Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Nalan KUZU
Nalan KUZU
29 Ocak 2011 Cumartesi
Seçime 5 kala Ülkemin Gerçekleri

Türkiye sosyal güvenlikte OECD sonuncusu...(Emekli olur olmaz dünyayı gezme planı yaparak ülkemizde sahil beldelerini yazın dolduran turistleri ve onların yaşadıkları ülkeleri düşününce: kişi başına düşen gayrisafi milli hasılaları, hayat sigortaları, emeklilik yaşları, tatile harcayacak bütçeleri vb. imkanları bizi şaşırtıyor, aynı zamanda orta yaşlarda bir vatandaşımızın işyerinden aniden çıkarılıp sonrasında yaşamak ve çalışmak üzerine alacağı riskler yada yaşamak için çalışma zorunluluğu olan bir vatandaşımızın sigortasız bir işte emekliliği hayal bile edemeden dünyadan göçüp gitmeside ülkemizi ziyarete gelenleri şaşırtıyor!)

 

Türkiye çocuk işçi oranında %24 ile Kenya, Bangladeş ve Haiti'den sonra dünya 4'sü...(Hala sokaklarda mendil, çiçek,sakız, sigara satan çocuklar, bedenen daha az yoruldukları için,  sağımızdan solumuzdan geçerek çöp toplayanlar, el arabalarının üzerinde onlarca tüpü taşıyarak satmaya çalışanlara nazaran daha mı şanslı sayılıyorlar)

Çalışan gençlerin %54'ü sigara, %6'sı alkol bağımlısı...('Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur' diyen bir liderin ülkesindeki gençler anlaşılan ne bedenin nede kafanın sağlamlığı konusunda pek bi umursamaz!)

 

15 bini İstanbul'da olmak üzere 200 bin sokak çocuğuna sahibiz...(Sahipsiz çocukların iç çekişlerini ta derinde hissedemeyen ve hala harekete geçmek için sıra bekleyen varsa insanlığın hakkı onunla birlikte tüm cihanı yakar kavurur!)

 

Birbirine güven açısından Filipinler'den sonra %6 ile sondan 2'yiz.Bu oran ABD'de %36, Japonya'da %43, İsveç'de %60...(Birbirine yabancılaşan bir toplumda aynı çatının altında oturup 8 daireden 1'ini bile tanımayan, evini, eşini, çocuğunu, malını komşusuna güvenemeyen ve her daim sanki özellikle güvensizliği körüklemek için 'bu devirde babana bile güvenmeyeceksin' sözünü sık sık tekrar eden insanlarla beraber inançlarımızdan ve değerlerimizden uzaklaşmaya doğru gidiyoruz!)

 

DGM'lerimizde her 10 dosyadan 6'sı faili meçhul.Diyarbakır faili meçmullerde 11 bin dosya ile birinci, onu Malatya, Erzincan, İzmir ve İstanbul takip ediyor.(Topraktan çıkarılan onlarca kemik, babasını, oğlunu, kardeşini arayanlar,asit kuyuları...)

 

Kişi başına alkol tüketiminde dünya 3.'sü, sigara tüketiminde dünya 4.'süyüz.Kişi başına alkol tüketimi 1950'de 1 lt. iken, bu oranın 1997'de 16 lt,bugün ise %350 arttığı gözlenmiş.(Biz hala '24 yaşın altındakilere alkol satılsın mı' tartışmalarıyla gündem oluşturup, tartışaduralım, atı alan Üsküdar'dan sonraki tüm durakları geçmiş!)

 

Rüşvette, araştırma yapılan 52 ülke arasında 8. sıradayız...(Gümrük müdürlerinden, okul müdürlerine, belediye çalışanlarından, bankacılara kadar hemen hergün birdolu insan iddia ve suçlamalarla ve ispatlı görüntülerle gözaltında!)

 

Ülkemizde üretilen ortalama 66 milyon ekmeğin 12 milyonu, üreticiler ve tüketiciler tarafından israf ediliyor...(Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.A"raf 7/31.Üstelik israfla ilgili nüfusun %99'u müslüman olan ülkemizde apaçık Allah ve Kur'an-ı Kerim uyarısı varken!)

 

Eğitimde fırsat ve imkan eşitliğine uyulmuyor; bu çerçevede Afyon Kocatepe üniversitesinde bir öğretim üyesine 1647öğrenci, Çanakkale 18 Mart üniversitesinde 1067 öğrencii İstanbul Üniversitesinde 641, İTÜ'de 44 öğrenci düşüyor...(Kazanmak için proğramlanmaya hırslı anne babalarla ilköğretimden başlayan zavallı öğrenci, çalışır, kazanır, okur mu okumaya mı çalışır, sonrası zaten iş güvencesi yoktur, nurtopu gibi binlerce okumuş işsizimiz olur!)

 

Ağaç kesimi bu hızla giderse 2020 yılında kesecek ağacımız kalmayacak...(Sivil toplum örgütleri, eğitim, bilinçlenme, kampanyalar, sosyal sorumluluk projeleri vs vs... olmuyor bir türlü öğrenemiyoruz, yeşilin, nefesin ve hayatın garantisi olduğunu!)

 

Toplam 400 binden fazla kahvehaneye rağmen tüm illerimizde Kültür Bakanlığına bağlı 394 kütüphane var...(Tabi hala kütüphaneye gidip kitap okuyanımız yada ordan ödünç kitap alanımız kaldıysa!)

 

Türk vergi sistemi 102 defa değiştirilmiş.Toplanan verginin %51'i sabit gelirlilerden alınıyor...(Halâ küçük esnafı ayakta tutacak vergi muafiyetleri mevzu bahis bile olamıyor!)

 

Türkiye'de 73 milyon nüfusa karşılık yıllık yayınlanan bilimsel makale sayısı 3000-4000 civarındayken, bu oran İsrail'de 7 milyon nüfuslarına karşılık 10.000 bilimsel makale, Hollanda'da 16 milyon nüfusa 20.000 makale...(İlim Çin'de bile olsa gidip almamız gerekirken, ecdadımız at sırtında yolculukta 4 dil öğrenmişken, utanç perdemiz orta yerinden neden yırtılmaz acaba!)

 

Hayır ben felaket tellalı değilim, yukarda yazdıklarımıda provokatif bir edayla yazmadım ancak herşey güllük gülistanlık değil, devekuşu gibi kafamı kuma gömerek yada gözlerimi kapatarak bu gerçekleri görmezlikten gelemezdim; aslında yukarda yazdıklarıma ek olarak, onbinlerce işsiz insanımız(işsizlik oranının düşürülmesi için yeni iş sahaları açılmalı) çekleri ödenmemiş başkalarının borçlarıyla işine veda eden iflas etmiş esnaflarımız(yeni çek senet kanunu çıkarılmalı ve alacaklıda borçlular kadar haklı olmalı yada ödemeyene sakız dağıtır gibi çek karnesi dağıtılmamalı), elbirliği ile kirlettiğimiz atmosferde isten pisten dolayı nefes alamamamız(halkımızın ısınması için devlet tarafından dağıtılan kömürlerin bile havamızı zehirlediğini ve akşamları dışarı çıkamamamız, dışarı çıktığımızda nefes almakta zorlandığımız düşünülecek olursa, çözüm sorunun içinde saklı bilmecesiyle karşılaşırız.) Kirlettiğimiz sulardan dolayı kaptığımız her türlü hastalık ve musluklardan su içemeden şişe sulara yönelmemiz(son zamanlarda atıklarını içme sularına karıştırarak mevcut tesisleri bile kullanılamayacak hale getiren beceriksiz belediye başkanı ve çalışanlara bir defalık ceza yazmak yerine sık sık denetleneye gidilmeli), evlerinden çıkamayan onbinlerce engelli vatandaşımızın yok sayılması (Engellilerimiz için sosyal yaşam alanları oluşturlmalı), hayatlarının kolaylaştırılamaması ve daha neler neler...

 

Hz. Ali anlatıyor:

 

'Bir gün Ömer'i binekli olarak ve telaş içinde hızlı hızlı giderken gördüm;

 

'Ya emire'l-müminin nereye gidiyorsun? diye sordum.

 

'Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum' diye cevap verdi.

 

o zaman ben :'İnan ki senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!' dedim.Bunun üzerine şöyle konuştu:

 

'Hz. Muhammed aleyhisselatü vesselamı, hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer'den sorulur!'

 

İktidarlar, başkanlar, milletvekilleri, şube müdürleri, şefler ve zaman zaman seçilenler, koltukları dolduranlar, gelenler, gidenler...zaman geçer, insanlar gelir geçer, ömürde gelir geçer!

 

Seçime 5 ay kaldı!

 

Milletin vekilleri aday olup seçilecekler.Sorumluluk çok büyük ve ömür bittiğinde hesapta büyük! Mevcut düzene olumlu katkısı olanlar, Eğitim reformu, Sağlık reformu, Ekonomi reformu, Akademik reform, Hiyerarşik reform gibi güzelliklere imza atanlar görevlerini yaptılar ama hayat devam ettikçe sorunlar bitmeyecek; yenileri gelecek.Hizmet kalitesini arttıracak yeni vekillere ihtiyaç var...Sorumlu, inançlı, değerleri olan, çalışkan, üretken, enerjik,zeki ve fedakâr...

 

Rabbim ülkemize yakışacak sorumluluk sahibi yöneticilerle karşılaştırsın bizleri!

Bu yazı toplam 10654 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0095
Güneydoğu Haber