Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
23 Ocak 2012 Pazartesi
Bunlar Bizim Çocuklarımız

Önceki yıllara göre soğuk geçen bir yılın, soğuk bir kış ayında 17 milyona yakın öğrencimiz yarıyıl tatiline başladılar. Öğrencilerimiz, aileleri, onlara emek veren öğretmenleri, biraz dinlenecek, şehirlerimizdeki trafik yoğunluğu biraz rahatlayacaktır. Eğitim camiası üzerinden gelir sağlayan değişik sektörlerde bu arada kendi durumlarını değerlendirme fırsatı bulacaklardır. Bir buçuk milyona yakın okul öncesi ve birinci sınıfa devam eden yavrularımızın olduğunu şünürsek ve Avrupa ülkelerinin çoğun da sıfıra yaklaşmış nüfus artışının yanın da geleceğe ümitle bakacağımız bir nesle sahip olduğumuz görülecektir. Bazıları ülke nüfus artışını olumsuz yorumlayıp, ailelerin fazla çocuk yapmalarını eleştirirken, Batı da ülkelerini yönetenler, ailelerin çocuk sahibi olması için her türlü desteği sağlamasına rağmen, bunda başarılı olamamaktadırlar. Yaşlı bir nüfusa sahip olan bu ülkeler, kendilerini bekleyen tehlikeyi her fırsatta dile getirmektedirler. Bu tehlikelerin ne olduğu da elbette onların sorunudur. Biz ise kendi neslimizin gelecek kaygısını taşımak zorundayız.

 

Bu nedenle yetişen neslin yaşam kalitesini en iyi şekilde oluşturmanın ekonomik boyutu ne kadar önemliyse, daha önemli olanı da ülkemiz değerlerini onların yaşam biçimi haline getirmelerini sağlamaktır. Okullarımız da iyi bir öğretim sağlayarak, başarılı ders karneleri verdiğimiz gibi, çok daha iyi eğitim imkânları oluşturarak, onların kimlik karnelerinin de başarılı olmasını sağlamak zorundayız. Bu konu da aileden başlayıp, ülkenin sorumluluk makamının en üstünde bulunan herkese büyük görev düşmektedir. Eğer bu sağlanamazsa, neslimizin eğitim zincirindeki halkalardan birinin eksilmesini bekleyen, birçok art niyetli kişiler fırsat aramakta, bulunca da o boşluğu doldurmaktadırlar. Sorumluluk anlamın da Allah resulü, ana-baba ve yöneticileri birer çobana benzetmekte ve her kesin güttüğünden sorumlu olduğunu söylemektedir. Öyleyse yetişen neslimiz için, her türlü tedbiri almak ve kararlı bir şekil de uygulamak zorundayız.

 

Çocuklarımızın nasılitilmesi konusunda çok fazla yetişmiş insanımız, yazılmış eserimiz ve söylenmiş sözümüz ve bu konunun uzmanları olduğundan, ben bütün bunların üzerinde bir şeyler yazıp, haddimi aşmak istemiyorum. Fakat uzun yıllar eğitim camiasının içinde olan, ilköğretim ve liselerimizde idarecilik yapan biri olarak, hepimizi düşündürecek bazı gözlemlerimi ve yapılan birkaç araştırma sonuçlarını sizinle paylaşmak istiyorum.

 

Sizinle paylaşacağım ilk örnek, televizyon kanallarımız da yayınlanan onlarca diziden birisi üzerinde yapılan bir araştırma. Bu dizinin yayınlanan 55 bölümü üzerinde yapılan incelemede çıkan sonuç şöyle; 411 cinayet, 152 yaralama, 137 saldırı, 147 dayak, 155 tokat, 175 kavga,110 işkence,3 tecavüz,191 taciz, 145 silahlı çatışma meydana gelmiştir.

 

Bu da İstanbul"un bir ilçesin de emniyet müdürlüğünce yapılan bir anketin sonucu, anket 13 bin ilköğretim ve lise öğrencisine yapılıyor ve rakamlar ürkütücü boyutta. Bu yaşlardaki gençlerimizin sigara kullanım oranı %87, alkol %72, esrar%38, uyuşturucu hap kullanım oranı%28. Şunlarda gazetelerde çıkan birkaç haber örneği: 14 yaşında ki çocuk aşkına karşılık bulamayınca beşinci kata çıkıp intihara kalkıştı.11 yaşındaki çocuk alkol komasına girdi. 17 yaşındaki kız, gece geç saatte kiminle konuştuğunu soran ve cep telefonunu alan babasını sırtından bıçakladı.14 yaşında ki küçük kız, babasını öldürmekten tutuklandı.17 yaşındaki genç babasını öldürüp, üç gün kömürlükte sakladı ama sonun da yakalandı. 14 yaşındaki kız, eve geç gelmesine kızan babasını öldürdü.15 lik anne bebeğini hastane de bırakıp kaçtı. Liseli genç, kız arkadaşını eve götürdü, arkadaşlarına gizlice kameraya çektirdi, gibi dehşet haberler.

 

Bütün bunlara üzülüyoruz değil mi? Peki, siz hiç çocuğunun karşısında diz çökerek, ona yalvaran ve gözyaşı döken bir babanın çaresizliğini, ya da kızıyla ilgili beklemediği bir haberle karşılaşınca, sinir krizlerine girerek, yerlerde yuvarlan bir annenin yürek yakan halini gördünüz mü? Ben bunlara ne yazık ki, şahit oldum. Eğer bir gün Allah korusun, bu anne ve babanın durumuna düşmek istemiyorsak, lütfen çocuklarımıza sahip çıkalım.

 

-İnanın! Henüz hiçbir şeye geç kalmadık.-

 

 

Bu yazı toplam 14295 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0105
Güneydoğu Haber