Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Serdar AYDIN
Serdar AYDIN
12 Aralık 2011 Pazartesi
Yunus Emre (Aşkın peşindeki adam)

İskender Pala Anadolu"nun ""Ölümsüz Ruhları etrafındaki yazım tavafına"" devam ediyor.

 

Fuzuli, Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim"i anlatan biyografik romanlarından sonra şimdi de; Bizim Yunus…

 

Hayatı boyunca çok şeye sahip olmaktansa, az şeye ihtiyaç duymayı kendine ""yol"" edinen bir adamın öyküsü.

 

Karısı Sitare ile oğlu İbrahimin yasını bir ömür başına yastık, sırtına heybe edinen, diğer oğlu İsmail"in hasreti ile odlarda göğünen adamın hikâyesi…

 

Biz onu Tapduk Emre"nin dergâhına taşıdığı ""doğru odunlarla" andık, bildik.

 

O ise romanda bize Molla Kasım"ın gözünden; odunları dervişlere taşıdığını ama odunların ""od""unda her an nasıl yandığını anlatıyor. Hayatta tadılabilecek her acıyı, sevgiliyi kucaklar gibi yaşamanın sırlarını veriyor. Başını aşkına bağışlamanın yollarında ıssızlığını, kimsesizliğini ve yalnızlığını anlatıyor.

 

Anadolu"nun en kasvetli ve boğucu tarih diliminde kendi halinde bir köylünün nasıl "" Derviş Yunus"" yâda yaygın ifadesi ile ""Bizim Yunus"" oluşunun hikâyesi.

 

Şiirlerini, deyişlerini, yakarışlarını şahsından daha çok tanıdığımız bu ""Anadolu Ereninin"" hayatını bu kadar geniş çerçeveden ibretle okumak kalbime iyi geldi.

 

Hatırladı… Ağladı… Yakardı…

*****

Bu yazı İskender Pala"ya onun eserine övgü, kitabını okumaya çağrı, için yazılmadı.

 

Bu yazı bir çığlık…

 

Kaybettiğini arayanın birinin bulmak için, sesini duyurmak için hançeresinden kopardığı çığlık.

 

Kitap"ta Yunus"un oğlu İsmail için attığı çığlıklardan.

 

Yâda yakarış…

 

Mağarada dervişlerle akşam yemeği temini için bir kenarda dilinden dökülen yakarış gibi. İsteyen kendilerine kendi adıyla istendiğini bilmeden istiyor.

 

Tapduk Emre"nin, Mevlana Celaleddin Rumi"nin, Hacı Bektaş-ı Veli"nin ve Ahi Evran"ın manevi yörüngesinde arayış içindeki iç sancıları çeken bir seyyare…

 

Başını Tapduk Emre"nin ayakları altına koyarken içinde kaynayan volkanın söz pınarı olup çağlardan çağlara aktığı ozan…

 

Bir eş ne kadar sevilecekse o kadar seven, nasıl özlenecekse öyle özleyen pûr sadakati muska gibi kalbi üzerinde taşıyan bir garip köylü…

 

Evlatlarından ölenin cesedini hep yanında, kaybolanın hasretini koynunda taşıyan acılı, çaresiz isyankar bir baba…

 

Kitaptan öğreniyoruz ki; Yunus Emre bunların hepsi ve daha fazlası…

*****

Kitabı okumak isteyenler kafalarındaki ""mitleri"" çöpe atsınlar.

 

Bu roman bir insanı anlatıyor.

 

Fransızlar ""büyük olan efsanelerdir, insan değil"" derler.

 

""Mustafa"" filmini hatırlayın. Nasıl yerle bir etmişti yerleşik algı, bilgi ve kanaatlerinizi?

 

İ.Pala da sade bir insanın serencamını anlatmış.

 

Bugün bile tazeliğini ve derinliğini koruyan o kısa sarsıcı ve kocaman anlamlı şiirlerin nasıl doğduğunu anlamak için okunacak bir kitap.

 

Şiirleri kalbinizde bugün bile bir şeyleri ""od"a veriyorsa"" hala…

 

Hayatını okumak hayatınızı da yangına çevirecektir, şüphe etmeyin.

 

Yunus kendi ""Od"unda"" yanmaya da yakmaya da devam etmekte.

 

Endişe etmeyin.

 

İnanın.

Bu yazı toplam 16946 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0186
Güneydoğu Haber