Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
08 Haziran 2011 Çarşamba
Hatalarımızla hesaplaşmak ve elimizdeki çuvaldızlar

Hatasız kul olmak veya hatasız dost bulmak. Böyle bir iddiada bulunmak, ne mümkün değil mi? Aksine herkesin hata yapabileceğini söyleriz. Bazen kendimiz hata yaparız. Böyle bir durumda, bunu telafi etmek için ne yapmamız gerektiğini bilmeyebiliriz. Yâda biliriz de gereğini yerine getirmeyiz. Bu konuda sosyologlar, psikologlar ve eğitim uzmanları elbette insanı her müşkülden kurtarmak için, kişiye özel çözümler sunmaktadırlar. Bura da asıl olan insanı yaratan, onu en iyi bilen ve onu her konuda eğiten Rabbimizin ne tavsiye ettiğidir. O her konuyu farklı bir olayda ve farklı elçilerinde yaşatarak bizlere öğretmiştir. İnsanlar ve olaylar farklıda olsa, burada bizlere verilmek istenen mesajı anlamak önemlidir ve öncelikle bu verilmek istenmiştir.
İlk insan, ilk hata ve insanın hatasına gösterdiği ilk tavır.Yada insanın hatasıyla ilk hesaplaşması.(Araf Suresi;22-23):.. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? Diye nida etti.


- Dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.


Şeytanın düşman ilan edilmesi ve onun kötülüklerinden insanın uyarılması. Buna rağmen insanın ona inanarak hatalı davranması. Ve sonuçta şeytanı suçlamayarak, hatanın kendilerinde olduğunu itiraf etmeleri. Yâda özeleştiri. Bizlere buradan verilmek istenen mesaj bu kadar açıkken, bu gün ne oluyor da bizler yaptığımız her yanlıştan sonra şeytanı suçluyor veya bir suçlu arıyoruz. Neden Hz. Âdem(as)"in gösterdiği tavrı ortaya koyamıyoruz? Neden kendi hatalarımızı kabul etme erdemliliğini gösteremiyoruz? Bu güne gelirken geçtiğimiz yollara döşediğimiz hata taşlarını neden görmek istemiyoruz. Birilerinin onları bulup altındakileri ifşa etmesini mi bekliyoruz. Bir başkası geçmişin hatalarının hesabını çıkarmadan, neden biz onlarla hesaplaşmıyoruz. Neyi ne kadar saklayabiliyoruz ki. Bunun yanında, geçmişi hiç de masum olmayan bazı insanların, bunları görmezden gelerek, başkalarının hatalarını bulma gayretini hangi değerlerin kapsam alanına koyacağız.



Burada şu hususu özellikle vurgulamak gerekirse, hayatlarında yeni bir beyaz sayfa açtığını söyleyenler, bu sayfayla geçmişin hatalarıyla hesaplaşarak, eğer yeni bir hayat ve yeni bir kimlik kazandıysanız, kimin geçmişinizi sorgulamaya hakkı olabilir ki? Bunu kendilerinde görenler Hz Ömer"i acaba nereye koyacaklar. Cahili hayatında kendi kız çocuğunu diri diri kuma gömen ve Müslüman olmakla hayatına yeni bir beyaz sayfa açan, Hz. Ömer"i geçmişiyle sorgulamaya kimin hakkı olabilirdi. Sadece kendisi vicdani muhasebesini yaparak bu olayı her hatırladığında ağladığını söylemesi yeterliydi ve öyle kabul gördü. Bundan daha büyük bir erdemlilik olur mu? İşte Hz. Ömer"e yakışır bir örnek daha. Çarşıdan geçerken kamçısıyla vurduğu kişiye bir yıl sonra giderek:”Al şu altı yüz dirhemi, bu geçen yıl sana kamçıyla vurduğumun diyeti” der. Sahabe”Ey müminlerin emiri, ben onu çoktan unutmuştum,” deyince. Hz. Ömer:”Bense hiç unutmadım.”Diye karşılık verir. Sahi böyle yapmakla Hz. Ömer ne kaybetti. Peki, Hz Osman (ra)"ın şu tavrını bu gün acaba kim gösterebilir. Bir gün kölesini çağırarak;”Hatırlıyor musun, bir keresinde senin kulağını çekmiştim. Şimdi sen de benimkini çek de ödeşelim.” Dedi. Kölede onun kulağını tutup çekmeye başladı. O çekerken Hz. Osman şöyle diyordu:” Daha sert çek, çünkü bu dünyadaki kısas ahirettekinin yanında bir hiç mesabesinde kalır.” Sanırım bize pek de uymaz değil mi?



Netice olarak, Allah resulünün Ümmü Mektum"a gösterdiği tavırdan dolayı Abese suresinde nasıl uyarıldığını, iyi okumalıyız. Şayet bunu anlamışsak, bizlerin hiçbir mazerete sığınmadan, hatalarımızla yüzleşerek, sebeplerini kendimizde aramalı, iğneyi önce kendimize batırmalıyız. O zaman emin olun elimizdeki çuvaldızlara hiç ihtiyacımız kalmayacaktır. Aksi takdirde yeni beyaz sayfalar açmaya devam etmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Bu yazı toplam 13977 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0160
Güneydoğu Haber