Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
22 Ocak 2016 Cuma 14:56
Soyumuzu Nasıl Öğrenebiliriz? VEYA "Neden Öğrenemeyiz"?

İnsanoğlu ana rahmine düştüğünde, doğum yapılıp da dünyaya gözlerini açtığında önce ağlar daha sonra da gülümser...Bir bebeğin hayata merhaba demesidir bu olay.Hiç bir insan dünyaya gelirken ana ve babasını tercih etme hakkına sahip değildir.  Babasını, babasının babasını ve atalarının kim olduklarını bilmek ve öğrenmek de onun en doğal hakkıdır.  İnsanlar kendilerini nasıl hissediyorlarsa öyledirler...Ancak Çukurova'da halk arasında yaygın olarak söylenen bir söz vardır "Aslı hu, nesli hu"...anlamı ise "Asıl ne ise nesil de odur" anlamına gelir.

    İnsanların kimliği ve kökenleri hakkında bilgi sahibi olurken Yunus Emre'nin dilinden yansıyan "Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü" sözlerini altın harflerle yazıp başköşeye asmak gerekir.

     Çukarova'da Yaşayanlar Soylarını Nasıl Öğrenebilir!

     Çukurova, bereketli toprakları ile insanların konup göçtüğü, yerleşik hayata geçtiği hareketli bir coğrafyadır.Bölge tarihinin de kısa açıklamasıdır bu sözler. Son yıllarda insanlarda bir merak gelişti: Benim soyum nereden gelir, atalarım hakkında nasıl bilgi elde edebilirim?  İnsanlar elinde bulunan TC numarası yazılı nüfus cüzdanında kendi ismini, doğum tarihini, babasının ismini öğrenebilir.Ancak biraz daha merak ederde Nüfus memurluğuna varırsa, -müdürün gönlünü hoş etmesi  ve izin alması halinde-Osmanlı döneminden kalan 1904 veya 1905 yılında tutular defterlerde "geçmişe dönük" aile ve ataları hakkında bilgilere ulaşabilir. Muhtemelen burada bulacağı insan dedesidir. O'nun ismi ve doğum tarihi ile dedesinin babasını da "zikr etmiş" (açıklamış) olsa doğum  tarihi 1850 ve 60'lı yıllara kadar uzanabilecek ataları hakkında bilgi sahibi olması mümkündür. Bu kadar bilgi insanları tatmin eder mi, bu biraz şüphelidir. Çünkü her insan atalarının kim olduğu bilgilerini yüzyıllar öncesine kadar uzatmak ister. "Ben kimim, nereden geliyorum, Atalarım kimlerdir?" sorusunun cevaplarını aramak eğer merak sahibi ise bir ömür boyu zihinleri meşgul eder.

     Kökenler hakkında en ayrıntılı bilgiler Çukurova'da yaşayanlar için düşünürsek eğer- Osmanlı döneminde tutulan  Tapu-Tahrir defterleridir.Bir çeşit "mülk ve nüfus" kayıt defterleridir. Devletin insanlarının isimlerini özelliklerini bilmesi vergi ve alması en doğal hakkıdır. Osmanlı 1515 yılında Maraş'ı, 1516 yılında da Adana'yı kendisine bağladı. Özellikle Kanuni sultan Süleyman zamanında Adana Sancağı için sık sık Tapu-Tahrir defterleri düzenlendi. Bir gün yolunuz İstanbul'da Osmanlı Arşivi'ne düşerse1518, 1521,1525,1530,1536,1547,1572 yıllarında yazılan Tapu Tahrir defterlerine ulaşabilir. Son yıllarda bu defterlerden 1525,1547 ve 1572 yıllarına ait olan Tapu Tahrir defterlerini sayın Yılmaz KURT çevirilerini yaparak yayınlamıştır. 1530 Tarihli Dulkadir Eyalet defteri de Osmanlı Arşiv uzmanlarının ortak çalışması ile çözümlenmiş ve yayınlanmıştır.

    Osmanlı Arşivinde bulunan 1500'lü yıllara ait Tapu-Tahrir defterleri kökenlerimizi öğrenmek bakımından oldukça önemlidir. Çünkü adana Sancağı dahilinde kaza ve köylerin, mahalle, mezra(tarla) yaylak kışlak yurt yerlerinin ve burada yaşayanların isimleri yazılmıştır. Yerleşim birimlerinde yaşayanlar genelde mahallelerde  oturanlardır. Ve baba isimleri veya lakapları üzerine yazılmışlardır. O dönemde toplumda yaşayanların büyük çoğunluğun konar-göçer Yörük ve Türkmenler oldukları dikkate alınırsa "Cemaat"sözcüğü altında yaşayanların isimleri deftere yazılırdı. "Cemaat" bir topluluktur ve "Oba" anlamına da gelir.  Defterlerin sayfaları arasında cemaat içinde yaşayanların isimleri, bağ ve bahçelerinde ürettikleri ürünler ve onların isimleri, değirmenler, verdikleri vergi miktarları yazılırdı. İlginç olanı ise 1572 tarihli sis (Kozan) Tapu-Tahrir defterinde dağ eteklerinde yaşayanlar ve onların yetiştirdiği ceviz ağaçları hakkında bile bilgiler verilmiştir.  Bu defterlerden yapılan bilimsel çalışmalar sonucu Çukurova'ya yerleşen Yörük ve Türkmenlerin "öz Türkçe" konuştukları, atalarından devraldıkları sülale veya "boy" isimlerini korudukları anlaşılıyor. Örnek olarak Oğuzların Üç-Ok koluna bağlı Yüreğir'in hem bir aşiret ve hem de Çukurova'da geniş bir ovanın ismi olduğu hakkında ayrıntılı bilgiler bu defterlerde vardır.

......................................................................................
1. 1525 Tarihli Osmanlı Adana Sancak Defterinde Balcaşeyh Cemaatı hakkında bilgiler. 
2. Sis(Kozan) şehri ve çocuklar, 1920 yılı 
 
Bu yazı toplam 15640 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0100
Güneydoğu Haber