Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
22 Haziran 2011 Çarşamba
Biz ne zaman kaybetmeye başladık?

Bu gün yaşadığımız toplumdaki huzursuzlukların kaynağı nedir? Diye soracak olsanız, sanırım her kes “bana göre” diye başlayan bir sözle, kendi görüşlerini ifade edecektir. Bununla da yetinmeyecek, sizin sormanıza fırsat vermeden çözüm yollarını da sıralayacaktır. Her konuda geniş bir bilgi ve tecrübe birikimimiz vardır. Hatta “benim elimde olsa” diye başlayan çok iddialı ifadelerle, uzun yılların birikmiş problemlerini kısa sürerde bitirecek, kişiye özel oldukça fazla çözüm yolları mevcuttur. Bana göre diye başlayan sözlerle, toplumu bir güzel tasarım ederiz. Hatta birçok ülkedeki yaşanan karışıklık ortamı hakkında mutlaka bize özel bir fikrimiz vardır. Bazen bireysel fikirlerin kardeşliğinden, kurumsal kimlikler oluşturulur ve birlikte hareket edilir. Sonra toplumun problemlerini çözmek için, bizden farklı düşünenlerle toplumsal uzlaşı ve mutabakat ortamları sağlamak için, birçok öneriler sunulur. Bu kadar bireysel ve kurumsal ayrılığın olduğu yerlerde, bırakalım toplumsal problemleri çözmek için bir araya gelmeyi, bir araya gelmek için dahi “bana ve bize göre” den kaynaklanan ön koşullar mutlaka vardır. Herkes şunu düşünmeye başlar. Toplumun problemlerini çözmek için, bir araya geldiğimizde, görüşmenin sonucunda biz ne kazanacağız? Bu konuda biz ne kadar konuşulacağız? Bizim bundan karımız ne olacak? Bu ve buna benzer düşünce ve kaygıların olduğu bir yerde de ne yazık ki, insanlarımızın sıkıntılarına çözüm üretmek için bir araya gelmek mümkün olmamaktadır.


Elbette farklı düşüneceğiz. Bu bizim toplumsal zenginliğimizdir. Ama bunun temeli bana ve bize göre değil, kardeşlik hukukumuz üzerine olmalıdır. Ben veya biz, doğrunun bu şekilde olduğunu düşünüyoruz fakat bir de benim ve bizim gibi düşünmeyen kardeşlerimizi dinleyelim. Belki yanlış düşünmüş olabilirim veya olabiliriz diyebilmeliyiz. Eğer ortak problemlerimizi çözmek için, bir araya gelirken mutlaka kendi fikrimizi kabul ettirmeliyim diye düşünürsek, emin olunuz hiçbir problemimizi sonlandırma şansımız olmayacaktır. Ve böyle olunca da gerek ülkemizde gerekse kardeşlik hukukumuzun olduğu diğer coğrafyalardaki insanların çektikleri acılardan birer payı, mutlaka böyle düşünen kişi ve kurumlar sırtında ve vicdanın da taşımak zorunda kalacaktır.

Günümüz de en yakın komşumuzdan ülkemizin en uzak bölgesinde yaşayan insanımıza, ülkemiz sınırları dışında, dünyanın her hangi bir coğrafyasında yaşayan insanlara kadar, her kes aynı geminin yolcular gibidirler. Özelde inanç birliği olan insanlara, genelde ise tüm insanlığa karşı sorumluluklarımız vardır. Her gün televizyon ekranından odalarımıza giren, her hangi bir yerde, zulme uğrayan bir insanın görüntüsünü, vicdanımıza ve yüreğimize de girdirmek zorundayız. En yakın bir komşumuzun dertleriyle sorumlu olduğumuz gibi, dünyanın her hangi bir yerindeki kardeşlerimizin sorunlarını da dert edinme mecburiyetimiz vardır. Bu gün dünyanın birçok yerinde kendi aralarındaki farklılıkları bir zenginlik olarak görmeyerek, toplumsal şiddete dönüştürenler, insanlarına ülkelerinde yaşama hakkı bile tanımamaktadırlar. Muharref inancın ve batıl fikirlerin sahibi insanlar dahi, uzlaşı sağlayarak, huzur içinde yaşarken, barış ve huzur medeniyetinin sahipleri olarak bizlerin, insanlarımızı bunlardan mahrum etmemizin, ne ilmi ne de dini bir izahı olamaz ve olmamalıdır.


1400 yıl önce Mekke"den Medine"ye giden muhacirlere, ensar kardeşleri ilk önce yüreğinin ve evinin kapısını açtığında, bizler bir kardeşlik medeniyetinin öncüleri olduk. Ne zamanki fikirdeki ayrılıklar, gönül ve inanç paylaşımını kaybettirdi. İşte o gün kaybedişimizin de başlangıcı oldu. Hala da kaybetmeye devam ediyoruz. İslam öncesinde cahili bir toplumda Allah Resulünün Hacer-ül Esved taşını bir yaygı üzerine koydurup, farklı düşünen herkese taşıtıp, yerine koyarak toplumsal uzlaşıyı sağladığı gibi, bu gün birlikte yaşama adına, tüm farklılıklarımıza rağmen, fikrimizi ve zikrimizi, bizlerde kardeşlik yaygısına koyup, gönlümüzdeki yerine taşımalıyız. Bunları yapmadığımızda, karşılaştığımız her problemde yeni suçlular bulur ve onları da hamasi söylemlerle hedef göstermeye devam ederiz.

Bu yazı toplam 12682 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0101
Güneydoğu Haber