Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
29 Ekim 2011 Cumartesi
ACILARDAN NEMALANANLAR

Ekim ayı tarih düştü, ülkemizin yürek yakan acılarına. Acı üstüne acı yaşadık, sa aralıklarla. Hani şairin dediği gibi;” Kader torbasına elimi attım. Bütün dertlerim sıralı çıktı.” Diyordu. İşte son yaşadıklarımız âdete öyle bir şey oldu. Şehitlerimizin kederi daha içimizde soğumadan, yeni bir ateş düştü, acılardan nasırlaşmış yüreğimize. Van da meydana gelen deprem, ülkemizin diğer ucundaki Edirne"ye kadar millet olarak hepimizi derinden sarstı. Van da ki insanlarımız depremin artçılarıyla her gün sarsılırken, seferber oldu birçok insan, kendi dertlerini unutarak. Çünkü bizim insanımız sadece ülkesinde değil, dünyanın hangi coğrafyasında dili, dini ve ırkı ne olursa olsun, bizi sevsinler veya sevmesinler, ilk yetişenler hep biz olmuşuzdur. Amerika da sel felaketinde kendi insanına yetişmekte aciz kalıp, insanlar açlıktan perişan olduklarında, bizim yardım ekiplerimiz okyanus ötesine de yetişmişti. Dünyanın bir başka süper gücü Japonya"nın deprem yaralarını sarmak için de. Sıcacık yüreğini ve yardım ellerini onlara da uzatmıştı, hiç zaman kaybetmeden.

 

Evet, tüm dünya insanları bizi böyle tanıdı. Ve biz böyle tanınmanın onurunu ve gururunu yaşadık ülke olarak. Felaketlerin adresi önceden bilinmez, ama yardımın adresi biliniyordu artık, insanın yaşadığı tüm coğrafyalarda. Peki, Van depreminde bize yakışır bir mesaj verebildik mi bizi tanıyan her kese? Aramızdaki tüm farklılıkları bir tarafa rakarak, fark ettirebildik mi, farkımızı tüm insanlık ailesine? Maalesef gerçek anlamda bunu başaramadık. İnsanlar arasında hiçbir ayırım yapmaksızın, dünyanın her yerine yetişen bizler, bizim insanımızı ayrıştırıcı ya, yorum ve görüntüler sunduk tüm dünyaya. Hep sorumlular arandı, önce sorumluluklarımızı yerine getirmeden. Özellikle bazı haber kaynaklarımız geçmişte yaptıkları hataları yine tekrarladılar. Neden bu ajanslarımız elleriyle toprağı kazanları, bir metre kare yerde yardım için toplanan onlarca insanı ve bina enkazlarından kurtarılanlara akıtılan sevinç gözyaşlarını ısrarla göstermediler. Bunu yerine daha çok, en fazla hasar gören binaları, en çok isyan eden insanları, en çok mağdur olanları, yardım malzemelerini yağmalayanları, birbirleriyle kavga edenleri tekrar tekrar gösterme ihtiyacı duydular. Hatta bu da yetmedi Marmara depreminde çektikleri bazı çarpıcı resimleri, Van depreminde olmuş gibi gösterdiler. Ajanslarımızın yöneticileri ve muhabirleri gayet iyi biliyorlardı ki, dünyanın herhangi bir yerinde, kırmızı ışık ihlali nedeniyle olan trafik kazasını, basit bir sokak kavgasını veya ağaçta mahsur kalan bir kediyi kurtarma operasyonu birkaç saat içinde dünyanın tüm ajanslarınaşebiliyor ve odalarımızda seyredebiliyorduk. Bunlar hiç mi düşünülmedi? Evet, hatalar olmadı mı elbette oldu. Önceki depremlerden ders alınmadı? Evet, yeterince alınmadı. En son Adana depremini ailemle birlikte yaşadım. Havaların sıcak olması nedeniyle, çadır olmadan günlerce, ağaç altlarında sabahladık. O zamanda çadır yağmalamaları oldu, hem de çoğunun ihtiyacı olmamasına rağmen. Dağıtılan yiyecekleri fazla alıp, yemeden çürütenler oldu. Marmara depreminde, ihtiyaç fazlası biriken ve çöpe giden binlerce ekmeği hala hatırlarım.

 

Her şeye rağmen, milletimizin bu acılı günlerinde birlikteliğimizi, siyasetten, ihanetten, şovdan, ithamlardan uzak, tek ses tek yürek olduğumuzu göstermemiz ve hiç kimseye milletimizin aleyhine malzeme vermemiz lazımdı. Ama buna çok da dikkat etmedik. Evet, iyi organize olamadık. Sıcak bir çadırı üzerlerine, bir yardım elini omuzlarına, sıcacık bir yemeği boğazlarına koymada kusurlarımız elbette oldu. Bu konuda birilerini eleştirirken, eleştirenler üzerlerine düşeni yaptılar mı? Sadece depremzedelere yardımda değil, siyasetten, basına kadar da organize olamadık. İnsanların mağduriyeti üzerinden birilerini de mağdur etmeye çalıştık. Doğrudur, binalarımızı düzeltmemiz, şehirlerimizi yeniden kurmamız gerekir. Fakat bundan önce yüreklerimizdeki yanlış yapılanmayı düzelmeli ve bu tür acılar da nasıl birlik ve dirlik içinde olunması gerektiğini tüm dünyaya göstermeliyiz.

Bu yazı toplam 14129 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0104
Güneydoğu Haber