Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
27 Temmuz 2011 Çarşamba
OSMANLI EMPERYALİST MİDİR?

-Osmanlı üstün askeri gücü ile halkları ezen yağmacı ve emperyalist olarak görmek isteyenler tarihin farklı gerzeklerini görmek istemiyorlar.

-Osmanlı Sarayının kapısındaki yazılarda adalet ve zalimleri koruma üzerine söylenmiş sözler kitabe olarak yazılmıştır.

-Osmanlı"nın gittiği her yerde barış ve adalet düzeni kurmuştur.

-Osmanlıyı emperyalist olarak görmek doğru değildir.

TOPKAPI SARAYININ KAPISINDA YAZILI OLAN SÖZLER

Derya ve denizlerin, kıtaların, ülkelerin hakimi ve de yöneticisi Osmanlı Sultanlarının yönetim merkezi olan İstanbul…Kendisinden önce yüzyıllarca Roma ve Bizans"a da merkezlik etmiş. Dünyanın gözünde hep bilinen, kıskanılan bir şehir. Denizleri, tepeleri, sur duvarları, sarayları, çarşıları ile görenlerin bir daha ayrılmak istemediği cennetten bir köşe sanki.

Osmanoğullarının genç ve cesur sultanı Fatih sultan Mehmet"in, Bizans"ın Konstaniyye şehrini alması ve ismini de “İslambol” anlamına gelen İstanbul olarak değiştirmesinden sonra yeni bir dünya görüşü ve anlayış ile şehirde köklü değişiklikler oldu.

Ayasofya"nın yanı başında tarihi yaramadanın burnunda bir zamanlar Bizans hükümdarlarının saray, kilise ve bahçelerinin bulunduğu yerde Topkapı Sarayının yapılmasına başlandı. Sarayı çevreleyen sur duvarları ve birbirini izleyen kapılardan giriliyordu . Birinci kapının ismine de BABI HÜMAYUN adını vermişlerdi. Devlet kapısı anlamına geliyordu. “Devlet kapısına yüz sürmeye gelenler, dertlerine deva, gönüllere şifa arayışı içinde idiler”…Bunun böyle olduğunu bilen sultan Mehmet, Saray kapılarının isimlerini de Hümayun, Selam, Saadet olarak belirlemişti. Devletin kapısına gelme, söz söylenen yer olan Selam ve yüzlerin ışıdığı gülümsediği yer olan Mutluluğa kavuşulan yer.

Babı Hümayunun kapısı üzerindeki mermer taş üzerine altın sarısı renklerle ve de Arap harfleri ile şu sözler yazılmıştı:

“Bu mübarek kale, Allahın desteği ve rızası üzerine güvenliği sağlamak maksadıyla Sultan Mehmet Han oğlu Sultan Murad Han oğlu karaların padişahı ve denizlerin hakanı insanların ve cinlerin üzerinde Allah"ın gölgesi, Doğu"da ve Batı"da Allahın yardımcısı, su ve toprağın kahramanı, Konstantiniyyenin fatihi ve fethin babası Sultan Mehmet Han"ın –Allah onun hükümdarlığını ebedi kılsın ve mekanını kutup yıldızlarından yüksek eylesin-emriyle (hicri) 883 yılının Mübarek ramazan ayında (kasım 1878) imar ve inşa kılındı”.

SULTAN DÜNYANIN YÖNETİCİSİDİR

Babı Hümayun kapısının giriş kapısının sağ tarafındaki duvar üzerinde Arapça yazılı olan levhadaki şu sözleri anlamak gerekiyor:“Es-sultan zılullahu fi"l ard”… Bu sözlerin Türkçe anlamı ise “Sultan yeryüzünde Allah"ın gölgesi ve hakimidir”. Nereye bakarsan bak Allahın gölgesini ve varlığını görürsün. Allah Sultana dünyayı yönetmek için vekalet vermiştir. Yönetimin başında o vardır ve sorumluluğu da büyüktür. Gerekirse bütün dünyayı yönetmek de onun esas görevidir. Dur durak vermeksizin insan ömrünün yettiği, askerlerin ayak bastığı ülkelere, derya denizlere, dağlara ovalara…Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar bütün dünyayı o yönetmelidir. Amacı da bu olmalıdır düşünceleri canlanır bu sözlerde.

ONUN GÖREVİ İSE ZULME

Babı Hümayun"in sol duvarı üzerinde de “Ya valiye külli mazlum” sözleri yazılıdır. Bu sözlerin anlamı ise “Zulme uğrayan bütün insanların da koruyucusudur” . Her iki söz yan yana geldiğinde Osmanlı"nın Devlet kapısı, cesareti ile gücü ile devletinin başında bulunan Padişahın asıl görevinin dünyada halk üzerindeki zulmü ortadan kaldırmak olduğu açıklanıyor. Bu anlayışın olduğu yerde devlet zulüm ve sömürü aracı olarak kullanılamaz.

Babı Hümayun"un arka kısmında ise Kur"andan alınma “Nasrun min Allahı ve fethen karib” sözleri yazılıdır. “ Allaha inanan ve iman edenler için fetih yakındır” anlamı çıkar. Bu sözler Mehter"deki hücum marşında da vardır.

Özetle söylemek gerekirse Osmanlı Sarayının kapısına gelenler Padişahın bu sözleri ile karşılaşır. Kaynağı Kuranı Kerim"e dayanan bu sözlerin yönetimde uygulanması halinde insanların zulüm ve sömürüden korunması ideallerinin devletin temel kuruluş felsefesi olduğu ortaya çıkar.

Bu düşüncelerin samimiyetle uygulandığı yerlerde insanların köle olarak kullanılmasından emek sömürüsünden bahsetmek mümkün müdür!

-Osmanlı kendi zenginliği ve bencil çıkarları için yönettiği her yerde sömürü düzeni kurabilir mi! Özetle: Osmanlı emperyalist bir devlet olabilir mi!

Bu sözlerin ışığında Osmanlı askerinin akıncılarının adım attığı her yerde halklar üzerinde zulüm ve sömürü yoktur. Osmanlı kaynağını Kur"an"dan alan idealler üzerinde dünyayınetme düşüncesi ile kurulmuş ve gelişmiş kısa zamanda da üç kıtaya yayılarak 16. yüzyılda dünyanın en güçlü devleti haline gelmiştir.

Bu yazı toplam 13000 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0141
Güneydoğu Haber