Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
31 Mart 2014 Pazartesi 18:02
KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

Ülke tarihinin en önemli seçimlerinden birini gerçekleştirdik. Sandık önümüze gelene kadar,   kazanma ya da birilerini karalama adına her türlü yöntem denendi. Bazıları ”İnsanlarımızın neye ihtiyacı var, ülkem için ne yapabilirim,” diye düşünerek yaptığı ya da yapacağı hizmetleri anlatmaya çalışırken, bazıları da “Bir gün bunlar lazım olacak” diye planlayarak, yıllarca biriktirdiklerini orantısız bir şekilde kamuoyuna servis etme yolunu tercih ettiler.

 

   Hesapların ve hesaplaşmaların en çarpıcı örneklerine şahit olduğumuz , “Bu gün ne olacak” beklentisiyle geçen ve tüm algıların sınırlarının zorlandığı bir süreç nihayet tamamlandı. Bundan sonra sandıktan çıkacak sayısal verilere göre kimlerin kazanıp, kimlerin kaybettiği tartışmaları sanırım uzun müddet devam edecek.

 

  Bu süreçte ortaya konan her türlü argümanlarla ilgili hiç kimse hata yaptığını ya da karşı tarafında haklı olabileceği konusunda bir öz eleştiri yapma cesaretini gösteremedi. Sanırım seçimden sonra da bunu pek göremeyeceğiz. Belki de bunun en önemli nedenlerinden biri, bu güç mücadelesini kazanma ya da diğerine kaybettirme adına ortaya konanların çok fazla kişiselleştirilmesinin etkisi olmuştur diye düşünüyorum.

 

  Fakat burada bizi derinden yaralayan ve toplumsal travmaya neden olan yönü, kişiler üzerine yapılan kurgular ve ince hesaplarla ülkemizin çok mahrem konularının ifşa edilmesinde en ufak bir tereddüt gösterilmemesi olmuştur. Birilerinin zaaflarını ortaya koyma adına, devletimizin zaafa uğratılmasını ve ülke insanının çok değer verdiği konularda bilgi ve belgelerin sorumsuzca ortaya konmasını haklı gösterecek hiçbir gerekçe asla olamazdı.

 

  Bu süreç sonunda, halkın iradesinin nasıl tecelli ettiği elbette çok önemlidir. Çünkü insanımızın tercihlerine saygı duymak ve devletimizin temel değerlerini korumak, bu ülkede yaşayan herkesin ortak paydası olmak zorundadır. Bunun yanında çok önem vermemiz gereken bir husus vardı ki, o da kardeşlik hukukumuz ve kul haklarına karşı olması gereken hassasiyetlerimizdi. İşte asıl burada pek çoğumuz kaybetti diye düşünüyorum.

 

  Kişisel, siyasi ve ideolojik hesaplaşmalarımızı kendi aramızda zaman içende uzlaşarak telafi edebiliriz. Peki, kul haklarına taalluk eden ve tarumar olan kardeşlik hukukumuzu nasıl tekrar inşa edeceğiz. Sanırım bu konuda sürecin taraflarına önemli sorumluluklar düşmektedir.

 

 Bunu yeniden sağlamak için de, tek çözüm yolunun Kuran’ı kendimize hakem kabul etmekten geçtiğine inanıyorum. Bu nedenle özellikle de Hucurat Suresi 6.ayette “Yanlış haberlerle insanların yanıltılacağı” 11.ayette “Başkalarıyla alay etmeme” ve 12. Ayette geçen “Birbirimize karşı su-i zan ve gıybet yapmamamız” gerektiği konularının mutlaka tekrar gözden geçirilmesinin toplumsal bir barış adına hayati bir zaruret olduğuna inanıyorum.

 

 Elbette devletimize ve milletimize yönelik ihanetlere hukuk dairesinde gereken yapılmalıdır. Fakat aramızdaki kırgınlıkları bir an önce sona erdirerek, hesabımızı ahirete bırakmayalım. Çünkü burada ellerimizi birbirimize uzatamazsak, orada tutacak bir el bulamayabiliriz.

Bu yazı toplam 22307 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0114
Güneydoğu Haber