Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Nalan KUZU
Nalan KUZU
16 Temmuz 2009 Perşembe
ARZ-I ZAMAN

Zaman bir işvebaz, kaçak hayaldir;

Eskiyenin kement atar boynuna

Ne pişmanlık tanır, ne af, ne mühlet;

Ancak fatihinin girer koynuna.

Necip Fazıl Kısakürek

 

 

Ömrü ganimet bilmek, zamanı sıkı tutmak gerek, solmayan rengi bulmak, pörsümeyen yeniyi keşfetmek ve böylece, kökleri ebediyet toprağında asırlık ağaçlar gibi dal budak sarıp bereketli meyveler vermektedir. Kısacası ebediyet tarlasına, meyvesi hem dünyada hem de ahirette derlenecek tohumlar ekmektir.

Modern toplumlar kapitalizminde etkisiyle zamanla adeta yarış içindedirler. Zamanla asıl yarış içinde olması gerekenler muhakkak Müslümanlardır. Zaman nimeti Müslümanlar için kapitalist toplumlardan daha önemlidir! Neden? Çünkü kapitalizmin hedefi yalnız “dünya”dır. Müslüman"ınki ise hem dünya hem de dünyadan sonrasıdır. “Hal” ile birlikte geleceğidir. Dolayısıyla iki âlemi birden fethetmek durumundayız. Bu açıdan baktığımızda hepimiz “vakit avcısı” olmalıyız.

Ne kadar büyük insan ve yetişkin bilgin varsa, bunların hepsi zamanı çok iyi kullanan kimselerdir.

Bir yazarın dediği gibi “Zaman içine serpiştirilmiş ve gizlenmiş elmas ve yakut değerindeki vakitleri yakalamak için pusuya yatmış insanı görüyor musun? İşte o Müslüman"dır!”

Ayrıca Kuran-ı mübinde, zamanla ilgili bazı terimler üzerine yemin edilmiştir. “Asr"a yemin olsun: Ve"l asr, kuşluk vaktine yemin olsun: Ve"d –duha, geceye yemin olsun: Ve"l-leyli, gündüze yemin olsun: Ven-nehari, fecre yemin olsun: Vel"l fecri, sabaha yemin olsun: Ve"s-subhi” buyrulmuştur. Bütün bu ilahi yeminler, insan dikkatini “zaman” nimetine çekmek içindir.

Peygamberimiz aleyhissalatü ves"selamda"da “iki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmaktadır; bunlardan biri sağlık, diğeri de boş vakittir.” buyurmuştur.

Üstad Necip Fazıl"ın yazımızın başlığındaki dörtlüğüde boşa geçen zamanın telafisinin mümkün olmayacağına işaret eder. Zaman batıda başlangıcı belli olmayan ileri doğru uzanmış bir ok işaretiyle sembolize edilirken, İslam toplumlarında zaman kavramı daireseldir. Yani her bitiş bir başlangıçtır. Doğum ile ölüm aralığı yeni bir başlangıç olan ebedi âlemin hazırlığıysa, bitiş mutlu başlangıçlara gebedir. İmam Fahreddin-i Razı, bir şahsın sözünü naklederek, “Ben bu sözü duyduktan sonra Asr suresinin manasını daha iyi anladım” demiştir. Razı şöyle nakleder: “Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: “Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin!” Onun bu sözünü duyunca “İşte bu söz Asr süresinin anlamıdır” dedim. Çünkü insana verilen ömürde bir buz gibi hızla eriyip gitmektedir.

Gerçek şu ki insana en uzak olan şey, geçen dakikalardır.

Bazı kaynaklarda geçen zamanı geri getirmedeki imkânsızlık devenin memesinden çıkan sütün yeniden aynı memeye döndürülmesindeki güçlüğe benzetilmiştir.

Ertelemek ve geç kalmamak için en doğru zaman “şimdi”dir. Muhammed Parisa Hazretleri öyle güzel ifade etmiş ki;

“Gafil halk, hayırlı bir iş için “Bugün dursun yarın başlarım.”der ve böylece kendini aldatır durur. Bilmez ki bugün, dünün yarınıdır; bugün ne yapmıştır ki, yarın ne yapsın?”

Hepimizin bildiği ama bilinçaltında ötelenen bir kavramdı bugün kalemimden kâğıda süzülen “zaman” kavramı. İçimden geldi yazdım. Ertelemeyi hayat tarzı haline getiren tüm güzel insanlara ithaf olunur.

Bu yazı toplam 11627 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0096
Güneydoğu Haber