Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
08 Nisan 2013 Pazartesi
Hata ve Masumiyet

   Hz. Âdem(a.s) den Peygamberimiz Hz. Muhammed ( s.a.v)"e kadar, Kuran da ismi geçen ve bilgisi bize ulaşan peygamberler kendilerine verilen İlahi görevi yerine getirirken, hata yapma endişesini yaşamış ve hatalarda yapmışlardır. Her yaptıkları hatalar da Allah Teâlâ tarafından uyarılmışlar, hatta sert ifadelerle tehdit bile edilmişlerdir. İşte peygamberlerin bu konuda ortaya koyduğu örneklik dışında, bu sorumluluk bilincini iyi algılayanlar da hata yaptıklarında peygamberi bir tavır ortaya koyma erdemini göstermişlerdir.

 

 

   Bütün bunların bilinmesine rağmen günümüzde rol model olarak görülen ya da kendilerini bu şekil de ifade eden insanların birçoğunda hata yapma ve kabullenme konusunda ciddi zafiyetlerin olduğu da bir gerçektir. Bu durum bazen öyle bir anlayışa dönüştürülüyor ki, bu insanların yaptıkları hataları görememe, görenlerin konuşamaması, ya da konuşturulmamasına kadar gidebilmektedir. Benim kanaatime göre bu tarz bir düşüncenin oluşmasının nedenleri şunlar olabilir. Öncelikle bu rol model olarak görülen veya kendilerini öyle kabul ettirenler, eleştiriye asla tahammülleri olmadığından, böyle bir anlayışın oluşmasının temel nedeni olmaktadırlar. Diğer bir neden ise, bu insanların bir kısmı çevresinde öyle bir algı oluşturmuşlardır ki, yaptıkları hatalarda bile bir hikmet aranır hale gelinmiştir. Bir diğer önemli hususta bu insanların yaptıkları hataların konuşulmasını fitne olarak gördüklerinden kimseyi konuşamaz hale getirmişlerdir.

 

 

  İnsanların bir kısmında böyle bir anlayış oluşurken, Allah resulü(s.a.v) bırakın hata yapmayı, ya da bunun sorgulanmasının yasaklanmasını, bir hadislerinde şöyle buyurmaktadırlar;” Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah Teâlâ sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek(fakat tövbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı.” (Müslim, Tirmizi) Bize bunları hatırlatan Allah resulünün günde yüz defa istiğfar ettiğini söylemesini de özellikle belirtmek isterim. İşte burada bunları bizlere söyleyen peygamberimizden onlarca örnekten sadece birini paylaşırsak sanırım bu konuda O kutlu nebiyi daha iyi anlamış olacağız.

 

 

   Hicretin 11. senesinde ashabıyla birlikte olduğu bir gün onlara hitaben;”Ey müminler! Kimin bende hakkı varsa, kıyametten önce gelsin alsın” buyurdular. Bunun üzerine Hz.Ukaşe ayağa kalktı,“Ya Resulallah; Tebük gazasında seninle beraberdim. Oradan ayrıldığımız sırada benim devemle sizinki yan yana gelmişlerdi. Ben devemden indim size yaklaştım. Maksadım sizin mübarek vücudunuzu öpmekti. O zaman kamçıyla sırtıma vurmuştun. Niçin vurduğunu bilmiyorum” dedi.Peygamberimiz,”Ya Ukaşe, Allah Teâlâ seni resulünün kasten vurmasından muhafaza eylesin. Ya Bilal! Kızım Fatıma"nın evine git. O kamçıyı bana getir” diye emretti. Sonra “Ey Ukaşe gel vur“ buyurdular. Ukaşe “Sen bana vurduğun zaman sırtım açıktı” deyince, peygamberimiz sırtını açtı. Orada bulunanlar endişe içinde beklerken, Ukaşe peygamberimizin sırtındaki nübüvvet mührünü öpüverdi ve “Maksadım bu idi” dedi.

 

 

 Sırtını açarak kamçıyı sahabesinin eline veren bir peygamberin eğitiminden geçen Hz. Osman da kölesinin eline kulağını vermişti. Bir gün kölesini çağırarak,”Hatırlıyor musun? Bir keresinde senin kulağını çekmiştim. Şimdi sende benimkini çek de ödeşelim” dedi. Köle de O"nun kulağını tutup çekmeye başladı. O çekerken Hz. Osman (r.a) şöyle diyordu;” Daha sert çek, çünkü bu dünyadaki kısas, ahrettekinin yanında bir hiç mesabesinde kalır.” Aynı terbiyeden geçen Hz. Ömer(r.a) de, çarşıdan geçerken kamçısıyla vurduğu bir kişiye bir yıl sonra giderek;” Al şu altı yüz dirhemi bu geçen yıl sana vurduğumun diyeti” der. Sahabe, “ Ben onu çoktan unutmuştum” deyince, Hz. Ömer,”Bense hiç unutmadım” diye karşılık verir. Yazımı yine Hz. Ömer"in şu sözüyle bitirmek istiyorum.”Mümin kardeşinizde bir hata görür de söylemezseniz sizde hayır yoktur. Söylersiniz dinlemezse onda hayır yoktur”.

Bu yazı toplam 16602 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0106
Güneydoğu Haber