Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
08 Temmuz 2014 Salı 19:27
ÖNCE AHLAK

            “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyen ve hayatının sonuna kadar da bütün ahlaki değerleri en güzel şekilde yaşayan bir peygamberin ümmetiyiz.  O’na, ilahi sorumluluk verilmeden önce, erdemlerini kaybetmiş bir toplumda kırk yıl birlikte yaşamıştı. Bir defa olsun onların örf ve adetlerine uymamış, tek bir yanlış söz O’ndan duyulmamıştı. Bundan dolayı herkesin yanında emin bir insan olarak tanınmıştı.

 

   Kendisine gelen İlahi buyrukları insanlara anlatırken, hiç kimse O’na yalan söylüyorsun ya da sana nasıl güvenelim tarzında bir itirazları olamamıştı. O’nun ahlaki meziyetlerini bilen insanlar, gönüllerde bir inkılâp oluşması ve toplumun mevcut gidişatının değişmesi için, yapılan davete icabet ediyorlardı. Mekke de on yıl boyunca erdemli bir toplumun oluşması için, yürekli insanlar büyük bir mücadele verdiler. Davetin ilk sekiz yılı içinde tek bir ibadet ve cihat emrinin olmadığı, tamamen faziletli insanlardan oluşan yeni bir toplumun inşasının çalışması yapıldı.

 

  Bu nedenle peygamberi anlamak için önce O’nun ahlakını tanımak ve bununla kendi kişilik donanımımızı oluşturmak zorundayız. “Ben iyi bir Müslüman olmak istiyorum” diyen herkesin önce iyi bir ahlaki meziyete sahip olması gerekir. Bunu sağlamayan insanların iman ettikleri İslami yaşama iddialarının ne kadar içi boş ve anlamsız olduğunun kişisel örneklerini ve toplumsal gidişatını günümüzde üzülerek müşahede etmekteyiz.

 

   Halktan İslam’ı yeterince bilmeyen birini belki anlarım, fakat özellikle İslami hizmetlerde bulunan ve insanlara örnek olması gerekenlerin ahlaki zafiyetlerine ne demeli?  Çok iddialı sözler konuşan, hatta cihattan bahseden insanlardan bazılarının, eşlerine nezaketsizliğini, çocuklarına şefkatsizliğini, akrabalarına yabancılaşmasını, çevresine kabalaşmasını, ticarette güvensizliğini, işinde verimsizliğini ve komşularıyla geçimsizliğini gördükçe peygamberi hiç anlamadıklarını ve O’nun öğretilerinden nasıl uzak olduklarını anlıyorsunuz.

 

   Ahlaki değerleri kuşanmamış insanların namazının yorgunluk, orucunun aç kalmaktan başka bir anlamının olmadığını söyleyen Allah resulünün uyarıları hep es geçildi. Zekât ve kurbanı gösteriş ve övünme vesile kılan, hac ya da umre ibadeti için gittiği Kâbe de insanları inciten, basit bahanelerle tartışma çıkaran ya da alış verişte hile yaparak, haccı sadece bir seyahat ve ziyarete dönüştüren insanlarımız sahi İslam’ın neresindeler.

 

  Bütün bunların ötesinde en acı olanı da İslami değerlerin ifadesi açısından bir Ortadoğu gerçeği yaşıyoruz ki, Müslüman’ın Müslüman’a yaptığı zulmün örneklerini, İslam düşmanları yapsa hepimizin hamasi damarları kabarırdı. Ama ne yazık ki, ülkesine, yöneticisine, ırkına ya da mezhebine bakarak İslami duyarlılığımızı ortaya koymaya çalışıyoruz.

 

  Kırk yıldır dinimi okuyup, anlamaya çalışıyorum. İslami kaynaklarda yukarıda ifade ettiğim tarzda bir İslam tanımıyla karşılaşmadım. Kim, bunları iddia ediyor ve kabul ediyorsa etsin, fakat üzülerek ifade etmeliyim ki,  böyle bir din anlayışı benim dinim asla olamaz. 

Bu yazı toplam 12817 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0104
Güneydoğu Haber