Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Serdar AYDIN
Serdar AYDIN
30 Ocak 2013 Çarşamba
FELSEFE VE SİNEMA (DÜCANE CÜNDİOĞLU)

 

""İnsan tanrının mahrumu olabilir ama mağduru asla…""

Dücane Cündioğlu uzun süren yazın sessizliğini 3 kitapla birden bozdu.

Felsefe ve Sanat, Felsefe ve Mimari ve Felsefe ve Sinema…

Üç kitabını da okudum. Bu en sonuncusu.

Adına yakışır şekilde sinemaya ""hareketli görüntüye müzik ve dil eklemlenmesine.."" felsefeyle bakışı başarabilmiş bir kitap olmuş.Bir sinema tutkunu olarak  evimde oluşturduğum film arşivime onlarca yeni film ve bir çok yeni yönetmen dahil oldu.Bu kitap sayesinde.

Ancak bundan daha önemlisi sinemanın kendisine, eserlerine ve insandaki karşılığına deruni bir bakışın gerekliliği ve orijinalliği dikkatimi çekti. Cündioğlu bunu bir gazetenin köşesinde yazılan değerlendirme yazısıyla değil de müstakil bir bakış açısıyla yazsa daha kalıcı ve derinlikli olur muydu?

Bence evet. Bu eleştirilebilir.

Sahip olduğu eşsiz İslami birikim, Arapça ve 7-8 dil vukufiyeti ne uzun süredir resmi ve sinemayı da almıştı Sayın Cündioğlu. Asrımızın ve ülkemizin cins kafalarından biri olduğu söylemem bence gereksiz ama doğru.

****

Yönetmenlerden, filmlerden, repliklerden,  müziklerden, diyaloglardan bir mesaj bir duygu ve düşünce disiplini oluşturuyor Cündioğlu.

Filozofik bir bakış açısıyla sinemanın ve onu var eden unsurların peşine düşüyor. Matarasındaki suda tuz olduğunu sinemanın kendi öğeleriyle çıktığı uzun soluklu yolda anlıyorsunuz. Tahlile hüküm giymiş bir izleyici; bazen sinemadaki izleyici koltuğunda bazen reji. Tahkiki bulmak için. Batı kültürüne ve kodlarına vukufiyetini hiç bu kadar aşikâr etmemişti bu güne değin.

Sıkı bir münekkit…

Elinde biletle sinema sinema dolaşan derviş…

İrfan kırıntıları toplamış. Batının ve batılının sinema sofrasından… Ondan bir öğün oluşturup sizi (bizi) davet etmiş adeta. Buyrun! Sinemadaki irfanın, arayışın, kalp ağrısı ve beyin sancısının iftarlık sunumuna… Yazdıkları saf aklın, gösterdikleri aktüel kameranın kadrajına sığacak şeyler değil. Günaha çağrıda, secdede gözyaşı da var.

Bu felsefi çağrıda…

Kitap bende Batılının sinema aklına ya da sinema hikâyesine bir ağıt duygusu oluşturdu.

Andrei Tarkovski, Lars von Trier, Kurusawa, Peter Greenaway gibi yönetmenlerin vicdanına sokuyor sizi.

 İç dünyalarına.

Sonra Romy  Schneider, Marlene Dietrich ile Marilyn Monroe"nin ardından tutulan siyah yasın tülünü kaldırıyor.

İrfan üflüyor nefesiyle. Kimbilir belki Fatiha okuyor acılı ruhlarına…

*****

Bu kitabı bir sinema eleştirmeninin bakış açısıyla değil.

Bir topoğrafın imar çapına bakışı gibi düşünün.

Size filmi, yönetmeni değil; sinemanın özünün özünü anlatıyor.

Kısa yalın cümlelerle.

Dikkatimi çeken yazı üslubundaki Cemil Meriç etkisi.

Tıpkı onun gibi yazıyor Dücane Cündioğlu…

Cemil Meriç"e ait en az üç kitabını hatırlıyorum okuduğum.

Ama ruhunda binlerce fasiküllük iz bırakmış demek ki…

Sinemaya felsefi bir bakışın kısa özlü fragmanı bu kitap, Dücanece hemde.

Farklı bakış açısını ıskalasanız da izlenecek filmler listenize katkısı sandığınızdan çok daha fazla olacak.

Seyretmek için bile okunur bu kitap.

Filmleri…

Dücane"nin sizler için seçtiği filmleri…

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 13731 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0100
Güneydoğu Haber