Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
13 Şubat 2017 Pazartesi 17:49
Hayatımızın Öncelikleri

   Öğrencilerine hayat üzerine ders vermek için sınıfa giren profesör, hiçbir şey söylemeden kürsünün üzerine bazı malzemeler koyar ve içlerinden kavanozu eline alır. Sonra öğrencilerin meraklı bakışları arasında kavanozu tenis topları ile doldurur ve kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler tereddüt etmeden kavanozun dolduğunu söylerler.

   Bunun üzerine profesör içi çakıl taşı dolu olan torbayı açar ve içindeki tüm çakıl taşlarını kavanoza döker. Ardından sallayarak taşların tenis toplarının arasındaki boşluklara yerleşmesini sağlar. Merakı iyice artan öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar.

   Öğrenciler yine “evet doldu” diye cevap verirler. Profesör bu defa içi kum dolu bir torbanın tamamını kavanozun içine boşaltır ve kavanozu tekrar iyice sallar. Kumlar içi tenis topu ve çakıl taşlarıyla dolu olan kavanozun içindeki boşluklara yerleşir. Bu işlemden sonra öğrencilere bir kez daha sorar.

   “Kavanoz doldu mu gençler?

 Profesörün ne yapmak istediğini anlayamayan öğrenciler, yine hep bir ağızdan “evet doldu” diye yanıtlar.

  Öğrencilerin tüm dikkatini yaptığı işe yoğunlaştıran profesör, bir öğrencisini kantine göndererek iki fincan kahve getirmesini rica eder. Kısa süre sonra öğrenci elinde iki fincan kahveyle sınıfa geri döner. Kahveleri alan profesör, onları da kavanozun içine döker ve son kez sorar.

“ Ne dersiniz arkadaşlar, kavanoz şimdi doldu mu?

   Öğrenciler, bu denemelerin nereye varacağı merakı içinde ve birazda sıkılmış olarak,    “evet” doldu derler.

   Artık gereken açıklamanın zamanının geldiğini gören profesör içi tenis topu, çakıl taşı, kum ve kahve dolu kavanozu iki eli ile kaldırarak şöyle der;

“Bu kavanoz sizin hayatınızı simgeler.

Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir. Aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız… Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.

Çakıl taşları ise, daha az önemli olan diğer şeyleri temsil eder. İşiniz, arabanız, eviniz vs.

Kuma gelince, hayatınızda geriye kalan ufak şeylerdir.

 

   Şayet kavanoza önce kum doldurursanız çakıl taşlarına ve özelliklede tenis toplarına yeterli yer kalmaz. Aynı şey hayatınız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için değer taşıyan özelliklerinize çevirin.

 

   Eşinizle yemeğe çıkın. Çocuklarınızla hoş vakitler geçirin. Evinizin ihtiyaçlarını zamanında karşılayın.  Ailenizle tatile çıkın. Yani öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.

Hayatınızın önceliklerini sıraya dizmeyi bilin. Gerisi hem kumdur. Tam bu esnada bir öğrenci heyecanla sorar;

“Peki, o iki fincan kahve neydi hocam.” Profesör tebessüm ederek cevaplar.

“Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle birer fincan kahve içecek kadar zamanınız vardır. O iki fincan kahvenin anlamı işte budur.

 

   Günümüzde pek çok insanın mazeretlerinin anakonusu hep aynıdır. Çok yoğunum, zamanım yok, aşırı yoruluyorum, fırsatım olmuyor gibi, duymaya alışık olduğumuz şikâyetler bir türlü bitmek bilmez. Oysa saatlerce televizyon izlemek, uzun süre bilgisayar ya da cep telefonuyla sosyal medyada zaman geçirmek de, bu mazeretleri öne süren insanların hayatının inkâr edilemeyecek bir gerçeğidir.

 

  Akşam eve gelince aile bireylerinin günü nasıl geçirdiklerini konuşma yerine,  yüzlerce sosyal medya paydaşlarının gün içinde yaşadıklarını ya da ne hissettiklerini öğrenmeye çalışmak için iletişim araçlarına mahkûm olma anlayışı da, bunun sonucu olan birbirinden kopuk ve ilgisiz aile örnekleri de günümüzün en dramatik gerçeğidir.

 

Netice olarak, aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar birbirini anlar sözünün anlamı gereği, hiçbir bahane arkasına sığınmadan, her türlü olumsuzlukları bir yana bırakarak, hayatımızın önceliğine ailemizi ve dostlarımızı koymaya mecburuz. Çünkü hayatın tadını ve gönlünhuzurunu ancak sevdiklerimizi öncelemekle elde edebiliriz.

 

 

Bu yazı toplam 10380 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Muhammet ALSAN / 14 Temmuz 2017 Cuma 01:17
Yine Hüzeyfe Hocam,
Ve yine insanlık temalı güzel bir yazı...
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0144
Güneydoğu Haber