Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
11 Nisan 2012 Çarşamba
Yönetenler ve susanlar

Bir gün Muaviye kendine yakın gördüğü adamlarını toplamış sohbet ediyordu. Onlardan her biri bir şeyler söylüyor, Muaviye de dinliyordu. Bunların arasında bulunan Ahnef b.Kays adındaki âlim zat ise, sükût ediyordu. Bunun farkına varan Muaviye, O"nun niçin konuşmadığını sorar. Ahnef; “Yalan konuşursam Allah"tan, doğru konuşursam senden korktuğum için, susmayı tercih ettim.” Diye cevap verir.

 

  Yazıma bu örneği vererek başlamamın nedeni, ne Muaviye"yi yargılamak, ne de O"nun hakkında olumsuz bir kanaat oluşturmaktır. Buradaki amacım, Allah resulünden sonra kısa sürede değişen yönetici anlayışının, bu güne nasıl yansıdığını sizlerle paylaşmaktır. Öyle ki, günümüz de tanıdığımız birçok insanın emir ve yetki makamına geldiğin de, çevresinde ki insanlara karşı nasıl olumsuz tavır takındıklarına şahit olmuşuzdur. Bu değişimin yöneticilik makamının doğasında olmadığına göre, insanların kendi doğasında olduğunu ifade etmenin uygun olacağı kanaatindeyim. Bu kanaatimi desteklemek için de, Sizlere Asr-ı Saadet anlayışından kısaca bahsetmek istiyorum.

 

   İnsanlara yöneticilik yapan ve aldığı sorumluluktan dolayı, görevini layıkıyla yapamama endişe ile uykuları kaçan bir peygamber örneğine sahibiz. O peygamber ki, hata yapmaması için Rabbi tarafından sürekli kontrol altında tutuluyordu. Bazı hatalarından sonra ise, ciddi uyarılar aldığı oluyordu. (İbn-i Mektum olayı-Abese Suresi)   Allah resulü idareci olarak, hata yapmamak için istişareye önem veriyor, Uhud savaşını kaybetme pahasına da olsa, çıkan ortak görüşe tabi oluyordu. Ve Hudeybiye anlaşması esnasında verdiği karardan dolayı da, Hz. Ömer tarafından adeta sorgulanıyordu. Aynı Hz. Ömer hilafeti esnasında yönettiği insanların, kendisine hatalarını söylememeleri endişesi taşıyordu. Bir gün sahabelerden biri ziyaretine gelmişti. O"nu dalgın bir vaziyette buldu. Neden bu kadar dalgın olduğunu sorunca; ”Halife olduk, büyük bir sorumluluk omuzlarımıza yüklendi. Hata eder, sonra da bunu bana söylemezlerse, Ömer"in hali ne olur?” Diye cevap verir. Sahabe diyor ki; “ Vallahi sen Hak yoldan ayrılırsan, seni kılıçlarımızla düzeltiriz dedim. Hz. Ömer sevincinden boynuma sarıldı.” Bu olayın halifelik görevine başladığı ilk gün, halka yaptığı konuşma esnasında olduğu da rivayet edilir.

 

   Tekrar konunun başına dönersek, Muaviye vahiy kâtipliği yapmış ve İslam"a önemli hizmetleri olmuş bir insandı. Ama yönetim de söz sahibi olunca, birçokları gibi O da anlaşılan, yanlışlarının söylenmesine tahammül edemez olmuştu. Şu husus değişmez bir hakikattir ki, yapılan hatalar karşısında konuşması gerekenlerin susmaya başladığı yerde haksızlıkların olması elbette kaçınılmaz olacaktır. İmam-ı Azam Ebu Hanife"nin kendi zamanında böyle bir yönetimle karşılaşınca, yapılan haksızlıklara meşruiyet kazandırmamak için, teklif edilen makamı kabul etmediği gibi, yönetimin yanlış söylem ve eylemlerini onaylamadığı bilinmektedir. Bu tavrından dolayı da, atıldığı zindanda işkencelerle şehit edilmiştir.  

    Bu gün her kim nere de olursa olsun, halka hizmeti, Hakk"a hizmet olarak görmelidir. Böyle yapmaz da, hizmet götürmesi gereken insanlara karşı, ne şekil de olursa olsun bir haksızlık yaparsa, konuşması gerekenlerin, o yanlışa müdahale etmesi gerekmektedir. Bu müdahaleyi yaparken de, yalan veya doğru söylediğinde kimden korkması gerektiğini çok iyi bilmelidir. Unutmayalım ki, İnsanlar sadece söylediklerinden değil, söylemesi gerekirken söylemediklerinden de sorumludur. 

Bu yazı toplam 12136 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0102
Güneydoğu Haber