Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
06 Kasım 2012 Salı
BİZİM KİRVELER

Bu yazımda bahsedeceğim insanlar Kozan sosyal hayatının bir parçası gibi görünse de, hem Adana'mızda oldukça fazla bu yörenin insanının olması, hem de ilimizde aynı şartlarda yaşayanların bulunması, en önemlisi hepimizi ilgilendiren sosyal bir vakıa olması nedeniyle sizlerle paylaşmak istedim. Ayrıca bu siteyi ülkemizin farklı yerlerinde yaşayan Kozanlıların da takip ettiğini biliyorum.

 

 Bahsedeceğim insanları çoğumuz tanırız. Yıllardır komşuluk yapanlarımız vardır. Esmer tenlilerdir.  Kendilerine mahsus bir tarzda konuşurlar ve istediklerini çok iyi anlatırlar. Farklı şekilde isimlendirilseler de, ben onlardan kirve diye bahsedeceğim Onlar yakın zamana kadar mahalle ve köy düğünlerinin vazgeçilmezleriydi. Hatta köylerde çocukların sünnetini bile yaparlardı. Kışın şehir merkezinde yaşar, bahar aylarından sonra ise yaylalara çıkarlar. Bu nedenle Adana"dan başlayıp Kayseri sınırına kadar en güzel yeşil alanı ve su kenarlarını onlar bilirler.

 

Kozan da yerleşik olarak Taş ve Türkeli mahallelerinde meskûndurlar.  Geçimlerini onların deyimi ile rızıklarını “Allah insanlara dağıttığından” onu toplamak için kapılarımızı çalar, işyerlerimize uğrar, hasat zamanı bizleri mutlaka ziyaret ederler. Bu güne kadar arsızlıkları ve hırsızlıkları olmamıştır. Biraz ısrarcı olsalar da, istediklerini her zaman alamasalar da asla kötü söz söylemezler. Kendi geçimlerini başkalarına zarar vermeden sağlarlar. Onlardan Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde kadrolu çalışanlar da vardır. Kendilerine müzisyen diye hitap edilmesinden çok hoşlanırlar. Okullarımız da folklar çalışması yaptırır, bayramlarda bizlere gösterisini sunarlar. Güler yüzlüdürler. Muhabbetleri hoştur.  

 

 Birçok insan onlar hakkında genel de olumsuz düşünürler Bizlere yakın okullara çocuklarını gönderirler, fakat çoğumuz bundan rahatsız oluruz. Bu nedenle onların çocuklarının gittiği okula öğrencilerimizi göndermeyiz. Göndersek de aynı sınıfta eğitim almasını istemeyiz. Onların çalışmamasını yadırgarız, ama çalışmak isteseler de iş vermeyi düşünmeyiz. Bu güne kadar il merkezinde veya ilçemizde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşundan hangisinin bu insanlarla ilgili çalışma yaptığını, hangi yerel televizyon kanalının haber program hazırladığını, ya da gazetelerimizden hangisinin araştırma yazısı yayınladığını bilmiyorum. Fakat artık bunlar hakkında kamuoyundaki olumsuz yargıların bitmesi için bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyorum.

 

  Bu insanlarla ilgili olumlu düşünmemizi gerektiren Kozan"dan birkaç örnek vermek istiyorum. İlçemizin tarihi yerleşim alanlarından olan ve Taş Mahallesi olarak bilinen yerleşim alanına yıllar önce belediyemiz tarafından bir park yapıldı. Birçok insan burada parkın olmayacağını, çünkü bizim kirvelerin buradaki ağaçları kesip yakacağını ve her şeyi yağmalayacağını zannediyordu. Şu anki halini yöremiz insanının gidip görmesini tavsiye ederim.  Eminim ki, Kozanlıların çoğu bu parkı bilmiyordur. Yine bu yıl Ramazan ayı içinde Baykan ailesi tarafından bu parkın bir köşesine cami yaptırıldı. Buna da inanmayanlar olacak ama bu insanların çocukları yazın burada Kuran öğrenmeye geldiler ve Cuma namazına katıldılar. En son ise gayretli birkaç insanın çabasıyla bu mahallede kurs açıldı ve kirvelerin kadınları Kuran öğrenmeye başladılar. Hatta bu yıl Kurban kesenler olduğunu duydum.

 

  Bu insanlara sahip çıkmakta, yakın olmakta, neye ihtiyaçları var, nasıl bir hayat yaşamak istediklerini sormakta geç kaldığımız kanaatindeyim. Birçoğumuz konuşmaya bile tenezzül etmezken onları bu hayatla barışık yaşatmak, bizlerden ayrı ve gayrı olmadıklarını göstermek için evlerinde kahve içenler var. Acaba bizlerden kaç kişi bunu yapabilir? Sahi bu güne kadar içimizden onlarla tokalaşan, hal hatır soran, bırakın evlerine gitmeyi, kapımıza gelen biriyle sohbet eden oldu mu? Yaradandan dolayı yaratılanı seven bir medeniyetin insanları olarak onları ötelemenin bizlere yakışmadığı inancını taşıyorum. Biliyoruz ki, ne onların ne de bizim dünyaya gelmede tercihimiz olmadı.

Bu yazı toplam 18931 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
muhammed öksüz / 07 Kasım 2012 Çarşamba 09:26
hocam güzel yazı olmuş
toplum olarak o kadar kibir yüklüyüz ki, dünya bizim sanıyoruz, bırakın kültürü, inancı, duruşu, yaşayışı bizden farklı olanları, bizimle paralel bir yaşayışı olan insanlara karşı bile kimsenin tahammülü kalmamış, herkes günü kurtarmak için sürekli koşturuyor, hız kesmeden ölüme gidiyor, alabildiğine yoğun, hızlı ve hazırlıksız
100 %
Beğendim
Beğenmedim
ahmet alparslan / 07 Kasım 2012 Çarşamba 00:18
güzel yazı
samimi bir yazı olmuş; evet kimse doğacağı ocağı, anne ve babasını seçemez...
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0103
Güneydoğu Haber