Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Serdar AYDIN
Serdar AYDIN
15 Aralık 2016 Perşembe 16:45
Ey Haleb!.. Beni Affet!.. Bizi Affet!..

Sana gözyaşlarımdan başka bir şey yollayamadım. Dualarım dahi uç(a)maz, kanatlarına asılı günahlarımdan, nisyanlarımdan bilirim.Hiçbir konvoy, hiçbir kervan uğramaz semtine, bu sinesi çaresizlikten lime lime âcizin. Ey Haleb, seni sevmeye kıyamıyorken, katledilmene, yok edilmene, bir ümmetin hafızasından silinmene isyan ediyorum vücudumdaki her zerremle.

 

Evet, İsyan!“İsmet Özel’in” diliyle hem de;

 

“Hırpanî bir okşayışla akşam

 

yanaşınca çocuklara

 

ben karakavruk yüzümün arkasında

 

kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum

 

bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan

 

halksa kal'am onu kal'a kılan benim

 

boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü

 

çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.”

 

Denize atılan “Yunus Nebiyi” kıyıya çıkaran balıklar nerede şimdi? İstiğfarla gelen “esenlik” niçin kollamaz denizlerimizi, şehirlerimizi, bebeklerimizi? Neyi unuttuğumuzu, ne zaman hatırlayacağız ki? Üç yaşındaki Aylan bebek; ciğerlerinde soğuk ve tuzlu suyla kıyıya vurdu. İnsansızlığın, insafsızlığın ve İslamsızlığın kıyılarına… Bodrum’da. Eğlencenin, zevkin, keyfin diyarına… Ölüm bir bebek suretinde geldi, plajlarımıza… Ne diyeceğiz yaradan “hangi suçtan bu çocuklar diri diri gömüldü? (Tekvir,9) diye sorduğunda…

 

Ya Eymen bebeğin alnındaki kanı silemeyen ellerim, ilahi yardımı celbeder mi, çeker mi, Haleb’in semalarına. Ebabil olur mu? Ya da Ebabillerin ağzındaki taş? Ey rahmet sağanağı Nebinin, gaflet sarmalındaki ümmeti; “bu gidiş nereye?”

 

Bizi bu kadar acıya mütehammil kılan zehir ne vakit doldu ciğerlerimize? Hava diye soluduğum şey ne vakit kardeşlerimi öteki, ötedeki kıldı? Hani biz bir tarağın dişleri, et ve tırnak gibiydik ve biri diğerinden asla ayrılamazdı? Biz ne vakit midelerimizi doldurduk, ruhlarımızı boşalttık, o vakit başladı “büyük katliam.”Tüketerek kendimizi gerçekleştireceğimizi sandık; ancak tükenen iyilik, merhamet ve adalet oldu. Şimdi dünya olarak vefasızlığın imtiyazını, gücün yıkıcılığını ve adaletsizliğin acımazlığını yaşıyoruz.

 

Dünya her geçen gün kayıtsızlığın, tarafsızlığın ve insafsızlığın derin denizlerinde toplu boğulmalar, iradi intiharlar yaşıyor. Dünyadan önce insanlığımız eskiyor. Kıyamet evrenden insana doğru değil, insandan evrene doğru yayılıyor. Masum ölümleri, atmosferdeki yırtıklardan daha önemli görüp, vicdanın, merhametin bayrağını göndere çekmezsek, Aylan’lar, Eymen’ler devam edecek…

 

Dünya kaybettiği mütehassis, mütecessis vicdanı arıyor. Şefkat ve merhamete iade-i itibar yapmak, insanlarımızı da insanlığımızı da daha onurlu, mutlu ve uzun yaşatacak. Ya birlikte düzeleceğiz, ya da birlikte öleceğiz.

 

Haleb; insanlığın son kalesi… Seni yeterince savunamadık, yanında olamadık, sana ve insanlığa yetecek kadar ağlayamadık, beni/bizi affet!

 

 

 

Bu yazı toplam 9685 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0125
Güneydoğu Haber