Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Maraş'ta Neler oluyor? Neler...?

   AŞİRETLER   SABAN DEMİRİNİ BİLE GÖTÜRDÜLER…

   -Tacirli Aşireti, 1855 yılı içinde Maraş"a saldırdı.  Şehirdeki Kaymakam koltuğundan atıldı.

   -Tacirliye bağlı saldırganlar, köylerde soygunlar yaptılar. Köylülerin evindeki “saban demiri2 bile alındı.

   -Osmanlı Padişahının Maraş saldırısından 6 ay sonra haberi oldu.

        1855 YILI GELENDE BİR BAŞKA İDİ Osmanlı ülkesi ve Maraş"ın  ahvali …Bir yandan kırım Harbi sürüp gidiyor, diğer yandan da Anadolu"da halkın huzursuzluğu bir türlü bitmiyordu.  Nisan 1855 başlarında Gavurdağı eteklerinden göç başlatan Tacirli aşireti obaları Bulanık nahiyesi üzerinden Maraş yakınlarına ve oradan da Göksun yoluna doğru gitmeye başladı. Aşiretin ihtiyacı olan eşyalar Maraş pazarından alındı, ama parası verilmedi. Borç ödemesi için yayla dönüşü sözü verilmişti.  Tacirli konar-göçer aşiretler içinde en kalabalık ve şerli olanı idi. Göksun yakınlarına doğru giden aşiretin kolları Ermenilerin yoğun yaşadığı Zeytun kasabası etrafındaki Berut dağında, Andırın ve Geben arazsında, Mazgaç belinde, Meryemçil"de ve biraz ötedeki Binboğa"da kendilerine ayrılan yerlerde yaylamak durumundaydı.

    Aşiretin köpeklerinin hırlaması, ata binmiş ve ilendi silah bulunan bahadırlarının gözü kara ve kavgacı halleri bu yılda vukuatların olacağını gösteriyordu.  Eylül 1855"e doğru gökyüzünde kara bulutlar dolaşmaya başladı. Maraş"ın bir kazası olan Göksun"daki konağında toplantı yapan yörenin namlı derebeylerinden Bayazıtlı ailesinden Ahmet Paşa ve kardeşi Kerim Bey, kendi  menfaatlarını korumak için toplantı yaptılar. Gözleri kara idi onların: Maraş"taki Kaymakam Abdi Bey ve ona yardımcı olanlar bizim gücümüzü bilmiyorlar. Ona ve adamlarına bir ders vermenin zamanı idi.  Osmanlı"nın en zayıf olduğu bir zamanda Maraş"a saldırı yapılsa ve hükümet binasındaki Kaymakam makamından tutulup atılsa kim ne yapabilirdi? Sonra çarşı ve pazarda olan dükkanlar yağmalansa, vergiler pazu gücü ile toplansa, ahali silah ile korkutulsa… kim müdahale edebilirdi?

    Ahmet Paşa, öyle askerlik yaparak “Paşa” olmuş b ir insan değil idi. Maraş yöresinden topladığı askerler ile birlikte Kırım Harbine katılmak üzere İstanbul"a kadar gitmiş, cephede bulunmuş, dönüşte de kendisine “Paşa” ünvanı verilmişti.  Ahmet Paşa"nın Maraş yöresindeki ergileri toplama, yönetimde söz sahibi olma istekleri vardı. Hükümeti temsil eden Kaymakam da kim oluyordu onun sözünü dinlemeyecekti.  Yaylada bulunan Tacirli aşiretinden  Palalı Hasan"ı yanına çağırdı. “Hazır ol Maraş"a baskın var” emrini verdi. 1855 yılı Eylül ayı sonlarında Kerim Bey"den Maraş Kaymakamına emir geldi: “İdare Meclisinde görev alan azalardan istemediklerimin  yerine benim adamlarımı seçeceksin, yoksa görüşürüz” diyordu. Kerim Bey, Kaymakamdan yazılı emir içeren belge istiyordu. “Ceyhan nehri üzerindeki köprüye geldiğimde senin kararın olan emir yazısını beklerim” diyordu. Kerim Bey"in zorbalıkla verdiği emrin yerine getirilmesi zordu. Kerim Bey, Köprünün başına kadar geldi ve beklemeye başladı. Yanında eli silahlı, atı eğerli Tacirli ve Ermenilerden 600"e yakın adamı vardı. Maraş içinden beklediği cevap yazısının gecikmesi üzerine “Şehre hücum” emri verdi.  Tozu toprağı birbirine katarak ilerleyenler, karşılarındaki tarihi şehrin ana kapılarından içeri girdiler. Doğruca Hükümet binasına geldiler. Kerim Bey, Kaymakam Abdi Bey"i makamından dışarı attı.  Çarşı pazara saldıranlar yağmaya başladılar. Evlere kadar girerek genç kızları tutup “kötü haller” yapanlar oldu.  Maraş, Pazu gücü ile ele geçiriliyordu. Saldırı sonrasında Ahmet Paşa, Maraş"a geldi. “Kaymakam ve mühür tanımam, ben ne dersem o olacak” diyordu.  Ve şehirde bir korku hali oldu. Karşı koyan bir kişi öldürüldü.  Maraş, eşkiyaların eline geçmişti.  Kaymakam ile çalışan Nüfus memuru Necip Efendi,  Zabtiye kumandanı değiştirildi.  Ve ahaliden bir kişi karşı koyduğu için öldürüldü.  Maraş nerede ise Osmanlı"nın elinden alınmış, Ahmet Paşa adındaki şahsın eline geçmişti.

 

    O yıllarda Maraş, Adana eyaletine bağlı idi. Adana Valisi günler sonra haberdar oldu. Yörenin en itibarlı kişisi Mennan Bey"i aracı olarak Maraş"a gönderdi. Mennan Be, günler süren yolculuk sonrası Maraş"a geldi. “Etmeyin ağalar, Devlete karşı gelmeyin” dedi ise de laf anlatamadı. Hatta isyancılar Mennan Bey"e bile silah gösterdiler: “Git işine be adam” dercesine…  Osmanlı"nın Maraş şehir Kaymakamı Abdi Bey, şehri terk etti. Elbistan üzerinden İstanbul"a geldi. 

    Osmanlı yönetimi Adana Valisine “Maraş"a asker gönder” emri verdi. Hafız Paşa, emrindeki kuvvetlerle Maraş"a kadar geldi. Bulanık nahiyesi Müdürü Mehmet Ağa, Osmanlı"ya destekçi oldu. Cerid aşireti de Osmanlı"nın yanında yer alınca Maraş"ı elinde tutan Kerim Bey ve Ahmat Ağa zor durumda kaldılar.  Askerler şehre saldırdı. Tacirli aşireti eşkiyaları ve Ermeni silahlılar kaçtılar. Maraş yeniden Osmanlı"nın eline geçti. Hükümet binasında komisyon toplantısı yapıldı. Maraş şehir merkezi ve civarındaki köylerden tarlaları ve evleri yağmalananların başvurması istendi.  Ve günler süren çalışmalar sonrası Maraş ve çevre köylerden zarar ziyan içinde olanlar listeyi hükümete bildirdiler. 133.538 kuruşluk mal ve eşya eşkiyanın üzerinde kalmıştı.  İnek, öküz, saat, kumaş, püsküllü fes, tönbeki,  pantol, setre, kazan, tüfenk,deve, katır, tabanca,heybe, bukağı, kendir, bilezik, küpe, alaca entari, muska, balta, tahra, saban demiri  çalınan eşyalar arasında idi.  Tacirli Aşiretinden Palalı Hasan"ın üzerine yazılan mal kendisinden zorla alındı(1). Tacirli aşiretinden  yaylaya göçmekte zorlananlar Haruniye sahrasına köy hayatına zorla geçirildiler.  Maraş, nerede ise 1855 yılı Nisan ayından Kasım ayı sonlarına kadar 6 ay süre Osmanlı"nın elinden çıkmıştı.

    Yaşanan olaylar yüzyılların acı gerçeğini gözler önüne seriyordu. 1840 ve 50"li yıllarda koskoca Adana eyaletinin Maraş"la birlikte bütçesi yıllık 300 bin kuruş civarında idi. Ve 1855 yılında Tacirli aşiretinin verdiği zarar ve ziyan ise 133 bin kuruşa ulaşmıştı. Kazanç kaynağı olarak eşkiyalığı, hırsızlığı, gören insanlar için tarlalara saldırmak, susam, pamuk ve ekili pamuk tarlalarını yağmalamak… Maraş şehir merkezindeki dükkanlarda bulunan el emeği eşyaları sahiplerinden zorla almak, karşı koyanlara da kurşun sıkmak… Köylere saldırı yaparak evleri yakmak, davar eşya her ne var ise alıp götürmek pazu gücü ile güç kazanmanın göstergesi idi.  Hepsinden daha acısı ile köylünün evindeki saban demirini bile alıp gidiyorlardı.

    Görünen oydu ki, Çukurova bir baştan bir başa yanmış yıkılmış harabeye dönmüştü. Köylerin yerinde viranelikler vardı. Aşiretlerin at oynağı olan yerlerde kavga döğüş vardı. Ve bütün bu işleri Ahmet Paşa adında yörenin en tanınmış ve nüfuzlu ailesinin lideri planlıyor, kendisine uydurduğu aşiretleri de saldırıya geçiriyordu.  Yüzyılların acı hikayesi idi Arşiv belgilerinde yazılı olanlar… Okuma yazması olanlar, tarlaya tohum atanlar, ürün kaldıranlar, bir meslek erbabı olarak üretenler ve satanlar kazanç temin edenler, ekonomiyi güçlendirenlerin bulunduğu bir toplum yapısı değil eşkiyalık yapanların kol gezdiği bir sosyal düzen vardı.  Anadolu"da, Çukurova"da, Tacirli"nin at oynağı Gavurdağı eteklerinde…

1.Ahmet Eyicil,Maraş"ta 1855"te Tacirli Aşiretinin İsyanı,Tarih Araştırmaları-1997, s. 100-133;

   Osmanlı Arşivi-İrade-Dahiliye,nr.23183

 

Bu yazı toplam 15403 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0130
Güneydoğu Haber