Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Nalan KUZU
Nalan KUZU
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Ölmeden Önce

Sonbahar yaprakları gibi oradan oraya savrulan insanoğlu sabit fikirlerin ve kemikleşmiş düşünce girdaplarının hazin kıskacında ömür denilen sermayenin her nefeste tükendiğinin farkında bile değil. Kuran"ın ifadesiyle hiçbir canlı ölümsüz değildir. Ölümü anarak, bilerek, ölmeden ölümü yaşamaya aday olarak, ölüme hazırlanarak yaşayanlara, her akşam yatağa girip uyku durumuna geçerken, halk tabiriyle “yarı ölüme” teslim olduğunu fark edebilenlere ne mutlu…

 

Robin Sharma “Ölüm döşeğinde yatarken sürmüş olmayı isteyeceğiniz yaşamı sürmeye başlayın. Öyle bir yaşam sürün ki, cenazenizde mezarcı dahi ağlasın.” diyor. Kişisel hırs ve çıkar ilişkilerinin maddi kazanç ve iş kaygısının başları döndürdüğü ahir zaman hayatlarında en çok ihtiyaç duyulan, varlığıyla ruhumuzu dinginleştiren en önemli gerçek inançlarımız ve inanmaya olan derin ihtiyacımız. “Gençlik yaşamın içinde bir süreç değildir, zihnin bir durumudur... İnsanlar sadece fikirlerini terk ederek ve gençlik bilincini tüketerek yaşlanırlar. Seneler cildi kırıştırır, ancak hevesten vazgeçmek ruhun kırışmasına neden olur. Şüpheleriniz, korkularınız ve umutsuzluklarınız kadar yaşlısınızdır. Genç kalmanın yolu inancınızı genç tutmaktır. Kişisel güveninizi dinç tutun.” diyen L.F. Phelan"da yaşam adına farklı bir perspektif sunmakta bize.

 

Ünlü İtalyan ressam Leonardo da Vinci"yi duymayanınız yoktur herhalde. Mona Lisa, Tebşir, Azize Anna gibi tabloların ressamı olarak bilinir. Hıristiyanlık inancında Hz. İsa ve havarilerin yediği son akşam yemeğini tasvir eden ünlü “Son Akşam Yemeği” tablosuna ait ilginç bir öyküyü paylaşmak isterim sizinle…

 

Ressamlıkta model kullanmaya çok önem veren Vinci, uzun bir süre Hz. İsa portresine uygun birini arar. Nihayet bir gün kilise korosunda ilahi okuyan genci görür ki Vinci"ye göre gencin yüzünden “günahsızlık, masumiyet, dürüstlük, saflık, itaat ve bağlılık” okunmaktadır. Nitekim bu gence bakarak Hz. İsa"nın resmini çizer. Havarileri çizer… Aradan yıllar geçer ve nihayet sıra 12 havariden Hz. İsa"ya ihanet eden Yahuda"yı çizmeye geldiğinde yine resme uygun birini aramaya başlar Vinci. Bir türlü gördüğü yüzlerden tatmin olamaz. Uzunca süren bir araştırmanın sonucunda bir gün sokakta aşırı derecede içtiği için sızmış saçı sakalı birbirine karışmış bir ayyaşa rastlar. Vinci"ye göre adamın suratından “günah, bencillik, isyan, kirlilik ve ihanet” akmaktadır. Belli bir ücret karşılığında adamla anlaşır ve onu atölyesinde getirerek “Yahuda” çiziminde model olarak kullanılmaya başlar.

 

Bir gün adama; “Nasıl, çalışmamdan memnun musunuz? Umarım sizi sıkmıyorumdur.” der. Adamcağız; “Ne münasebet... Kaldı ki ben sizinle çalışmaya alışkınım. Yıllar önce buraya gelip size modellik yapmıştım.” der. Vinci şaşkınlıkla adeta donar kalır. Bu adama dikkatli bakınca yıllar önce Hz. İsa portresi için kendisine modellik yapan kilise korosundaki genç olduğunu anlar. Yıllar, acılar, pişmanlıklar, çaresiz çırpınmalar ve yanlış bir hayat sadece kalbine değil yüzüne de takvim yaşına meydan okuyan biyolojik bir yaşın hazin izlerini koymuştur.

 

Çile şairi:

“Sual: Ey veli insan nasıl olmalı söyle!

Cevap: Son anda nasıl olacaksa hep öyle.” diye dillendirmiş en büyük gerçeği.

 

En büyük rehberimiz, mükemmel rehber Hz. Muhammed (sav) her bir günü “son gün” duygusuyla yaşamamızı ister. Ayrıca “İnsanoğlu kocar da onda iki huy genç kalır; hırs ve tül-ü amel.” ifadesiyle hayatımızı anlamsızlaştıran iki hastalığa dikkat çeker.

 

Rabbimiz örnek hayatlar yaşamayı nasip etsin cümlemize. Nefsinin esiri olmayan, değişim rüzgârları karşısında duvarlar örmeden tevekkülle yaşamayı düstur edinen, yanlışta ısrarcı olmayan ve insanlığa faydalı olan bireylerin çoğalması dileğiyle!

 

İnanç dolu yarınlara…

 

 

Bu yazı toplam 14195 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
mehmet öz / 25 Mayıs 2009 Pazartesi 11:20
hedefine ulaşır
inanç dolu bir yarın hepimizin beklediği ve istediği şey ama sayın hanımefendi inançlı olmakta sorumluluk gerektiriyor ve biz kolaycılığı seviyoruz,düşünmekten kaçıyoruz,yaşamaktan kaçıyoruz,davet etmekten mukabele etmekten kaçıyoruz...sizi takdirle izliyoruz yüreğinize saglık inşallah hedefine ulaşır yazdıklarınız,muhabbetle
100 %
Beğendim
Beğenmedim
soner / 25 Mayıs 2009 Pazartesi 10:51
acaba
bindik bir alamete gidiyoz kıyamete..acaba kaç kişi ölümü tam anlamıyla hatırlayarak yaşıyor,isabetli bir yazı anlayıp uygulayabilene
100 %
Beğendim
Beğenmedim
recep kaya / 25 Mayıs 2009 Pazartesi 09:26
ölüm
hanımefendi yazılarınızın herbiri farklı perspektifler açıyor,tek yönlü ve sadece belli konulardan bahsetmeden yazmak her kişinin harcı değil,okurken ölümü derinlerde hissettim cümleleriniz akıcı, yazmayı ertelemeyin,hayat ertelenmeye değmeyecek kadar kısa
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Uğur Ata / 23 Mayıs 2009 Cumartesi 18:10
Yine güzel bir yazı
Rabbimiz örnek hayatlar yaşamayı nasip etsin cümlemize. Nefsinin esiri olmayan, değişim rüzgârları karşısında duvarlar örmeden tevekkülle yaşamayı düstur edinen, yanlışta ısrarcı olmayan ve insanlığa faydalı olan bireylerin çoğalması dileğiyle!

İnanç dolu yarınlara…

AMİN diyorum ilk önce.. Yazıların çok güzel.. Allah yüreğini kalemini daim etsin kardeşim...
100 %
Beğendim
Beğenmedim
cem veryel / 23 Mayıs 2009 Cumartesi 17:44
başarılar
sefer başladı bilinmeyene,vakit tam ölüm vaktidir.Başarınız daim olsun yazar hanım.böyle yazıları pek görmüyorum zevkle okudum selamlar
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0115
Güneydoğu Haber