Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
04 Aralık 2012 Salı
Adam Gibi Ölmek

  İslam orduları İran kapılarına dayanmıştı. Ordu komutanı Saad bin Ebi Vakkas İran orduları komutanı Rüstem"e bir elçi gönderdi. Rüstem geçim sıkıntısı ve maddi sebeplerle İran"a geldiklerini zannettiği Müslümanların elçisi Mugire"ye rüşvet kabilinden ve küçümseyerek:”Peygamberinize elbise, binek ve bin dirhem, her birinize de birer yük hurma verelim de haydi dönüp gidin memleketinize” demişti. Bunun üzerine İslam elçisi Mugire mağrur Rüstem"e şöyle diyordu:”Biz dünyalık talebiyle gelmedik. İnsanları yaratılmışlara ibadetten, Allah"a ibadete çevirmek için buradayız. Adamlarımız, sizin adamlarınızın hayatı sevdiği kadar, bu gaye için ölümü sevmektedir. Ben sizi İslam"a çağırıyorum.

 

  İşte hayata ve ölüme karşı olan bu bakış açısından dolayıdır ki, adam gibi ölerek şahadete kavuşmak bizlere bırakılan çok kıymetli bir mirastı. Bunun da sadece cephede düşmanla savaşarak elde edilemeyeceğini söyleyen Allah resulü(sav), adam gibi yaşayarak, adam gibi ölenlerin yataklarında şahadet özlemiyle ölmeleri halinde şehit hükmünde olacaklarını ifade ederek, bizlerin şerefli bir hayat sürdürmemizi istiyordu. Bu sözünü anlamlandıran bir örnek olarak da Uhud Savaşı"nda Kuzman adındaki şahsın gösterdiği kahramanlığa hayran kalan ashabı Allah resulünün, o kişi hakkında cehennemlik demesini ölmeden önce ortaya koyduğu tavırla adam gibi ölmeyi hak etmemesini görmeleriyle anlıyorlardı.

 

  İran komutanına “Sizin hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar ölümü seven bir orduyla size geldim.” Diyen Halit bin Velid   bu sözüyle adam gibi ölmeyi en güzel şekilde ifade ederken, yaptığı savaşlar sonunda vücudunda kılıç yarası almadık yer kalmamasına rağmen şehit olamamasından dolayı hasta yatağında hayıflanırken, aynı zaman da adam gibi bir hayat yaşayıp, adam gibi öleceği için bunun huzurunu yaşıyordu

 

  Tarık bin Ziyad İspanya kıyılarına askerleriyle ayak bastığında, tüm gemileri yaktırmıştı. Tarihe not düşecek böyle bir karar almasının nedeni ise, ya bu ülkeyi fethetmek ya da adam gibi ölmekti. Oysa son Endülüs Devleti"nin hükümdarı Abdullah başkentleri Gırnata"yı bir daha dönmemek üzere terk ederken, sabah güneşinin Elhamra Sarayı"nın kubbelerini parlatan manzarası karşısında hüzünlenip ağlamaya başlar. O"nun gözyaşlarına daha fazla dayanama yan annesi, Abdullah Sağir"e tarihe geçen şu meşhur sözünü söyler:”Ağla oğlum ağla. Senin gibi, vatanı ve dini için çarpışmayan erkeklere, şimdi kadınlar gibi ağlamak yakışır.”

 

   Fatih Sultan Mehmet"in İstanbul"un fethinin gecikmesi ve askerleri arasında karamsarlık düşüncesinin oluşmaya başlaması üzerine; “ Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul"u” sözünü adam gibi ölmeyi istemesinin bir ifadesi olarak anlamak gerekir diye düşünüyorum. Yakın tarihimizin şeref levhalarından olan Yemen"e askere gidenlere bir daha dönmeyeceği için söylenen Yemen türküsü ve Çanakkale de Mehmetçiğe kendi cenaze namazını kıldıran ruh işte bu adama gibi ölme inancının bir tezahürüydü.

 

  Günümüze gelecek olursak, 2009 Gazze saldırısı esnasında ölen arkadaşlarının arkasından birbirine sarılarak ağlayan İsrail askerleri ile en son basına yansıyan Filistinli küçük bir kız çocuğunun İsrail askerlerine yumruğunu sallamasının farkını Hasan Nasrallah"ın şu sözü çok güzel ifade etmektedir.”Kazanacağız. Çünkü biz ölümü, onlar ise hayatı seviyorlar.”

 

  Evet, bu gün İslam Ümmeti"nin fertleri adam gibi ölmeyi göze alarak, hem zalime direnmeyi gösterip, hem de başlarındaki Firavunlardan kurtulurken, İslam dünyasını temsil edenlerinde dünyaya rol biçen Firavunlardan kurtulmak için, öncelikle adam gibi ölmeyi göze almaları gerekmektedir.

Bu yazı toplam 19648 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0100
Güneydoğu Haber