Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
18 Mart 2013 Pazartesi
DEĞERLER EĞİTİMİ

   Biz eğitimcileri çok yakından ilgilendiren eğitim ve öğretim adında iki kavram vardır. Bu ikisini çoğu zaman beraber kullanırız. Bu beraber kullanılmışlık birçok insanı bunların aynı anlama geldiği konusunda yanıltsa da genel teamül okullarda öğrencinin öğretim ağırlıklı bir sistemle muhatap olduğu, eğitim boyutunun ise çoğu zaman eksik kaldığı yönündedir. Bu eksiklik öğrencinin ana sınıfından başlayıp, akademik eğitimini tamamlamasına kadar geçen süreçte, bireyin kişilik ve kimlik kazanmasını da olumsuz etkilemektedir. Bunun temelinde ise bizim toplumsal dinamiklerimizi oluşturan manevi eğitim zafiyetini görmek mümkündür.   

    Geriye dönük düşünecek olursak, okullarımızda değerlerimizi benimsetecek bir ders müfredatı hiçbir zaman olmamıştır.  Her ne kadar bu alandaki ihtiyaca binaen din kültürü ve ahlak bilgisi dersi konmuş olsa da, bu uygulama dini eğitimin okullarda bir kültür dersine dönüşmesini sağlanmıştır. Gerek içerik, gerekse ders saati olarak yetersiz olan bu dersle, ihtiyacımız olan değerler eğitiminin çok uzağında kalınmıştır. Böyle olunca da insanımızın beklenti ve talepleri karşılığını hiçbir zaman bulamamıştır.

   Günümüzde ailelerin çocukları ile ilgili en önemli kaygısı ekonomik yeterlilik ve kariyer sahibi olmaktan ziyade değerlerinden yoksun yetişmesidir. Bizim kültürümüzde adam olmak anlayışı yüksek eğitim, makam ve kariyer sahibi olmak değil, toplumun değerlerini bir kimlik haline getirmek olarak kabul görmüştür. Bu konuda Anadolu da anonim hale getirilen örneklerden birinde, babasının adam olamayacağı konusundaki sözlerini hırs yaparak okuduktan sonra makam ve kariyer sahibi olunca babasını emrivaki huzuruna getirterek, mevcut durumunu babasına göstermek isteyen evlada babanın verdiği cevap, bizim insanımızın adam olmaktan ne anladığının en güzel bir ifadesidir. “Oğlum, ben sana okuyamaz ve şu makama gelemezsin demedim. Sen adam olamazsın demiştim. Bu saygısız tavrından sonra görüyorum ki, gerçekten sen adam olamamışsın”

   Bu konuda halk arasında söylenen, “Ben de seni bir adam zannetmiştim. Ya da kalıbına bakanda seni bir adam zanneder. Ve yahut ta sen ne biçim bir adamsın.” sözleri toplumum önemsediği ve kişide bulamadığı değerleri görme isteğinin bir ifadesidir. Yine bu konu Mevlana"nın, ”Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok” sözü bizim medeniyetimizin üzerine inşa edildiği ve merkezine insanı koyduğu değerler manzumesinin en çarpıcı ifadeleridir.

   Evet, gelecek de ülkemiz adına genç ve üretken bir nüfus oluşturma kaygılarını nasıl taşıyorsak,  temel değerlerimizin benimsenmesi, korunması ve hayata yansımasının da aynı şekilde kaygılarını taşımak zorundayız. Bu gün yaşadığı toplumun değerlerine yabancılaşmış kendi dilinden, dininden ve tüm kültürel değerlerinden bihaber insanların mevcudiyeti bu kaygılarımızı haklı çıkaracak noktaya gelmiştir.  Böyle bir anlayışın oluşturulması yüzyılımızın en büyük projelerinden ve ülkeleri zihinsel işgalin çok yönlü bir çalışmasıydı. Biz de buna hazırlıksız yakalandık. Bu nedenledir ki, ülkemizi gelecekte bekleyen en büyük tehlike işte bu değerler eğitimini insanlarımıza yeterince vermemek olacaktır
Bu yazı toplam 15537 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0104
Güneydoğu Haber