını değerlendiren yazarın, bu sürecin her yılını ayrı ayrı değerlendirirken, sadece eleştiriyel bir bakış açısıyla yazmasını ve  onca yapılan güzel işlerden tek bir örnek bahsetmeyişini okuyunca, bir kez daha anlıyorsunuz ki, bütün bu işleri yapan insanlar göğe merdiven dayasa da bu zihniyet yapısı yapılan hiçbir işi asla kabul etmeyecekler.

 

  Ülkemizin geldiği bu günün gerçeği şunu göstermektedir ki, yaşadığı ülkenin değerleriyle ve ona hizmet yapacak olanlarla barışık olmayan insanlar, yapılan her hayırlı işe karşı olmaya ve bunu engellemeye devam ederken, kendi yandaşlarına “Sen hala anlamadın mı? ” sözleriyle asıl niyet ve zihniyetlerini ortaya koymaya devam edecekler.

 

  

Bu yazı toplam 12607 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0133
Güneydoğu Haber