Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
demirkan71@gmail.com
DÜŞÜNCENİN ÖLÜMÜ
 
 
     SOCRATES'e bundan tam 2400 yıl önce mahkemede resmi olarak iki ana suçlama yöneltildi: Dinsizlik (Asebeia) ve Gençlerin ahlakını bozmak. Ancak bu suçlamaların arkasında ciddi bir siyasi ve toplumsal travma yatıyordu.
 
Gençlerin Ahlakını Bozma Suçlaması: Sokrates Atina sokaklarında, pazaryerinde (Agora) karşılaştığı herkesi, özellikle de kentin soylu ve genç beyinlerini sorguluyordu. Gençlere "Adalet nedir?", "Erdem nedir?" gibi sorular soruyor ve kentin önde gelen yöneticilerinin, şairlerinin aslında hiçbir şey bilmediklerini kanıtlıyordu. Bu durum, otorite figürlerini gençlerin gözünde küçük düşürdü. İşin siyasi boyutu ise daha ağırdı: Atina'yı bir dönem kana bulayan "Otuz Tiran" diktatörlüğünün lideri Kritias ve Atina'ya ihanet eden general Alkibiades, Sokrates'in eski öğrencilerindendi. Jüri, Sokrates'i bu "kötü tohumları" yetiştirmekle suçluyordu.
 
Dinsizlik ve Yeni Tanrılar Yaratma: Atina'nın resmi tanrılarına inanmamak ve kente yeni tanrılar sokmakla suçlandı. Sokrates, çocukluğundan beri kendisine ne yapmaması gerektiğini söyleyen gizemli bir iç sese, yani bir "Daimon"a (koruyucu ruh/iç ses; akıl olabilir mi acaba?) inandığını söylüyordu. Muhafazakar Atinalılar bunu kentin tanrılarına bir başkaldırı ve yeni bir din uydurma olarak gördüler.
 
     O dönemin demokrasi anlayışında bireysel özgürlükler, toplumsal düzenin ve devletin bekasının arkasından gelirdi. Eğer çoğunluk bir kişinin düzeni bozduğunu veya devlete tehdit oluşturduğunu düşünürse, o kişiyi sistemden tamamen silebilir ya da şehirden sürebilirdi.
 
Hatta Atina'da Ostrasizm (Çanak Çömlek Mahkemesi) denilen resmi bir kurum vardı. Yılda bir kez vatandaşlar, şehir için tehlikeli gördükleri popüler kişilerin isimlerini kırık çömlek parçalarına yazardı (isimsiz tanık gibi). En çok oyu alan kişi, hiçbir suç işlememiş olsa bile 10 yıllığına Atina'dan sürgün edilirdi. Demokrasi, düzeni korumak adına bireyi feda etmeyi son derece meşru görüyordu.
Büyük Çelişki: Atina demokrasisi, Peloponez Savaşı'nda Sparta'ya karşı alınan ağır yenilginin ve ardından yaşanan diktatörlük (Otuz Tiran) döneminin travmasını henüz atlatamamıştı. Kırılgan ve korku dolu bir dönemden geçen Atina halkı, Sokrates'in bitmek bilmeyen sorgulamalarını "özgür düşünce" olarak değil, toplumu içeriden bölen bir tehdit olarak algıladı.
 
   Yani Sokrates, ironik bir şekilde, ifade özgürlüğünün beşiği sayılan Atina demokrasisinin bizzat çoğunlukçu ve korumacı refleksi tarafından ölüme mahkum edildi.
 
   Sparta, yenilen Atina'nın başına oligarşik bir yönetim getirdi. Bu yönetim, tarihe "Otuz Tiran" (The Thirty Tyrants) olarak geçti. Yalnızca 8 ay iktidarda kalan bu diktatörlük, Atina toplumunda ve adalet sisteminde silinmesi imkansız yaralar açtı.
 
      Tam 2400 yıl önce doğrudan 3 saat savunma veren, anlatan Socrates eğer evet yanlış yapmışım deseydi ölmezdi. Bilerek ve ısrarla şehir halkına düşüncelerini anlattı ve ölüme mahkum edildi.
 
     Tarihçi Edward Hallett, tarihi "Bugün ile geçmiş arasında bitmeyen bir diyalogdur." şeklinde tanımlar. Bu diyaloğu kesen, yani geçmişi bilmeyen toplumlar hafızasını kaybetmiş bir insana dönüşürler. Hafızası olmayan bir insan nasıl manipülasyona açık, yönünü bulamayan ve sürekli aynı hataları tekrarlayan birine dönüşürse, toplumlar da benzer bir kadere mahkum olur. Belki de bir bakıma 'ŞİMDİKİ ZAMAN KÖRÜ' hatta nankörü mü olduk? Düşünmeyi, öğrenmeyi ne zaman unuttuk.. Değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.
Bu yazı toplam 25 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
AmdYazılım
Güneydoğu Haber