Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
05 Haziran 2015 Cuma 09:37
Bir Milyon Genç Bunları Bilmeli

Seksen askeri darbesi yapıldığında lise eğitimine yeni başlamıştım. İhtilal öncesi ülkemizde yaşanan siyasi, ekonomik ve kültürel durum hakkında derin analizler yapabilecek ne yaşımız, ne eğitimimiz, nede tecrübemiz vardı. Siyasi anlamda hatırladıklarımız, yaşadığımız şehirde farklı görüşlerde olan insanların ayrışmaları, akşam karanlık çökünce dışarı çıkmaya korkulan sessiz sokaklar ve eve geç kalınca kapı önünde kaygıyla çocuklarını bekleyen gözü yaşlı, yüreği hüzün dolu anneler.

 

 Bizler ise, vatanı kurtaracak gençler olarak derneklere götürülüyor, heyecanlı konuşmalardan sonra ellerimiz havada sloganlar attırılarak, dava yemini yaptırılıyorduk. İstediğimiz zaman okul kapatıyor, her on dokuz Mayıs stadyum programlarından önce okul müdürünün tehditlerine rağmen, protokolün önünden geçerken ellerimiz havada kendimizce siyasi şov yapıyorduk. Akabinde ise, okul müdürü ve beden eğitimi öğretmeni apar topar, emniyete götürülüyordu.

 

  Ekonomik anlamda insanlarımız aldığı bir ürünü ikinci defa aynı fiyata alamıyor, tezgâh altlarına ve depolara saklanan temel tüketim ürünleri sürekli birilerini zenginleştiriyordu. O meşhur Kemal Sunal filmlerinde izlediğimiz pek çok ürünü almak için saatlerce sırada bekleyen insan manzaralarını bizler yaşamış bir nesiliz. Okuduğumuz lise de sadece bir öğretmenimizin Reno marka otomobili vardı, liseyi bitirene kadarda ikinci bir otomobil görmedik. Geçen hafta düzenlediğimiz okulumuzun mezunlar buluşmasına gelen, o günlerde bisiklete binmeyi ayrıcalık gören öğrencilerin pek çoğunun pahalı otomobilinin olduğunu gördüm.

 

 Bizler aynı zamanda üç film bir arada izletilen, sinema kültürünün içinden gelen bir nesiliz. Bu gün çok tartışılan nesli ahlaken çökertme çalışmaları o gün daha yoğun yapılıyordu. Mini etekli kızlarımıza ve mini şortlu gençlerimize spor hareketleri diye stadyumlarda yaptırdıkları rezilliklerden biz bu günlere geldik. İddia ediyorum ki, şimdiki gençlerimiz o günlerden çok daha sahipli ve güvendeler.

 

Bizim kuşak ülkemizin son otuz beş yılını bütün yönleriyle yaşayan bir neslin insanı olarak bu günlere geldi. Bu gün insanımızın elde ettiği kazanımlar ve sahip olduğu değerleri, dışımızdaki dost ülkeler gıptayla, düşmanlarımız ise endişeyle takip ederken, ne acıdır ki geçmişte yaşadıklarımızın içinden gelen bir takım insanların bütün bunları yok saymasının nedenlerini bizler çok iyi biliyoruz.Ancak yeni yetişen nesle sanırım bunları henüz yeterince anlatamadık. Bu nedenle iki gün sonra sandığa ilk defa gidecek olan bir milyon yüz bin gencimizin bir kısmı, geçmiş de yaşanan mahrumiyet ve acılar konusunda bilgisiz olarak, sadece sloganik sözlerin ve temelsiz vaatlerin tesiriyle sandığa gidecekler.

 

 Çünkü onlar İmam hatip liselerinde bile zorla başörtüleri açtırılan, devlet dairelerinde başörtülü olduğu için çalıştırılmayan insanların acılarını yaşamadılar. Çünkü onlar akşam karanlık çökmeden eve yetişme kaygısını bilmediler. Çünkü onlar bir ders kitabı almak için yaşadıkları şehrin kırtasiyelerini dolaşmadılar. Çünkü onlar bir ürünü alabilmek için, sıraya girip uzun müddet hiç beklemediler. Çünkü onlar üniversiteye kayıt yaptırmak için harç parası kaygısı taşımadılar.

 

  Çünkü onlar on kişilik ranzalı yurt odalarında kalmadılar. Çünkü onlar çift şeritli uyduruk yollarda, şimdi trafiğe çıkması bile yasak olan otobüslerle yolculuk yapmadılar. Çünkü onlar gurbette ailesi ile telefonla görüşebilmek için, postahanelerde en az bir saat telefon bağlanmasını beklemediler. Çünkü onlar Amerikan yardımı olarak gelen, süt tozu içerek büyümediler. Çünkü Onlar bu gün kolayca ulaştıkları, faydalandıkları her şeyi hazır buldular ve çok kolay elde ettiler.

 

 Gençler bu ahval üzerinde sandığa giderek ülkelerinin ve kendilerinin geleceği için oy kullanacaklar. Yukarıda bahsettiğim konularda yeterince bilgi donanımına sahip olmadıkları için, pek çoğu bizim geçmişte çok sık duyduğumuz ve yaşadığımız hamasi sözlerin, ya da ideolojik telkinlerin etkisiyle tercihte bulunacaklar. Bu konuda onlarla yeterince ilgilenmediğimiz için kendilerini mazur görebiliriz.

 

Peki, bu süreci bizimle birlikte yaşayan insanlara ne oluyor ki, sürekli yapılan her hayırlı işi inkâr ediyorlar.  Ben bu düşüncede olan birine, “ Bu gün söylenen vatan, millet, devlet, bağımsızlık ve güçlü ülke sözlerini ilk duymamızın üzerinden bunca yıl geçti. Bizler değiştik, ülkemiz değişti, fakat sizler değişemediğiniz için hala iktidar olamadınız bunların nedenlerini hiç sorguladınız mı? Diye sorduğum da doğrusu pek de ikna edici bir cevap alamamıştım.

 

 Netice olarak, herkesin tercihi konusunda temel vazgeçilmezleri olabilir. Bunların bu konudaki tercih nedenlerini içinde bulunduğumuz yaş, bilgi düzeyi ve yaşadığımız tecrübe açısından anlıyorum. Ancak ülkemizde bir kesim var ki,  uzun yıllar mücadelesini verdikleri pek çok değer bu gün kendilerine bir kazanım olarak sunulmuşken ve bundan en çok kendileri faydalanırken, bunları kendilerine sunan insanların karşılarında olmalarının hiç de inandırıcı olmadığını bilmelerini isterim. Onlar kendilerini sorgulama ve değişim üzerine ne kadar direnseler de,  eminim ki, ülkemizin sağduyulu insanları da bunun cevabını Pazar günü sandıkta verecektir.

 

Bu yazı toplam 11688 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0099
Güneydoğu Haber