Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
02 Şubat 2010 Salı
Süleyman Demirel’in Masonluk Belgesi Ve Perde Arkası Çatışmalar

-Demirel"in Mason olmadığı yönünde “Yalan belgenin düzenlenmesine” kızan bir grup Mason, olayı  protesto ederek Büyük Masonlar topluluğundan ayrıldılar.

 

    -1966 yılında Özgür Masonlar Locasını kurdular.

    -İngiltere ve ABD eksenli masonluğu bırakarak Fransız Masonları ile işbirliği içine girdiler.

    -Özgür Masonlar kendi aralarına kadınları da ye olarak almaya başladılar.

    -Fransa"daki Mason merkezinin “Ermeni Soykırımını tanıyan” baskısına karşı çıkarak daha bağımsız hareket etmeye başladılar.

 

    ÖZGÜR MASONLAR HAREKETİDOĞUYOR

     Türkiye"de ulusal masonluğun kurumsal kimlik kazanması, 1909 yılında mümkün olabilmiştir. Masonlukta Geleneksel (muhafazakar) ve Gelişimsel (ilerici) ayırımları daha o zamandan vardı. Anglosakson Masonluğu da denilen muhafazakar kanadın ilgi göstermediği Türk Masonluğu, ilerici kesimde yer almış, hatta 1932 yılında Gelişimsel Mason Kuruluşları Uluslararası Kongresi"ne ev sahipliği yapmıştı. İlk günden başlayarak Fransa, Belçika ve Avrupa kıtası ülkeleri mason kuruluşlarıyla aynı doğrultuda çalışmalar yapan Türkiye Büyük Doğusu, İkinci Dünya Savaşı sonrasının moda akımları ve sosyopolitik rüzgarları uzantısında kendisine yeni bir kimlik arayarak, Anglosakson Masonluğu içinde yeniden yapılanma kararı aldı.

Bu kimlik değişiminin yarattığı iç tartışmalar, kardeşler arasında bazı çözülmelere ve karşıtlıklara neden oldu. Çeşitli görüş farklılıklarının görüldüğü bu ortamda, bir politikacıya gerçek dışı bir belge verilmiş olması, erdemleri önde tutan bazı kardeşlerce büyük tepkiyle karşılandı.Hele bu belgeyi imzalamış olan mason yöneticisi, bir oldu bitti ile, büyük üstatlığa gelince, bazı kardeşler “masonluk bir düzen ve erdem topluluğudur ve politikaya bulaşmamalıdır ” diyerek yollarını ayırdılar.

 

SÜLEYMAN DEMİREL"İN MASONLUK BELGESİ

DEMİREL"İN MASONLUĞU

 

     Türkiye Cumhuriyet tarihinde 12 yıl Başbakanlık ve 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmasıyla tanınıyordu. Askeri darbeler ve seçimler sonucu 6 kez gitmiş, 7 kez de kısa aralıklarla Başbakan olmuştur.Elinde tutuğu şapkasını sallamasıyla, bir de sık sık kullandığı “Binaenaleyh” sözcüğü ile kulakları çınlatıyordu. Nerede ise Türkiye"nin 1965-2000 yılları arasında yönetimine söz sahibi olmuştu.Buraya kadar yapılan açıklamalar onun görünen yüzü idi. Kimliği hakkında bilgilerde ise “1 Kasım 1924 tarihinde İsparta"nın Atabey ilçesi İslamköy"de doğdu. İlkokulu kendi köyünde, Ortaokul ve Liseyi İsparta"da bitirdi. 1949 yılında ise İstanbul Teknik Üniversitesi"ne girdi. İnşaat Mühendisi olarak okulunu bitirdi. Aynı yıl Elektrik Etüd İdaresinde göreve başladı. 1954 yılında Barajlar İdaresi Başkanı, ertesi 55 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu. Ve aynı yıl ABD Başkanı Eisenhower adını taşıyan burs ile ihtisas için Amerika"ya gitti. 1962-64 yıllarında serbest müşavir olarak çalıştı. Ve1962 yılı içinde politikaya atılarak Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi seçildi. 1964 yılı içinde de Adalet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu”(Bak. Süleyman Demirel, Wikipedia İnternet Ansiklopedisi,14 mart 2007).Ve arkasından yapılan seçimlerde %-53 oy alarak Hükümeti kurdu. Başbakan oldu. 1964 yılı içinde Adalet Partisi Başkanlık seçimleri esnasında rakipleri onun “Mason olduğu” açıklamasını yaparak önünü kesmek istediler. Ve o günlerde Süleyman Demirel, Mason olmadığını açıklayan Ankara"daki Mason Büyük Ünite Locasına başvurmuş metni aşağıda verilen belgeyi alarak kamuoyuna sunmuştu: “                                                                                                                               14.11.1964

      Sayın Süleyman Demirel İsteğinize uyarak yapılan incelemelere göre derneğimizde kaydınız bulunmadığı anlaşılmıştır. Saygılarımla

                                                 İkinci Başkanı Necdet Egeran İmza “

     Buraya kadar yapılan açıklamalar sadece olayların görünen yüzü idi. Süleyman Demirel, gerçekte 15.02.1956 tarihinde Ankara"daki Bilgi Locasına tekris edilerek (ışığa kavuşarak) Mason olmuş, 1957 yılında da kalfalık derecesine yükseltilmişti. Demirel, mason olduğu halde kendisine neden böyle “Mason olmadığı” belgesi verilmişti. Onun durumunu yakından tanıyan mason biraderler bu duruma itiraz ettiler. Masonlar Derneğinin tüzüğünde üyelerin “Siyasete karışmamaları” ilkesi bulunduğu halde Demirel"e karşı böylesi bir uygulama gerçekleşmişti. Durum Masonlar"ın İstanbul"daki Türkiye Büyük Locasında gündeme getirildi. Büyük üstad Ekrem Tok, toplantıda yapılan itiraz ve eleştiriler karşısında üç kişilik bir araştırma ekibi kurarak soruşturma için Ankara"ya gönderdi. Hazırlanan soruşturma raporu 14.03.1965 tarihinde İstanbul"da gizli bir oturumda ele alındı. Raporda açıklanan görüşlerde dikkati çeken hususlar şöyleydi: “Söz konusu olan Siyasi Parti Genel Başkan adayı 15.02.1956 gününde Ankara bölgesindeki Bilgi Locasında tekris edilerek Masonluğa kabul edilmiş, 27.03.1967 gününde de kalfa derecesine yükseltilmiştir”… Süleyman Demirel"in masonluğu kesinde. Ama kamuoyu düzenlenen bir belge ile yanıltılmıştı. Demirel"e belgeyi Ankara"daki locanın ikinci başkanı Necdet Egeran vermişti. İlginçtir ki Egeran, 1965 yılı içinde yapılan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Seçiminde Genel Başkan olarak seçilmişti. Demirel"e verilen belgenin Masonlar derneğinin gelen-giden evrak defterinde kaydı bile yoktu. Demirel ile ilgili farklı görüşler, Masonlar arasında tartışma konusu oldu. Ve aynı yıl -1965 içinde- kısaca “Farmasonlar” olarak bilinen 1909 Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar arasında süren sert tartışmalar sonucu muhalif olanlar istifa ederek “Özgür Masonlar Büyük Locasını” kurdular. Masonlar arasındaki derin ayırım/ parçalanmanın temel sebebi “Demirel"in masonluğu” konusunda bilim dünyası ve kamuoyunun yanıltılması idi.

 

 

 ÖZGÜR MASONLAR TOPLULUĞU KURULUYOR

Kuruluş Bildirgesi (4.6.1966)

İstanbul 4 Haziran 1966

Aziz Kardeşim,

Masonluk, şahsi menfaat endişelerinin dışında bulunmak ve samimi olmak şartıyla her türlü düşünce ve inanç ayrılıklarını kapsayarak insanların birbirlerini sevmelerini gerçekleştirmeye çalışan alemşümul bir müessesedir. Masonluğun yüzyıllardan beri süregelen dünya çapındaki salabeti, siyaset ve inanç tartış- malarının dışında kalmakla sağlanmıştır. Türk Masonluğu da bu temel prensiplere titizlikle sadık kalmak zorundadır.

14 Kasım 1964 tarihinde Büyük Üstad Kaymakamının işlediği Masonik bir suç neticesinde Büyük Loca"nın maalesef takibettiği aykırı tutum, bu temel prensipleri sarsmıştır. Büyük Loca, o tarihten beri almakta bulunduğu Mason kanun ve nizamlarına aykırı kararlarıyla, Büyük Üstad Kaymakamının bizzat itiraf ve ikrariyle sabit olan suçuna iştirak etmiş bulunmaktadır. (Burada Mason olduğu halde Süleyman DEMİREL"in mason olmadığı ile ilgili yalan  bilgilere tepki söz konusudur). Bu itibarla, siyasetin ve her türlü düşünce ayrılıklarıyla şahsi menfaat endişelerinin mutlak surette üstünde kalması gereken Türk Masonluğunu, tarihin derinliklerinden gelen üstün safiyetiyle muhafaza edebilmek, muntazam masonlar için zaruri bir vazife olmuştur.

Bu gaye ile İstanbul ve İzmir vadilerinde birleşen kardeşler her türlü kanuni formaliteleri tamamlayarak (Türkiye Büyük Mason Mahfili)"ni kurmuş bulunmaktadırlar.

Keyfiyeti kardeşce sevgi ve saygılarımla arzederim.

Türkiye Büyük Mason Mahfili Büyük Üstadı
Orhan Hançerlioğlu

 

     ÖZGÜR MASONLARIN YAHUDİLİĞE BAKIŞI

Masonluğa çeşitli nedenlerle karşıt olup Masonluğu kötü göstermek isteyenler, özellikle Türkiye"de, Masonluk ile Yahudiliğin özdeşleştiğini kanıtlamaya çalışmışlardır. Bunda, Araplar ile Museviler arasındaki sürtüşmenin bir “İslam-Yahudi” kavgasına döndürülmek istenmesi ve Masonluğun da bu arada yıpratılmasında fayda görülmesi etkin olmuştur. Bu savları ileri sürenler, mason ritüellerinin kapsamında yer yer “Tevrat” ile bağlantılı öğeleri kanıt diye öne sürerler. Ancak, gerek “Hıristiyanların Kutsal Kitabı"nın İncil"in yanında Tevrat"ı da içerdiğini” gerekse “Kuran-ı Kerim"de Tevrat"tan alınma birçok şey bulunduğunu” nedense görmezden gelirler.

 

Masonluğun öğretimi oluşturulurken birçok dinden ve felsefeden esinlenilmiştir. Üstelik bu öğretim özgün olarak Hıristiyan dünyasında oluşturulmuştur. Dolayısıyla, mason ritüellerinin kapsamında Tevrat ile bağlantılı öğelerin yer alması doğal bir olgudur.

 

Nitekim, Hıristiyan dünyasında Masonluğa karşıt olanların, Masonluk ile Yahudiliği özdeşleştirip kendi bilgisizliklerini ortaya dökecek türde saçma sapan bir girişimde bulundukları görülmemiştir. Gelişmiş batı ülkelerinde herhangi bir kuruma karşıt girişimlerde bulunulurken, önce çok ayrıntılı ve bilimsel bir araştırma yapılması, sonra da bu örgütleri gerçekten de zor duruma düşürebilecek, somut temeller üzerine kurulu suçlamalar oluşturulması yöntemi benimsenmiştir.

 

Öte yandan şu gerçeğin çok iyi bilinmesi gerekir: Yahudilik yalnızca bir din değildir. Yahudiler, inançlarının bir gereği olarak, kendilerini “Tanrı"nın seçkin kulları” olarak görür ve kendi içlerinde bir kapalı toplum oluştururlar. Bu yalıtımcı tutumları yüzünden, Avrupa"da 19. yüzyıl ortalarına kadar hiçbir mason locasına kabul edilmemişlerdir. Ancak bundan sonra, Masonluğa alınmaya başlanmışlar ve içlerinden bazıları kendi politik amaçlarının doğrultusunda mason localarını kullanmaya da çalışmışlardır. ..Devamı var…

Not:Bilgilerin kaynağı Özgür Masonlar Locasının Arşividir.

Kaynak: “www.cezmiyurtsever.com”

 

 

Bu yazı toplam 20373 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0123
Güneydoğu Haber