Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
17 Aralık 2012 Pazartesi
Şiddetin Toplumsal Temelleri

Her gün ülkemizde neler olduğu hakkında bilgilendirildiğimiz medyamızın, değişmeyen tek ortak gündeminin şiddet haberleri olduğu çoğumuzun dikkatini çekmiştir. Uzun süreli haberler zamanla toplumu duyarsızlaştırsa da, bunu bizzat yaşayan insanlara olan olumsuz etkilerini düşünecek olursak, hiç de normal karşılanabilecek hususlar olmasa gerek. Toplumun bu konuda genel algısı nedir bilmiyorum, ama bu gidişle umarım şiddet eğilimli insanların sayısında artış olmaz. Bu tür konuların haber programlarının vazgeçilmezleri olması, kamuoyunu bilinçlendirme adına yapılıyor gözükse de, bunları her gün çocuklarımıza izletmenin faydası olmadığı gibi, yetişkinlerin de çok hoşuna gittiğini sanmıyorum.

 

 

   Günümüzde şiddet denince, her ne kadar kadınlarımızın gördüğü muamele öne çıkarılıp,  bununla da fiziki saldırı algısı oluşturulsa da, bir insanı temel haklarından mahrum ederek, onun şahsiyetini örseleyen her türlü sözlü tavır ve uygulamalarında şiddet kapsamında kabul görmesi gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda ise, ciddi bir toplumsal dönüşüme ihtiyacımız olduğu kanısını taşıyorum. Çünkü Sevgi, şefkat ve merhamet anlayışının hâkim olması gereken günümüz toplumundaki gelinen nokta, gelecek açısından hepimizi kaygılandırmaktadır. Eğer herkesin özlem duyduğu huzurlu bir toplumu yeniden inşa edeceksek, çocuklarımızın ailede aldıkları eğitimden, okullarımızdaki eğitim algısına, hatta gençlerimizin askerlik eğitimine kadar birçok algının değişmesi gerekmektedir.  

 

 

  Bizim neslin eğitim ve disiplin adına evde, okulda ve askerlikte gördüğü şiddetin, bu gün hala konuşulur olması, hatta bazılarının bunların günümüzde olmamasından dolayı çocuklarımızı eğitemediğimizden bahsetmesinin mantığını izah etmekte doğrusu zorlanıyorum. Öğrencilik yıllarımızda okulda özellikle disiplin adına gördüğümüz şiddet örneklerinin bu gün bazı eğitimcilerin olmasını istemelerini ise, ayrı bir psikolojik problem olarak algılanması gerektiğine inanıyorum. O günlerin en popüler öğretmen ve idareci modelinin bağıran, argoyu diline pelesenk yapan ve orantısız şiddet kullananlar olduğunu yaşayanlarımız gayet iyi bilirler. Bunların uzun yıllar devam ettirdikleri eğitimin olmazsa olmazı olan bu şiddet anlayışının, öğretmenliğe ilk başladığımızda,  bizlere de tavsiye edilmesini ve öğrencilerimize karşı gösterdiğimiz olumlu söz ve davranışlardan dolayı ciddi anlamda onlardan tepki aldığımızı burada hatırlatmak isterim

 

 

  Şiddet anlayışını kısa vadede toplumumuzdan tamamen söküp atma şansımızın olmadığını, fakat buna karşı oluşacak toplumsal bir duyarlılığın, geçmişin birçok acı izlerini sileceğine inanıyorum. Bu konuda son yıllarda oluşan bir takım kurum ve sivil toplum örgütlerinin halkın bilinçlenmesi konusunda ciddi çalışmaları olduğunu görmek, eminim ki bizleri toplumsal dönüşüm konusunda umutlandırmaktadır. Bu konu da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, yeni nesil anne babalar, öğretmen ve idareciler öncekilerin etkisinde kalmadan, kendilerine özgü oluşturdukları eğitim anlayışıyla bu toplumdaki birçok yanlış algıyı değiştirecektir.  Şiddet yanlıları istemeseler de.

 

Bu yazı toplam 16078 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0101
Güneydoğu Haber