Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
30 Eylül 2014 Salı 08:46
Başkası İçin Kendini Feda Etmek

  Yermuk Savaşı’nda İslam ordusu kendisinden yaklaşık yedi kat daha kalabalık olan Bizans ordusu ile karşılaşmıştı. Müslümanlar, şehit olma arzusu ile savaşıyorlardı. Hz. Ayyaş da bunlardan birisiydi. Arkadaşları Haris ve İkrime ile birlikte düşman saflarının içine girmişlerdi. Etraflarını saran kalabalık düşman askerlerinin arasından çıkamayarak, üçü de aldıkları kılıç ve mızrak darbeleriyle ağır bir şekilde yaralanmışlardı.

 

  Yaraları o kadar ağırdı ki üçü de şehit olmak üzereydiler. O esnada harp meydanını dolaşan bir sahabe onları görmüştü.  Koşarak Haris’in yanına gitti. Kırbasını çıkararak ona su vermek istedi. Haris tam suyu içecekti ki, İkrime’nin su için yalvaran sesini duydu. Haris onun sesini duyar duymaz ihtiyacı olmasına rağmen suyu İkrime’ye götürmesini istedi.

 

  İkrime’nin başını dizine dayadı ve ona su içermeye çalıştı. İkrime tam suyu içmeye başlayacaktı ki, bir ses daha duyuldu. Başını güçlükle sesin olduğu tarafa çevirdiğinde, arkadaşı Ayyaş’ı gördü. O da susuzluğunu giderebilmek için, çaresizce inliyordu. İkrime arkadaşını işaret ederek, kendisi içmekten vazgeçti ve suyu ona götürmesi için, başıyla işaret etti. Sahabe aceleyle Ayyaş’ın yanına gitti.

 

   Ayyaş suyu içemeden şehit olmuştu. Elindeki kırbayla tekrar İkrime’nin yanına koştu, fakat o da şehit olmuştu. Suyu içirme ümidiyle Haris’in yanına koşmuştu. Ama ne yazık ki o da suyu içemeden son nefesini vermişti. Üç arkadaş ölüm anında bile kendilerinden çok arkadaşlarını düşünmüşlerdi. İşte onlar arasında böylesine müthiş bir kardeşlik anlayışı vardı. Çünkü onlar kendi ihtiyaçlarından kardeşlerini düşünerek vazgeçiyorlardı.

 

  Oysa bu gün geldiğimiz nokta, bu kardeşlik anlayışından ne kadar uzaklaştığımızın pek çok örnekleriyle doludur. İnsanlar daha iyi olmak, bir adım öne çıkmak ve bir yerlere gelebilmek için, ne yazık ki, aile içinde bile kardeşler arasında rekabet algısı oluşmuştur. Artık herkes kendi hesabını yapmakta ve sadece kendini düşünmektedir. İnsanlar maalesef paylaşmayı değil, tek başına sahip olmayı, başkasını düşünmeyi değil, kendi adına gizli pazarlıklar yapmayı maslahat gereği olarak görebilmektedir.

 

  Bu gün bırakalım kardeşliği, dostluklar ve arkadaşlıklar dahi vefa ve fedakârlık yoksunluğunun derin sarsıntılarını yaşamaktadır. Makam, sosyal statü ya da kariyer yapma adına, sözünün adamı değil, gücün ve otoritenin adamı olmanın prim yaptığı bir dönemin dayanılmaz cazibesine kapıldık bir meçhule doğru gidiyoruz. Ne acıdır ki, artık dostlarımızı döke saça arkamızda bırakmanın hiç de üzüntüsünü duyamaz hale geldik.

 

  Sözün özü, bir an önce birbirimizi suçlamayı ve başkalarında kusur aramayı bırakarak, adalet ve hakkaniyet değerlerini tekrar inşa etmeli, böylece hiçbir ayırım yapmadan her insana yakışan değeri vermemiz gerekir diye düşünüyorum.  

     

Bu yazı toplam 12763 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Sadettin Demircioğlu / 30 Eylül 2014 Salı 16:33
Teşekkürler
Duygularımıza tercüman olmuşsunuz hocam çok teşekkür ederiz paylaşımınız için..
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -2.8260
Güneydoğu Haber