Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
13 Mayıs 2011 Cuma
Sabancıların Çukurova’nın en Zengini Olma Hikayesi

   -Osmanlı Devleti"nin çökmesi ve arkasından Fransızların Çukurova"yı işgali gerçekleşti.

    -Fransızlar Adana"dan ayrılırken Kayseri"nin Akçakaya köyünden  Hacı Ömer Efendi Adana"ya geliyordu.

     -Atatürk"ün istekleri doğrultusunda Kayserililer Adana"da sanayi alanında çalışmalar yapmak üzere görevlendirdiler. Ve devlet desteği aldılar.

     Kayserililerin ve bu arada Hacı Ömer Sabancı"nın Adana"da zengin olmaları 1919 yılında Sivas Kongresi esnasında planlandı.  -Adana"da Ermeni ve Rumlardan kalan fabrikalar ve araziler yok pahasına Kayserililerin ve Sabancıların eline geçti . -Sabancılar , Taşköprü"nün başını tuttu. Gelip  geçenlerin malını satın alarak  zengin oldular. Uzak diyarlardan gelen kervanların develeri çan sesleri ile girdi şehre… olanca heybetiyle ayakta durmaya çalışan Taşköprüsü, altından gürül gürül suların aktığı Seyhan nehri… ve az ilerde gökyüzüne yükselen minareleri, camileri, hanları,hamamları, konakları ile tarihi Adana şehri…Görenleri ve yaşayanları büyüleyen tarihi şehir… Nice acıları, felaketleri, sevinçleri yaşamıştı tarih boyunca. Develerin çan sesi çalarak şehre girmesi bir başkaydı, beraberinde nehrin akışını seyretmek ve hayallere dalmak.   
Toroslara yağmur ve kar yağışının azaldığı zamanlarda nehir yatağına çekilir, suları azalar, ayaklarında küçük göller oluşur… Su birikintilerinde karabalıklar, pullu balıklar, kaplumbağalar, yılanlar birbirleriyle oynaşarak yaşardı “vraklayarak, vıcırdayarak”.Köprünün ayaklarına yaslanmış iki tekerli küçük arabalar yerinde sessizce duruyordu. Daha birkaç gün önce  aynı arabalar köprünün üzerinde yıldırım hızıyla insan taşımışlardı istasyon taraflarına doğru.  Söz konusu olan Adana Ermenilerinin şehirden kaçışı, terk edişi, uzak diyarlara gitmesi idi. Tarihin zaman halkasından önemli bir bağ kopmuş, savaş birilerine acı bedelini ödetmişti. Aralık 1921 tarihinde.

Kara tren çuf çuf sesleri arasında sirenlerini de acı acı öttürerek ayrıldı şehirden. Gidenler gözyaşları dökerek el salladılar geride kalanlara… Aynı günlerde son kara trenin Adana"dan ayrılmasını kulaklarıyla duyan henüz 15 yaşının içindeki Kayserili delikanlı Ömer"in adımları da ses çıkardı Taşköprü üzerinde. Yanında amcası Ahmet vardı. Kayseri"nin Akçakaya köyünden gelmişlerdi Adana"ya bin bir umutla… Aslında şehirden ayrılanlar ve şehre yeni gelenler arasında yakın ilişkiler vardı geçmişte… Birbirlerini iyi tanıyorlardı. Ömer, Adana"ya gelirken taa Kayseri"de yakınları kulaklarına fısıldamışlardı “Gidiniz, Adana"ya, orada fabrikalar var, çiftlikler var yeni sahiplerini bekleyen”. Sadece Ömer gelmiyordu Kayseri"den Adana"ya, hemşerileri büyükleri olarak bildikleri Nuh Naci Bey Sivas Kongresinin yapıldığı Eylül 1919 tarihi içinde Mustafa Kemal"den söz almıştı: Milli mücadelenin kazanılması halinde Adana"daki sınai ve tarım tesislerinin işletilmesi için tüccarlara, işcilere ihtiyaç olacaktı. Ve onları da Kayserililer karşılayacaktı. Tarihin akışı da doğrulamıştı Mustafa Kemal"i… Adana"ya gelen Kayserililer, şehirde  atıl durumda bekleyen Simyonoğlu Fabrikası"nı “yok fiatına” aldılar, çalıştırmak, üretimi artırmak, ülke ekonomisini canlandırmak için. Simyonoğlu ki Adana"da Osmanlı döneminde sarraflığı ile tanınan tüccar bir aile idi. 1890 yılında kurmuşlardı çırçır fabrikasını. 1914 yılına gelindiğinde 450 bin metre kumaş üretimi ile Osmanlı ülkesinin en büyük sanayi tesisleri arasına girmişti fabrika.  Geçen zaman içinde Kayserili Ömer, çırçır fabrikasında “hamallık”, “işci simsarlığı” yaparak “dişinden artırdığı” paralar ile tasarruf sağlamış, para sahibi de olmuştu. 1927 yılında meşhur Simyonoğlu fabrikası  Kayserililer"in eline geçtiğinde Hacı Ömer de aynı fabrikanın “işci simsarı” kısa süre sonra da ortakları arasına girdi. Kayserili aileler (Has, Özgür, Yazgan) birbirini kolluyordu Adana"da, bir ticaret kolonisi misali.        Geçen zaman içinde Hacı Ömer “Sabancı” soy ismini aldı, 1934 yılında.  15 mart 1923 tarihinde Gazi Mustafa Kemal"in Adana gezisi esnasında yaptığı “ Arkadaşlar, kılıç tutan el yorulur, saban tutan eller ise üretir. Biz, haris hükümdarların kılıçları yerine sabancılar olmalıyız” sözlerini hatırlayarak.   Adana Taşköprüsü için nice sözler söylenmişti. Ama “ Adana köprübaşı, Otur saraya karşı, Gel beraber olalım , Dosta düşmana karşı” sözleri bir başkaydı. Geçmiş tarihin hatırası köprübaşına gelenler “Bac” adı verilen gümrük kapısından içeri girer, hayvan veya insan kellesi başına bir miktar “akçe vergisi” vererek  geçiş hakkını kullanırlardı.

……………………………………………………………………………………………

Bu yazı toplam 19794 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0144
Güneydoğu Haber