Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Adana Valisi Ziya Paşa’nın Rejimi Sorgulaması

-Adana Valisi Ziya Paşa 1878-1880 yılları arasında görev yaptı. Adana"daki kültürel ve eğitim hayatına önemli yenilikler getirdi.

-Ziya Paşa, yenilikçi bir insandı. Yönetimde halkın haklarını savunan görüşleri vardı.

-Ziya Paşa"nın Cumhuriyet yönetimi hakkındaki görüşlerini sunuyoruz.

Adana Valisi Ziya Paşa'nın, 19. yy Osmanlı fikir, edebiyat, yönetim hayatında önemli bir yeri olduğu bilinir. Aslen Erzurumlu ve 1825 doğumlu­dur. Memuriyet hayatı esnasında Jön Türk hareketine katılmış. Namık Kemal ile birlikte Hürriyet Gazetesini çıkarmış, 1860'lı yıllarda Avrupa'ya kaçmış, Paris, Londra ve İsviçre'de yaşayarak hürriyet hareketlerinin içinde bulunmuştur.

Avrupadaki anayasal rejimlerden, kanun üstünlüğünden, cumhuriyet ve demokrasiden etkilenen Ziya Paşa, ülke yönetimi için Cumhuriyetin önemini açıklayan yazılar yazmıştır.

YÖNETİCİLER ZENGİNLİK PEŞİNDE KOŞAMAZLAR

Ziya Paşa, yönetimin başında bulunan Başbakan, Bakan ve diğer önemli görevlerde bulunanların özelliklerini açıklarken " bunların sade vatandaş­tan hiç bir farkları yoktur. Ayrıcalığı da olamaz. Bunlar, aylık, yıllık, rütbe, nişan için miletvekili ve bakan olmadıklarından hiçbirisi diğerine üstün tutulamaz. Bunların faytonları, yaverleri, sırmalı cici üniformaları sarayları, köşkleri yoktur. Hiçbirinde görevleri üzerinden zengin olmak para kazanmaları düşünülemez... Bu sebeplere dayanarak cumhuriyet yönetim­lerinde başbakan, bakan ve milletvekili entrikaları asla yürüyemez"...

HALK ÇİFTLİKTEKİ DAMIZLIK İNEK DEĞİLDİR!

Yöneticilerin önde gelen görevinin halkın refah ve huzurunu sağlamak olduğu açıktır. Yöneticilerin görevleri hakkında da sözlerini açıklarken önemli konulara değiniyor, Ziya Paşa... " şahsi çıkarlara hizmet eden yö­netimler, Cumhuriyet yönetiminin dışında olup, böyle idarelerde dizginleri eline almış birer adam bulunur. Yahut onların bakanları, müsteşarları adıyla bazı şahıslar idarenin başına geçerler. Güya, memleket bunların de­desinden kalan miras çiftlik ve halk dahi çiftlikteki damızlık (inek) gibi milyonlarca halkı çalıştırırlar, soyarlar. Ellerindekini alırlar. Kendi keyif ve eğlencelerine harcarlar. Kimse sesini çıkaramaz.

Cumhuriyet öyle bir idare olmalıdır ki halka koruyucu bir baba muame­lesi yapar. Kanun karşısında büyük küçük , yerli yabancı herkes arasında farklılık yoktur. Her zulme uğrayan zalimden hakkını alır. Hiçbir zalim cezasız kalmaz. Hatır, gönül, rütbe, memuriyet görevi için adalet ayaklar altında çiğnenemez.

SOKAKTAKİ DİLENCİLERE VE POLİSLERE BAKINIZ

Ziya Paşa, yönetimin sağlıklı olup olmadığını açıklarken de "Orada (cumhu­riyet yönetiminde) fakir ve muhtaçlar olamaz. Öyle bir memlekette polis ve askere ihtiyaç duyulamaz.

Bir memleketin idaresi adil midir, değil midir ve halkı mutlu mudur, değil midir derhal anlaşılmak isteniyorsa, o memlekete girildiği gün sokaklarına dikkat edilmeli. Eğer dilenci ve polis çok ise yönetimin zalimliği­ne ve halkın ezildiğine tereddüt edilmeden karar vermeli... Böyle değil ise aksini düşünmeli"...

ZİYA PAŞA ADANA'YA VALİ OLARAK GELDİ...

Ziya Paşa, Padişah Abdülaziz zamanında soruşturmalara baskılara uğradı. Avrupaya kaçtı. Gazete çıkardı. O, Fransız devriminden Fransız düşünür Jan Jak Russo'dan etkilenmişti. Düşündüklerini konuşan, yazan, özgürlükçü bir karaktere sahipti. 1876 yılında Abdülhamit ile anlaşarak Meşruriyeti getirenler arasında Namık Kemal, Mithat Paşa ile birlikte Ziya Paşada vardı.

Meşrutiyet, "şartlı idare" anlamına gelir. Kanunu Esasi adıyla anaya­sa hazırlandı. Seçimler yapıldı. Parlamento toplandı. Ancak 1877/78 Osman­lı Rus savaşının ardından Osmanlı Parlamentosu kapatıldı. Ziya Paşa da İstanbul'dan uzaklaştırılırken Adana valiliği göreviyle Anadolu'ya gönde­rildi.

YAĞMUR İÇİN NİÇİN ALLAH'A DUA EDİYORSUNUZ...

Ziya Paşa, Adana'ya geldiğinde şehrin geri kalmışlığını insanlarının cahilliğini yakından gördü. Taşköprü'nün tamiri işine girişti. Korkulukla­rı ve kalekapısını tamir ettirdi. Köprüden geçen hac ve tüccar kervanla­rından alınan geçiş parasını düzene koydu. Şimdiki Büyük saatin yakınında kapalı çarşıyı yaptırdı. Hanların tamirini gerçekleştirdi. Adana'ya modern eğitim yapan, ilkokullar kazandırdı. İlkokullarda gazete okuma ve yazmayı şart koştu. Memurların kültürünü geliştirmelerini sağlamak için Fransızca dil kursları açtırdı. İstanbul'dan tiyatro kumpanyalarını Adana'ya getirdi. Gösteri yapmalarını sağladı.

Ziya Paşanın okul, bina yapımı için paraya ihtiyacı vardı. Köprü geçişi, vakıf geliri onun için önemli idi. Adana'nın gelişmesi için kaynak yaratma çalışmalarını sürdürürken Adana Vali yardımcısından birisi evrak­lara bastığı mühür karşılığı rüşvet (para) alıyordu. Esnaf bu durumdan rahatsız oldu. İstanbul'a şikayet edildi. Müfettişler Adana'ya geldiler, Ziya Paşa aleyhinde delil bulmak amacıyla soruşturmayı yürüttüler.

Ziya Paşa, insanların vefasızlığından, kaypaklığından rahatsız idi. Derdini içine attı. Onun zamanında yaşanmış bir olayı anlatırlar: “Adanalılar, yağmur yağmadığı için kuraklıktan şikayetçi olurlar. Başlarında sarıklı hoca olduğu halde Taşköprü'nün yanı başında Seyhan nehri kıyısında Allah"a dua etmeye başlarlar. Bu durumun farkına varan Ziya Paşa halkın yanına kadar gelir: "Niçin dua ediyorsunuz. Allah size fazlasıyla su ver­miş. Irmak yanı başınızdan akıyor. Irmağın sularını tarlalara aktaralım. Set bent ve baraj yapalım" der. Paşanın bu düşüncesi önemli bir gerçeği yansıtmaktadır. İnsan aklı ve teknoloji ile birlikte Çukurova'nın içinden akan Seyhan nehri üzerine yapılacak bir baraj ile nehir sularının tarıma faydalı bir hale getirilmesini teklif etmiştir.

Ziya Paşa, bir gün Hükümet Binası penceresinden bakar ki Taşköprü tarafında, ırmağın orta yerindeki kayalıklar üzerinde Adanalı hamallar peynir ile uzun sararmış salatalığı, ekmek ile birlikte iştahla yemekte­dirler. Onların o haline bakar ve hayran olur. "Hasta bir vali olmaktansa şu karşıdaki hamal olmayı tercih ederdim" der.

Ziya Paşa, Adana"da kaldığı süre içinde verem hastalığından rahatsızdır. 17 Mayıs 1880 tarihinde vefat etti. Cesedini Ulu caminin bahçesine koydular. Adana mal müdürü Seyyid Hasan Rıza'nın yardımlarıyla mezar ki­tabesi yaptırıldı.

Ziya Paşa, Adana valiliği görevine başladığında ünlü bir şair ola­rak biliniyordu. Adana'da iken Yeğen Ağazade Hakkı'nın yazdığı şiirleri beğenmemişti. Bu yüzden Hakkı Bey "Ziyası (ışığı) kalmadı mülkün gelince paşası" sözleriyle Ziya Paşayı eleştirmişti. Ancak Ziya Paşanın vefatından sonra da Adanalı Kâfzâde Yusuf İzzet şu sözü yazdı: "Ziyası gitti vallahi zamanın"...

Adana tarihinden bir vali Ziya Paşa da yaptıklarıyla, anılarıyla iz bırakarak gitti... Ama onun insanlığı yücelten, rejimi sorgulayan halk yararına hürriyetçi görüşleri günümüzde de hararetle savunuluyor...


Bu yazı toplam 22479 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
gülahmet kadirlili / 16 Mayıs 2009 Cumartesi 18:04
gurur duyuyoruz hemşerim
son serginiz çok güzeldi hocam sizinle gurur duyuyoruz adanada kaç tarihçi var benim diyen sergi açıp seminer veren yazmayı bırakmayın saygılar
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0122
Güneydoğu Haber