Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
16 Nisan 2009 Perşembe
Yaşar Kemal'in Babasının Mezar Taşında Yazılanlar

    -Yaşar kemal"in babası Sadık Bey, aşireti ile birlikte 1915 yılında Ermeni katliamından kurtulmak üzere Van"ın Erciş yöresinden Çukurova"ya göç ederek geldi ve Kadirli"ye yerleşti.

    -Sadık Bey, 1928 yılında Hemite köy camisinde bıçaklanarak öldürüldü.

    -Sadık Bey"in mezar taşında cami şekli ve “Van muhaciri” yazısı var.

    -Yaşar kemal,babasının yanmış hayat hikayesinin gerçeklerini hep gizlemek ister.

        

     5 Ocak 2OO4 Salı günü, Çukurova"nın yukarısında bir ucunda bulunan Kadirli kasabasından sabahın erken saatlerinde ayrılarak yola düştüm. Toprak burcu burcu kokuyordu bugün. Menekşeler bitmişti murt çalılarının dibinde. Cığcık, Topraktepe, Bozkuyu köylerinden ilerleyerek ilerde bulunan Hemite dağına varacaktım.Dağın üzerinde bir kale vardı ve tarihi özelliği olan bir yerdi Hemite…O gün  kışın , soğuk, yağışlı görünümü her yere yansımıştı. Toprak çamur olmuş vıcık vıcık  insanın ayağına dolaşıyor. Hemite"ye doğru yaklaşırken, Ceyhan nehri kıyısındaki okaliptus, söğüt,çam ağaçları ile köyün kıyısını çevrelen büyükçe bir mezar göründü. Köy evleri ve de ince minaresi ile köyün camisi bir bütün oluşturyor. Hemite kalesi bildiğim kadarıyla Ortaçağ"da belki de haçlı seferleri sırasında "Adamadona" adını taşıyordu. Sonra "Hamuda" ve ondan da halkın ağzında Hemite kalesi olarak isim almıştı. Ceyhan nehrinin kilidi gibiydi. Hemite köyü ve içinde yaşayan insanların hatıraları … geçmişte yaşananlar bir bütündü. Yağmur hafifçe yağarken köy yolunu adımlamaya başladım. Köyün girişinde ırmak kıyısını çevrelen yerde uzayan mezarlık dikkatimi çekti. Çalılar, dikenler arasında bulunan mezarlar bu dünyadan göçen insanların gerideki son mekanı idi. Mezarlar içinde  fes şekilli,üzeri Osmanlıca yazılı olanları vardı ki tarihi bil belge olması dolayısıyla yaklaşmamı ve yazılanları okumamı çözümleme yapmamı gerektiriyordu. Hemen ırmağın yakınında kara çalılar içinde bulunan bir garip mezarın yanına vardım. Baş kısmı fese benzeyen mezar taşının gövde kısmında bulunan yazıları dikkatle okumaya başladım:” Sene 927 Van muhaciri Hacı oğlu Sadık. Ruhuna fatiha”…l927 yılında hayattan göç eden Sadık ismindeki bir kişiye ait idi."Van muhaciri" olduğu özellikle yazılmıştı mezar taşına.Aynı mezarın diğer taşının üzerinde de İngiltere bayrağını benzer iç içe girmiş iki haç şekli etrafı kare çember ve üzerinde de bir kavis bulunuyordu.Bir mezara baktım, bir de çevreye… Yaşlı köy kadınları geldiler yanıma. Onlar da beni merak etmişlerdi. “Ne yapıyorsunuz?” diye sordular. Yağmur çisil çisil yağar, saçlarımı ıslatırken, ellerim titreyerek köylü kadınlara bakarak “Merak ettim. Bu mezar kime ait, diye!”…

      İçlerinde yaşlı olanı- “Sadık Bey"in mezarıdır. Bilinen bir kişi imiş. Yaşar Kemal"in babasının mezarı diyorlar”.

     Sonra… Köyün içinde dolaşmaya başladım. Caminin yanındaki kahvehaneye girdim. Köylüler,soğuktan korunmak için sığınmışlardı kahveye.Selam kelam faslından sonra Nazım Bozdoğan adındaki (1939 doğumlu) köylü ile konuşmaya başladım. –Mezarlıkta ismi yazılı olan Sadık  Bey kimdir?

      -“Yaşar Kemal"in babasıdır. İyi bir adamdı.  Yaşar Kemal  köye 3-4 sefer geldi,gitti. Yahu şu babamın mezarıdır. Varıp da bir fatiha okuyayım demedi. Burada hemen kalenin arkasında bir tarafı Ceyhan ırmağına gelen yerde Ermeni  Panos"un 7 bin dönümlük çiftliği vardı. Çiftliği, Ermeniler kaçtıktan sonra Ali Saip almış. Sadık Bey,  adamlarıyla Ali Saip"in çiftliğine geldi. Çavuş oldu. Yanında aşiretinden adamları vardı. çiftliği o çalıştırıyordu. İyi bir adamdı”..

       Kahvehanede  aynı konu hakkında bilgiler veren 1941 doğumlu Ali Çelik"in açıklamaları ise daha ilginçti:”Sadık Ağa, çiftlikte çalışırken yanında tutması Yusuf diye genç birisi vardı.Yusuf, Sadık Ağa"yı camide bulur. Namaz kılarken yanına yaklaşır. Aniden bıçağı çıkararak saplar. Şah damarına isabet etmiş olacak ki Sadık Ağa, yere düşer ve kan kaybından ölür. Yusuf dağa çıktı. Eşkıya olmuş diyorlardı.Deli bir adamdı.48 veya 49"da öldü. Sadık Ağa"nın öldürülme sebebi olarak da Yusuf"un güzel bir karısı varmış. Sadık"ın onda gözü var denilirmiş. Sadık"ın hanımı ile Yusuf"un avradı ağız kavgası yapmışlar. Bunun üzerine Yusuf, Sadık"ı öldürmek için camiye gitmiş ve orada öldürmüş derler.Buraya kadar yapılan açıklamalar  yalan veya "essah" iki kadın kavgasının ve tahriklerin sonucu Sadık"ın öldürülme olayıdır. Bize yansıyan da öyleydi. Bu bilgileri aldıktan sonra Sadık"ın mezar taşındaki şekilleri çözümlemeyi başardım. Mezar taşındaki kare içindeki iç içe girmiş artı (+)şekilleri ve üzerindeki kavis caminin şekli idi. Sadık Bey"in camide öldürüldüğünü işaret ediyordu.  Diğer mezar taşındaki yazılar ise l9l5 yılında Ruslar"ın Van"ı işgali,savaşlar,yaşanan olaylar ve Sadık Bey"in aşireti ile birlikte yaşadığı toprakları terk ederek Çukurova"ya, Kadirli"ye "muhacir" olarak gelişlerini anlatıyordu.

       Bu bilgilerin ışığında Yaşar Kemal"ın anılarını yazdığı kitaba ulaştım.Oaylar ile ilgili bilgiler aldım. (Bak. Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor. Alain Bosquet"in Yaşar Kemal ili Konuşmaları).” Ben dört buçuk yaşındayken, babam camide namaz kılarken onu, Van"dan gelirken ölümden kurtarıp besleyip büyüttüğü Yusuf adındaki oğulluğu yüreğinden bıçakladı. Ben babamın camide namaz kılarken yanındaydım. Hançerlendiği akşamdan sonra, sabaha kadar yüreğim yanıyor diye ağladım. Ardında kekeme oldum.Babamın ölümü de beni çük üzdü. Babamın ölümüne uzun yıllar inanamadım ve onun mezarına hiç gitmedim. Uzun yıllar mezarın yanından bile geçmedim.Öldüğünden dolayı da ona derinden kırıldım, küstüm.”…

      Bir başka açıdan da olaya bakıldığında Sadık Bey, l9l5 Van savaşlarını yaşamış, Erciş yöresinin tanınmış  LİVA aşiretine mensuptu. Aşiretin beylerine “Gülhanbeyler”  deniliyordu. Savaş esnasında Sadık Bey"in de içinde bulunduğu aşiret mensupları Ermeni ve Ruslar"ın saldırılarına karşı topraklarını savunmuşlardı. Ancak Osmanlı ordusunun çekilmesi üzerine aşiret çok sayıda insanını şehit vererek Bitlis"e doğru hareket etmiş, Deliktaş"tan geçerek Çukurova"ya muhacir olarak göç etmişlerdi.

  Aşiretin ismi olan "Liva"nın anlamı ise Osmanlı yönetiminin “Liva” yani Sancak/bayrak verdiği bir aşiretti. Barış zamanında bölgede güvenliğin sağlanması,savaş olduğunda da çok sayıda silahlı askerleri ile devletin yardımına koşuyordu aşiret.Aşiretin beyleri ne Gülhanbeyler deniliyordu. Aşiretin Kadirli"de görüştüğümüz mensuplarından Hasan Yücel bey “Bizim aşiret Türk asıllıdır” diye bilgiler verdi.

 Bu bilgilerin ışığında Yaşar Kemal,babasının Türk asıllı olduğu görüşlerini kamuoyundan gizliyor muydu! Aşiretin ismi olan “Liva” onun kaleminden değişikliğe uğrayarak “Luvan” diye yazılıyordu. Bunu da anlamak mümkün değildi.

      Doğduğunda babası ona "Sadık" ismini vermişti. Yani kendi ismi. İlaveten Kemal"i de vardı. Soy ismi kanunuyla birlikte ailesi "Gökçeli" soyadını benimsemişti. Sadık Kemal Gökçeli, babasının, köyünün isimlerini bir hatıra olarak taşıyordu nüfus kimliğinde. Ancak İnce Memed romanını yazıp ta ünlü bir romancı olunca ismini "Yaşar Kemal" olarak değiştirdi. Yeni kimliği ile tanındı dünyada. …

 

                                                                                                                                                  

 

Bu yazı toplam 21086 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0102
Güneydoğu Haber