Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
18 Ocak 2011 Salı
SON YOLCULUK

Her yolculuk; bazen acı, bazen ayrılık ve hüzün, bazen sevinç ve mutluluktur. Her yolculuk ümit ve korkuları birlikte taşır, zaman ve mekânları aşarak. Her ayrılık bir temennidir tekrar kavuşmak için. Ama her zaman bir burukluk vardır, sözlerin arkasında gizli.“Gidip de dönmemek, gelip de bulmamak var “ sözü bir hatırlatmadır, söyleyemediğimiz korkulara. Çünkü yolculuklar çoğu zaman taşır bizi, unuttuğumuz son yolculuklara. Beklemediğimiz bir anda, hayata son noktanın konduğu yerde.Ne yazık ki günümüzde bu son yolculuğu hatırlatan her şeyden uzak kalmaya çalışır olduk. Buna da mezarlıklardan başladık. Çünkü o sürekli ölümü hatırlatıyor. Eskiden mezarlıklar şehrin için de olurdu. Evlerin penceresi kabristana bakardı. İnsanlar sürekli ölümle hayatı birlikte yaşardı. Ölüm keyfimizi kaçırınca, onu şehirlerin dışına attık. Geriye ise sadece hayat kaldı. İnsanlar artık bu hayat yaşanır diyerek, zevklerinin peşinde koşmaya başladı. Birçok insan zevklerini yaşarken, ölümü hiç düşünmezken, bir anda buldu kendini musalla taşında. Oysa camiye defalarca davet edilmişlerdi de bir defa olsun gelmeyenler olmuştu. Birileri görmesin, daha zamanı değil denmişti. Daha erkendir diye direnilmişti. Ama getirildiler istemeseler de… Adamın biri musalla taşına konan arkadaşının baş tarafına eğilerek “Sana çok söylemiştim de camiye getirememiştim. Bak nasıl da getirdiler” derken, nasihatin yaşayana faydası olacağını atlatmak istemiştir, yaşama sımsıkı sarılanlara.
“ Perdeler kalkar perdeler iner Azrail"e” hoş geldin “ diyebilmekte hüner.” Derken Necip Fazıl, emaneti almaya gelene her an hazır olmayı hatırlatır bizlere.

Mevlana, sevgiliye kavuşma olarak ifade eder, bu son yolculuğu, gerçek sevgiliye kavuşmak isteyenlere.

Yahya KEMAL “Sessiz gemi” şiirinde;Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler,Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. Sözleriyle farklı bir ufuk açar bize, ölüm ve hayata dair.
Son yolculukta bizi tanıyanlar, birbirlerine bizleri anlatırlar, ya samimi ya da yapmacık. Çok gençti, yazık oldu derler. Tam da rahat edecekti, yeni emekli olmuştu, çok iyi bir insandı derler. Yolculuğumuzu ve bu merasime katılanları katılmayanlara duyurmak içinde hazırdır bildik ifadeler. Her giden de ayrı bir anlam bularak.


“Son yolculuğun da gözyaşları içinde toprağa verildi.”

“Son yolculuğun da sevenleri yalnız bırakmadı.”

Son yolculuğuna alkışlarla uğurlandı.”


“Son yolculuğuna dualarla gönderildi.” Vs. derler.


Sonra tekrar döneriz bizi bekleyen hayata. Bu yaşam nereye kadar demeden, nerede biteceğini düşünmeden.

Muhammed İKBAL , “Doğduğunuzda siz ağlarken başkaları gülüyordu. Öyle bir hayat yaşayın ki, öldüğünüz de başkaları ağlarken siz gülesiniz” diyor, Allah"a ait olan bir hayatı Allah"la beraber bir yaşamak isteyenlere.
Bu son yolculuğu merak eden olmuş. Yazmış her saniyesini, zamanı yakalamak istercesine, zamanı tüketerek.Mizancı Murat olarak bilinen, Mehmet MURAT, ölüm halini merak etmiş ve ölürken insan ne hisseder düşüncesiyle bileklerini keserek intihar etmiş. Ölene dek kesilmiş bilekleriyle hissettiklerini yazmış, son yolculuğuna böyle sıra dışı bir şekilde çıkmış. Yaşarken yazdıklarıyla değil, dünyasını değiştirirken yazdıklarıyla meşhur olmuş edebiyat dünyasında.

Allah Resulü (SAV) :”Nasıl inanırsanız öyle yaşarsınız, nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz Rabbinizin huzuruna öyle varırsınız” buyururken, zihinde başlayan bir hayat anlayışının Allah"ın huzurunda nasıl sonuçlandığını bilmemiz isteniyor, kabullenmek istemeyen istemese de.
.
Yunus EMRE, mezarlığı olmayan köy hikâyesiyle bizlere bu yolculuğa her an hazır olmanın önemini anlatmaya çalışır.“ Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, öyleyse biz onu her yerde bekleyelim” derken Montaigne, Yunus EMRE "nin mezarsız köy hikâyesindeki dağdan gelen meçhul sese adeta tüm dikkatlerimizi çekmek ister.


Âşık Veysel, insan hayatını iki kapılı bir hana, son yolculuğu ise menzile ulaşma olarak anlatmak istemiş, sazında nağme, insanımızın dilinde söz olarak.

İşte budur, hayat ve ölüm, birini anlamadan diğeri anlaşılmaz.
Ölümü anlayarak hayatı anlamlandırmamız dileğiyle.

Bu yazı toplam 16230 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0108
Güneydoğu Haber