Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
14 Ocak 2014 Salı 11:23
Sizden Öncede Vardılar

“Günümüzde veya zamanımızda” diye başlayan ifadelerle kişilerin ve bazı ahlaki değerlerin eleştirildiğine çok sık rastlamışızdır. Oysa eleştirilen insanlar ve değerlerin hayata yansıması hiç de yaşanılan güne mahsus olmayıp, geçmişte bir benzeri mutlaka olmuştur. Değişen sadece zaman, insan ve değerler kavramlarına yüklenen güncel isim ve anlamlardan başka bir şey değildir.

  Bu konuda vereceğim örnekler Asrı Saadet dönemine ait olup, geçen uzun bir zamana rağmen, günümüzdeki birçok konunun hiç de yeni olmadığını sizlerin takdirine sunmak istiyorum. İlk olarak, pek çok tartışmaya konu olan ve insanların yanlış anlaşılma üzerine birbirlerini itham ettikleri “niyet okuma” hakkında bir örnekle başlayacağım.

 Peygamberimiz (sav) ashabından bir grup insanı Müslümanlara düşmanlık yapan kabilelerden biri üzerine gönderir. Netice de savaşmak zorunda kalırlar. Savaş esnasında Usame adındaki sahabe hasmını mağlup edip, kılıcıyla onu öldüreceği an, bu kişi kelime-i şahadet getirir, fakat buna rağmen sahabe onu öldürür. Bu durum dönüşte peygamberimize anlatılır.

  Allah resulü (sav); “Sen onu kelime-i şahadet getirmesine rağmen neden öldürdün?” diye sorduğunda sahabe,“O bu sözü ölüm korkusundan dolayı söyledi” diye cevap verir. Peygamberimiz sitem dolu bir ifadeyle, ”Açıp ta kalbine mi baktın ki, onun böyle düşündüğüne karar verdin?” diyerek onun yaptığı bu işin doğru olmadığını söyler. Hatta onunla nerede karşılaşsa, hep aynı sözünü tekrar eder. Usame der ki; “Keşke o güne kadar değil de, ondan sonra Müslüman olmuş olsaydım ve bu ağır sorumluluk altında ezilmeseydim.”

 Gelelim günümüze, insanların söz ve eylemlerini nasıl anlamak istiyorlarsa öyle yorumlayanların yaptıklarını niyet okuyuculuktan başka neyle izah edilebiliriz ki? Eğer bu niyet okuyuculuk netice olarak, toplumsal bir fitneye sebep oluyorsa, “Fitne adam öldürmekten beterdir” (Bakara-191) ayetini özellikle burada hatırlatmak isterim.

    Diğer önemli bir konuda ideolojik inkâr anlayışının her dönemde mutlaka olmasıdır. Bu tavrı ortaya koyan insanlarda kin ve nefret duygularının adeta akıllarını örtmesi nedeniyle hiçbir hakikati kabul etmezler. Örneğin peygamberimize karşı ideolojik inkârcılık yapanlar Onunla karşılaştıklarında; “Eğer bizim yanımızda göğe doğru bir merdiven dayasan, sonrada oradan çıkarak gökyüzünde kaybolsan yine de sana inanmayız” diyorlardı.

   Sahi günümüz ideolojik inkârcıları çok mu farklı dersiniz? Her hakikate gözlerini kapatıp, kulaklarına parmaklarını tıkamakla onca gerçeği nasıl yok sayabilecekler? Aslında yapılan doğru işleri kabul eden insanları görmezden gelerek, inkârlarını toplumsal kabullere dönüştüremeyeceklerini onlarda gayet iyi biliyorlar.  Sanırım kendilerine bir çıkış yolu da bulamıyorlar ya da birileri bulmalarını istemiyor. 

Bu yazı toplam 13673 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0123
Güneydoğu Haber