Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Cezmi YURTSEVER
Cezmi YURTSEVER
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Yürü Git İşine Padişah

-1789 yılında Osmanlı Padişahının, Çukurova"lı aşiret beylerine gönderdiği “askere gel” çağrısına neden cevap verilmedi!

-Çukurovalı aşiretler padişaha neden kızgındılar!

            PADİŞAH ÇARESİZ OLURSA!...

     -Padişah adına hazırlanan emir belgesi Hicri takvim ile "fi evaili Cemaziyelevvel 1204" tarihinde düzenlendi. Ki miladi olarak 1789 yılı içindedir. Padişah adına hazırlanan askeri belgenin baş kısmında yer alan Dergahı muallam kapıcıbaşılarından" sözleri yazıldığı halde üzeri çizilerek "Hassa silahşörlerinden" yazılmıştır.  Belli ki Padişah hazretleri kapısını bekleyen bir yöneticiye emir vermekten ziyade harp işlerini iyi anlayan askeri bir silahşörü yani "savaş ustasını" tercih etmiştir.

            Padişahın emri özellikle Adana ve Maraş yöresindeki aşiret boy beyleri iş erleri. Söz sahiplerine yöneliktir. Emrin içeriğinde yer alan “Din ve devlet düşmanı olan Moskof ve Nemçe (Avusturya) kafirleri birbirleriyle dost ve ittifak yaparak bir iki seneden  beri bu kadar islam memleketlerini istila ve ümmeti Muhammed hakkında gerçekleşen ırza tecavüz” olaylarından dolayı “düşmanlarımızdan intikam alınamaması” dolayısıyla savaştan kaçanlardan dolayı bir felaket yaşandığı açıklanıyordu. Bundan böyle Müslümanım diyen bir kimsenin canı ve malı ile cihada (Allah adına savaş) katılmaları - gerektiği "din kardaşlarının acil yardıma ihtiyaçları bulunduğu" dile getiriliyor.

            Çukurova bölgesinde dolaşan aşiretlerin harbe ve darbe muktedir yiğit gençlerin asker olarak "imdada yetişmeleri" isteniyor. Padişahın acı gerçekleri göz önüne sererken "sonra pişmanlık fayda vermeyeceği" sözlerini de yazdırmış olması bir savaş yenilgisinin felaketli sonuçlarını gözler önüne seriyordu.

            NE OLUR BİN ASKER GÖNDERİN

            Padişahın emrini alan "silahşör" Çukurova"nın aşiret beyleri  ile görüşecek ve onlardan belirli miktarda savaşcı toplayacak. Tacirli aşiretinden 1000. Karalar aşiretinden 500. Tarsus civarında yaşayan Bahrili aşiretinden 300. Adana yakınlarındaki Kürkçülüden 200. Karakayalı"dan 200. Maraş"taki Kerimli aşireti, Avşar aşireti, Kırıntılı ve Lek Kürtleri, Boynuinceli aşiretinin "aşiret halkıyla" birlikte. Bozdoğan aşiretine bağlı Karahacılı"nın 1000. Sis/Kozan yöresindeki Kozanoğlu"nun 1000. yine aynı yöreden Karsantıoğlu"nun da 1000... Adana yakınlarındaki Şambayadı aşiretinin 500 asker göndermesi isteniyor. Nereden bakarsanız bakın yaklaşık 10.000 civarında bir asker ile şayet Avşar aşireti topluca katılırsa diyelim l5.000"e varan askerin 1790 yılı İlkbahar mevsiminde Padişahın imdadına İstanbul"a ulaşması isteniyor.

            Osmanlı"nın Avusturya ve Rusya ile yaptığı savaştan dolayı Balkanlarda Kırım"a yakın bölgelerde ve Kafkaslarda savaşmaya hazır güçlü bir orduya ihtiyaç olduğu kesin. Çukurova yöresinden asker toplamakla görevli silahşörden istenen "hiç olmazsa" büyük aşiretlerden biner asker toplaması ve sayıca bir toplama (yeküne) ulaşılmasıdır.

            Hassa silahşörü olacak şahıs üzerine aldığı emri yerine getirmek için birer suretini çoğaltarak aşiret reislerine dağıtacak. Aşiretlerin gönlü razı olursa asker yazılımı (Tahrir) gerçekleştirilecek. İstanbul"daki sarayında kadınlarla "musiki terennümleri ve raks alemleri" düzenleyen padişah efendimiz III. Selim"in sınır boylarında yaşanan felaketlerden dolayı kağıda aktarılan bir "savaşa gel" çağrısı vardır.

            AŞİRETLERİN BİRBİRLERİNİ YEDİĞİ BİR ORTAMDA

            Padişahın "hassa silahşörü görevi gereği Adana"ya gelmiş olabilir. Ancak belki şehir yakınlarında konup göçen devlete itaat eden aşiret beylerine sözü geçebilirdi ama Sarıçamdan ötede Valinin vergi memurlarının bile gidemediği Kozanoğlu topraklarına varmak asker istemek ne mümkün. Birbirleri ile kanlı bıçaklı olmuş aşiretlerin dilinden düşürmediği "azgın yaralarda fitillerin /kurşunların işlediği" bir sırada onları toplamak uzak diyarlara din ve devletin selameti için savaşa göndermek oldukça zor.

            Muhtemeldir ki. Padişahın Hassa silahşörü Adana şehir merkezine varmış olabilir, ama aşiretlerden asker toplama işinin boş bir hayal olduğunu öğrendiğinde ne düşünmüştü acaba!

            Bir zamanlar yedi düvele meydan okuyan üç kıtada ordular sevk ederek “Dünyaya düzen vermek isteyen” (nizamı alem ideali için) padişahlar fermanlarının üzerine “TUĞRA” çekerlerdi. Tuğra, gökyüzünde uçan bir devlet kuşu sayılan TUĞRUL kuşunun görünüşüne benzerdi. Fermana dikkatlice bakılırsa bir yay gibi açılmış kanatlar, orta yerde üç ok çıkıntısı ve alt kısmında kartal pençesini andıran bir bölüm vardı. Ferman bir çeşit padişahın mührü sayılıyor. Ve iç kısmına "el muzaffer daima" sözleri yerleştiriliyordu. Ki Padişahın her zaman zafer kazanacağını açıklanıyordu. 

            1789 yılı içinde Hassa Silahşörüne verilen görev belgesine (Bak. belgenin aslı Osmanlı Arşivi Cevdet-Askeri nr. 6125"tedir) dikkatlice baktım. Padişahın tuğrasına benzer simgeler, yani pençe  ve ok şekilleri göremedim. Belgeyi yazan şahıs imzasını "yuvarlanan bir kara kedi" gibi atmış. Sanki mübareğin imzası "miyavlayan bir kedi gibi! Bahsi geçen belge aynı zamanda aciz bir padişahın "çaresizlik” seslerini andırıyor... Özetle çöküşün eşiğine gelmiş bir devlet. Sanki tırnakları sökülmüş, dişi çürümüş ölümü bekleyen bir arslan!  Aynı emri kaleme aldıran Padişah III. Selim. kendi sarayının bile güvenliğini sağlayamıyordu. Yeniçerilere söz geçiremediği için Avrupai tarzda talimli asker ocağı yani Nizamı Cedit"i kurmak için çalışıyordu.

 

Bu yazı toplam 16525 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0100
Güneydoğu Haber