Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
27 Nisan 2016 Çarşamba 15:05
Bebeğini Satan Anne

Çanakkale Savaşı’nın en şiddetli yaşandığı günlerde, Pakistan’ın Lahor kentinde, en büyük meydanlarının birinde, halkın büyük rağbet gösterdiği muhteşem bir miting düzenlenir. Mitingin amacı Çanakkale’de savaşan Türklere yardım ve gönüllü toplamaktır. Halkın büyük çoğunluğu fakir olmasına rağmen, meydanlara serilen yardım sergilerine kulaklarındaki küpelerini, parmaklarındaki alyansları, evdeki eşyalarını satarak elde ettikleri paraları atarlar. Organizasyonun mimarı Muhammed İkbal kürsüye çıkar ve birkaç gün önce gördüğü rüyayı anlatır mahcubiyet içerisinde.

 

İkbal ile birlikte meydandaki herkes ağlamaktadır. Gönderilen maddi yardımların yanında bir de içten dualar ederler Çanakkale’deki kardeşlerine. İçlerinden bazıları tüm paralarını vermeleri yetmezmiş gibi cephede savaşmak üzere gönüllü yazılırlar. Bütün bunların hepsi bir yana, yüreklerde derin iz bırakan, işte kardeşlik böyle olur denen bir olay daha yaşanır o gün.

 

Meydandaki bu muhteşem mitinge kucağındaki yeni doğmuş bebeği ile iştirak eden bir anne, yeni dul kalmış ve verecek bir şeyi de olmadığından eziklik içerisinde kıvranmaktadır. Bu hal uzun sürmez hızlı ve emin adımlarla uzaklaşır oradan ve zengin bir adamın konağının önünde durur. Kapıyı çalar ve hizmetçi kadına ev sahibi ile görüşmek istediğini söyler. Dilenci olduğunu düşünerek almak istemezler bu kadını. Fakat ısrar etmesi üzerine hizmetçi onu evin sahibinin karşısına çıkarır. Evin sahibi ne istediğini sorar.

 

  Kadın gayet kararlı bir şekilde bebeğini ona satmak istediğini söyler. Çünkü o devirde hizmetçi olabilecek küçük yaştaki çocuklar satılabilmektedir. Fakat bu yeni doğmuş bir bebektir. Hangi anne çok sevdiği yavrusunu ve hangi sebeple satmak istemektedir. Zengin ev sahibi bunu öğrenmek ister fakat cevap alamaz bir türlü kadından. Ev sahibi fazla ısrar etmeyerek bebeği satın alarak ona istediği parayı verir ve hizmetkârlarına kadını takip etmelerini ister.

 

Lahor’daki miting meydanına kadar takip ederler kadını. Çocuğunu satarak elde ettiği paranın tamamını tereddüt etmeden sergiye bırakır kadın. Hizmetkârlar gördüklerini ev sahibine anlatırlar. Şaşkınlık içinde kalan adam, kadını bularak huzuruna getirmelerini ister. Kadını kalabalık içinden bularak adamın yanına getirirler.

 

Adam; “Sen söylemedin ama ben seni takip ettirdim ve paranın Çanakkale’ye gönderilmek üzere bağışlandığını öğrendim. Bunu niçin yaptığını bana anlatmak zorundasın”der.         Kadın, adama dönerek; “Şimdi sen diyorsun ki, Çanakkale’ye gönderilmek üzere yavrunu niye sattın öyle mi? Osmanlı zayıf düştüğünden beridir, yanı başımıza gelen İngilizlerin yaptığı zulümler ortada. Bu gün Muhammed İkbal dedi ki; “Eğer Osmanlının son kalesi olan Çanakkale’de geçilirse, Hilafet kalmaz ve iyi bilin ki sıra sizdedir. Eğer İngiliz buraya da gelir, namusumuza el uzanır, bayrak iner, vatan toprağı düşmanın çizmesi altında çiğnenirse çocuğun olsa ne olur, olmasa ne olur. İşte bu yüzden hiç tereddüt etmeden sattım. İngilizlere köle olacağına size hizmetkâr olsun.’’

 

Anadolu kadınından farklı düşünmeyen bu Pakistanlı kadının duyarlılığından çok etkilenen zengin adam dersini alır. Bu sözler üzerine, hizmetkârlarına derhal çocuğu kadına geri vermelerini emreder. Akabinde de yüklü bir miktar daha parayı miting meydanına gönderir.

 

Çanakkale Savaşı ve kazanılan zaferin her yönüyle konuşulduğu ve bütün değerlerine sahip çıkılmaya çalışıldığı ülkemizde, Anadolu insanının o eşsiz fedakârlık örneklerinin yanında, bu savaş esnasında, bütün servetini,  yüreğini ve bu anne gibi bebeğini feda eden, dünyanın diğer ucundaki kardeşlerimizi de lütfen unutmayalım ve unutturmayalım.

 

Mehmet Akif Ersoy’un; ‘’ Kimi Hindu, kimi yamyam kimi bilmem ne bela’’ dediği insanların Çanakkale savaşının anma günlerine dedelerini ziyaret için katılmasına nasıl hoşgörü gösteriliyorsa, dünyanın pek çok yerinden bu zafere katkıda bulunan kardeşlerimizin torunlarının da ülkemize davet edilerek, kardeşliğimizin tesisi ve kalıcı olması için, bir vefa örneği olarak onurlandırılması gerektiğine inanıyorum.

 

 

Bu yazı toplam 12249 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0146
Güneydoğu Haber