Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
07 Nisan 2014 Pazartesi 23:08
ÜNLÜ İNGİLİZ KADIN CASUS’UN ADANA’DA NE İŞİ VARDI!

  -İngiliz kadın casus, Gertrude Bell, 22Nisan 1905 cumartesi günü Anavarza’dan ayrılarak Çakaldere yolundan Adana’ya geldi.

   -Adana’ya Taşköprü’den girerken elindeki fotoğraf makinesi ile şehrin görüntülerini çekti.

    -Adana’da İngiltere konsolosluğu ve temsilcileri ile görüşmeler yaptı.

    -Adana’dan trenle Tarsus’a doğru yol aldı.

 

   22 Nisan 1905 Cumartesi

 

    Saat 5’te kalktım. 6.30’da ayrıldım Anavarza’dan. Yanımda bulunan Kiepert haritasına bakarak yakındaki Mercimek köyünü buldum ve yolda ilerlemeye başladım. Anavarza yakınlarında bir Çerkez köyü de  vardı. Mercimek’te Sultan’a ait bir çiftlik arazisi vardı.Hayvanlar otlatılıyordu. Öğle üzeri ulaştık Mercimek’e. Yanımda bulunan onbaşı ve tüccar ayrıldılar. Mısır tarlaları ve yeşillikler arasında ilerleyerek Ceyhan nehri kıyısına ulaştık. Birdenbire yükselen tepenin üzerinde Yılan kalesini gördüm. Ve oradan Çakalderesine doğru gittim.”

    Gertrude  Bell,  sessiz ve sakin bir şekilde Adana’ya Sarıçam yolundan giriş yaptı. Atının ayağında yağan yağmurlardan dolayı  yolları kaplayan çamurun izleri vardı.  Adana’ya Taşköprü üzerinden yürüyerek giriş yaptı. İçinde bulunduğu tarihi şehre hayran kaldı. Elindeki fotoğraf makinesini Seyhan nehri kıyısındaki Tepebağ’a doğru çevirdi. Ve görüntüyü fotoğrafa yansıttı.  Sonra kendisini karşılayan Adana’daki İngiliz Konsolosluk elemanları ile buluştu. Şehirde kısa süren gezinti yaptı. Daha önceden ayarlandığı üzere Vali Bahri Paşa’nın makamına ziyarete gitti. Vali ile samimi bir görüşme yaptı.  Ve İstasyonda kendisini hazır bekleyen tren vagonuna binerek Tarsus’a doğru yol aldı.

     Buraya kadar yapılan açıklamalar meraklı bir arkeolog, gezgin ve fotoğrafçı genç güzel bir kadının hatıralarını içeren notlarından elde edilen bilgilerdir. 1905 yılı Nisan ayı ortalarında Kadirli üzerinden Çukurköprü ve oradan da Anavarza’ya kadar gelerek tarihi ören yeri kale ve zafer kapısını yerinde gören fotoğraflayarak belge arşivine dahil eden bu genç kadının adı Gertrude BELL idi.

     Hayat hikayesinin çözümlemeleri ise şaşırtıcı bilgileri yansıtıyordu. 1868 yılında İngiltere’de doğan, demir çelik fabrikaları sahibi ülkenin en zengin sanayicilerinden İsaac Lowtian Bell’in torunu olan bu genç hanımefendi’yi hayatının baharında Anavarza harabeliklerine kadar getiren, harabelikler arasında çadır kurup  sivrisinekler ve yılanlar arasında gezinti yaptırarak araştırmalar yapmasının gerekçeleri neler olabilirdi?

     Sadece Anavarza mı? Hayır. 1890’lı yılların sonlarında geldiği Osmanlı ülkesinde özellikle kutsal belde olarak tanımlanan Kudüs ve civarını dolaştı, Ürdün, Lübnan, Şam, Halep, Fırat nehri kıyılarını izleyerek Bağdat, Basra’ya… ORADAN DA Musul-Kerkük yöresi ile Nuh’un gemisinin bulunduğu Cudi dağı eteklerine, Kürt aşiretlerinin yaşadığı  vadilere… Sonra Diyarbakır’a ve oradan da Urfa’ya , Antakya’ya,Doğu Akdeniz kıyısındaki İskenderun, Payas ve Erzin ovasındaki gözeneler olarak bilinen su kemerlerine, Toprakkale’ye, Bodrum/ Kastabala kalesine uğramış… Kars/Kadirli kasabasındaki tarihi Alacami’yi yerinde görerek fotoğraflarını almış ve yönünü güneye çevirerek Çukurköprü üzerinden Anavarza’ya gelmişti.

    Bu genç ve güzel saçları alnına dökülen hanımefendinin gezisi yıllardır sürüyordu Osmanlı coğrafyasında. Sonra Adana’ya ve oradan da Tarsus’a Taşlık Kilikya’nın antik dönemlerden kalan harabeliklerine ve oradan da karaman, Konya taraflarına hatta İstanbul’a kadar uzanmıştı. Hep dolaşıyordu. Kendisine göre “ORİENT” (Doğu/Şark) olarak bilinen coğrafyasında yaşayan insanların tarihi kültürü sosyal yapısı onun için önemli idi.  Gezinti yaparken yanında rehberleri, güvenliğini sağlayan silahlı korucuları, her gittiği erde yerel yöneticiler nezdinde iyi karşılanmasını sağlayan İngiltere’nin siyasi misyon şeflerinin  desteğini görüyordu. Londra moda piyasasından aldığı şık kıyafetlerin bulunduğu bavulda özel eşyaları vardı: giysileri, makyaj malzemeleri, konserve yiyecekleri vb gibi. İstanbul’daki İngiltere Büyükelçisi ile Osmanlı’nın önemli şehirlerinde bulunan konsolosların referans mektupları yanında idi.  Arka planda ülkesi İngiltere’nin Başbakanı,hatta kralının bile yakın desteği vardı. Gençliğinde özel eğitim almış, Oksford Üniversitesi tarih bölümünü başarı ile bitirmişti.

    SEVR HARİTASININ DA MİMARI

 

    Gertrude Bell’in gerçek kimlik ve özelliği yılar sonra yaşanan olaylarda ortaya çıktı. Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşı’na girmesi ile birlikte İngiltere’nin mısır’daki İstihbarat Dairesinde önemli görevler aldı.  İngiliz ordusunun 1916 ve ertesi 1917 yılı içinde Basra-Bağdat askeri harekatına çizdiği haritalar ile yardımcı oldu. Arabistan’da Şerif Hüseyin’in isyan etmesi olayının aktörü casus Lawrence bilgi veren yönlendiren çalışmalar yaptı.     Osmanlı’nın Dünya Savaşında yenik düşmesi üzerine İngiltere’nin Orta-Doğu’daki çıkarları üzerine hazırlanan senaryolarda önemli bir aktördü. Basra-Bağdat ve Musul vilayetlerini içine alacak şekilde şekillenen Irak Devleti’nin sınırları onun çizdiği haritaların bir sonucu idi. Osmanlı’nın çöküşü ve Anadolu’nun da parçalanması paylaşılmasını esas alan Sevr anlaşmasında yer alan Ermenistan, Kürdistan bölgelerinin yer alması onun çizdiği haritalara dayanıyordu.

     1926 yılında Bağdat’ta ikamet ettiği otel odasında birdenbire öldü. O’nun ölümü kuşku ile karşılandı. Ama onun ardından hayat hikayesini araştıran ve yazanlar onun için “Çöl Kraliçesi”, “Modern Irak’ın kurucusu”, “Osmanlı’yı  çizdiği haritaları ile çökerten kişi” tanımlamaları yaptılar. Bütün bu yaşananlara bakarak Gertrude Bell’in tarihin en aünlü kadın casuslar içinde yer aldığını söyleyebiliriz. Adana için önemi ise 1905 yılında çektiği  Taşköprü ve kent ile ilgili siyah beyaz fotoğraflar oldu.

                                      

Bu yazı toplam 10690 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0102
Güneydoğu Haber